Zirveden soruşturmaların gölgesindeki isim Mustafa Sarıgül
Türk siyasetinde bazı isimler vardır; bir siyasi partiden, bir belediyeden, hatta bir dönemden daha fazla konuşulurlar.
Mustafa Sarıgül de onlardan biri.
Ben mesleğe 1992 yılında başladım.
1994 yılında Mustafa Sarıgül ile tanıştım.
Galatasaray Yönetim Kurulu Üyesi Sarıgül ile Fatih Terim Çatalca’da bir törendeydi.
Fanatik Fenerbahçeli olmama rağmen onlarla fotoğraf çektirdim ve bunu yayınladım.
Aradan 32 yıl geçti, Sarıgül benim en kolay iletişim kurduğum siyasetçilerden birisi oldu.
Telefonunu hep açan, mesaja dönen, yazdığınız bir habere olumlu olumsuz geri dönen bir siyasetçidir Sarıgül.

Kimi zaman halkın içinden çıkan siyasetçi, kimi zaman Şişli'nin efsane belediye başkanı, kimi zaman CHP'ye meydan okuyan lider, kimi zaman da siyasetin en renkli figürlerinden biri olarak karşımıza çıktı.
Ama bugün Mustafa Sarıgül'ün adı ne bir seçim başarısıyla ne yeni bir siyasi hareketle ne de bir belediyecilik projesiyle anılıyor.
Bugün adı, ailesine uzanan çok ciddi soruşturmalarla gündemde.
Peki, kimdir Mustafa Sarıgül?
Nereden geldi, nereye yükseldi ve bugün nasıl bir tabloyla karşı karşıya?
ŞİŞLİ'DEN TÜRKİYE SİYASETİNE
Mustafa Sarıgül, Erzincan'dan İstanbul'a uzanan hayat hikâyesiyle siyasette kendisine yer açmış bir isim.
Gençlik yıllarında siyasete atıldı. Sosyal demokrat gelenekten geldi. 1987 yılında henüz 30'lu yaşlarının başındayken milletvekili seçildi.
Ancak onu Türkiye çapında tanıtan asıl görev, Şişli Belediye Başkanlığı oldu.
1999 yılında başlayan belediye başkanlığı tam 15 yıl sürdü.
Şişli, İstanbul'un en önemli ticaret, finans, alışveriş ve gayrimenkul merkezlerinden biriydi.
Sarıgül bu ilçeyi yönetirken yalnızca belediye başkanı olarak kalmadı; kendi siyasi markasını da oluşturdu.
Halkla yakın temas, gösterişli organizasyonlar, dikkat çekici açıklamalar ve kendisine özgü hitabet tarzı onun siyaset anlayışının temel parçalarıydı.
Seveni de çoktu, eleştireni de.
Bir dönem CHP Genel Başkanlığına aday oldu. Partisiyle yolları ayrıldı. Türkiye Değişim Hareketi'ni başlattı. Demokratik Sol Parti'de siyaset yaptı. Türkiye Değişim Partisi'ni kurdu.
2014 yılında CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu ancak seçimi kazanamadı.
2023 yılında ise Erzincan'dan milletvekili seçilerek yeniden Meclis'e döndü.
Yani Sarıgül, siyasette defalarca düşüp yeniden ayağa kalkmayı başarmış bir isimdi.

ŞİŞLİ'NİN IŞILTISI, İMARIN GÖLGESİ
Mustafa Sarıgül'ün belediye başkanlığı dönemini değerlendirirken yalnızca yaptığı etkinliklere, açılışlara ve sosyal projelere bakmak yeterli değil.
Şişli, aynı zamanda İstanbul'un en yüksek gayrimenkul değerlerine sahip bölgelerinden biri.
Böyle bir ilçede belediye başkanlığı yapmak, son derece önemli imar kararlarına ve ekonomik ilişkilere de tanıklık etmek demektir.
Bugün yürütülen soruşturmada Şişli'nin geçmişteki bazı imar süreçlerinin de iddialara konu olması bu nedenle dikkat çekici.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmalıyız.
Bir belediye başkanının görev yaptığı dönemde büyük yatırımların gerçekleşmesi, tek başına bir usulsüzlük yapıldığı anlamına gelmez.
Böyle bir sonuca ulaşmak için iddiaların belgelerle, mali kayıtlarla ve hukuken geçerli delillerle ortaya konulması gerekir.
Gazetecilik de bunu gerektirir.
BUGÜN SARIGÜL'ÜN KARŞISINDA NASIL BİR DOSYA VAR?
16 Ekim 2026 tarihinde başlayan ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, Sarıgül ailesiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen mali işlemler üzerinden genişledi.
İki Alman vatandaşının şikâyetiyle gündeme gelen dosyada yüksek tutarlı para transferleri, yatırım anlaşmaları, dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması iddiaları bulunuyor.
Soruşturma kapsamında Mustafa Sarıgül'ün oğulları Emir ve Ömer Sarıgül ile eski eşi Aylin Kotil'in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi tutuklandı.
Ayrıca Sarıgül hakkında cinsel saldırı iddiaları da gündeme geldi. Bu iddialar da ayrı bir soruşturma boyutunu oluşturuyor.
Mustafa Sarıgül ise kendisine ve ailesine yöneltilen suçlamaları reddediyor. Bazı mali belgelerin gerçek işlemleri yansıtmadığını, ailesinin dolandırılmak ve şantaja uğratılmak istendiğini savunuyor.
Ortada çok ciddi iddialar var.
Ama ortada henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü yok.
Bunu özellikle vurgulamak gerekiyor.
Çünkü soruşturma başka şeydir, suçluluğun mahkeme kararıyla sabit olması başka şey.
AİLE, SİYASET VE SORUMLULUK
Mustafa Sarıgül'ün bugün karşı karşıya kaldığı en önemli meselelerden biri, soruşturmanın ailesinin farklı üyelerine kadar uzanmış olması.
Bu tablo ister istemez şu soruları gündeme getiriyor:
Bir siyasetçinin ailesinin ticari ilişkileriyle siyasi nüfuzu arasında nasıl bir sınır olmalı?
Kamu görevi üstlenen kişilerin yakınlarının ekonomik faaliyetleri hangi ölçüde şeffaf olmalı?
Belediye başkanlığı dönemindeki kararlar yıllar sonra sorgulanıyorsa, kamuoyu hangi belgelere ulaşabilmeli?
Bence asıl konuşmamız gereken meselelerden biri de budur.
Çünkü siyasette şeffaflık yalnızca rakiplerimiz için istediğimiz bir erdem olmamalı.
Herkes için geçerli olmalı.
PARTİSİYLE YOLLARINI AYIRDI
Soruşturmanın siyasi sonuçları da gecikmedi.
Mustafa Sarıgül, 28 Ekim'de yaptığı açıklamada, hakkında yürütülen soruşturmanın partisini tartışmaların içine çekmemesi için Yeni Parti üyeliğinin askıya alınmasını isteyeceğini duyurdu.
Ardından kamuoyuna yansıyan haberlerde partisinden ayrıldığı belirtildi.
Bir dönem siyasi hareketler kuran, genel başkanlık yarışına giren, meydanlarda binlerce kişiye hitap eden Sarıgül'ün bugün partisinden uzaklaşması, siyasi kariyerinde önemli bir kırılma noktası.
Elbette siyasi hayatı hakkında kesin bir hüküm vermek için erken.
Ancak geçmişteki siyasi gücüyle bugünkü durumu arasındaki farkı görmemek de mümkün değil.
SARIGÜL'ÜN HİKÂYESİ BİZE NE ANLATIYOR?
Ben yıllardır şunu savunurum:
Siyasetçinin büyüklüğü, arkasında yürüyen kalabalıklarla değil, görev yaptığı dönemin hesabını verebilmesiyle ölçülür.
Makamlar geçicidir.
Alkışlar geçicidir.
Seçim zaferleri de yenilgileri de geçicidir.
Kalıcı olan, kamuoyunun hafızası ve geride bırakılan icraatlardır.
Mustafa Sarıgül'ün geçmişinde siyasi başarılar da var, tartışmalar da.
Bugün ise hem kendisinin hem ailesinin adı ağır iddiaların bulunduğu dosyalarda geçiyor.
Buradan hareketle kimseyi peşinen suçlu ilan edemeyiz.
Ama kamuoyunun sorularını da görmezden gelemeyiz.
Şişli'de yıllarca alınan imar kararları, aile üyelerinin ticari ilişkileri ve soruşturmadaki mali iddialar hukukun sınırları içinde açıklığa kavuşturulmalı.
Aynı şekilde, Sarıgül'ün ortaya koyduğu savunmalar da ciddiyetle incelenmeli.
Adalet, yalnızca suçlamaların araştırılması değil, masumiyet ihtimalinin de korunmasıdır.
*
Mustafa Sarıgül bir zamanlar İstanbul'un en çok konuşulan belediye başkanlarından biriydi.
Bugün yine Türkiye'nin en çok konuşulan siyasi isimlerinden biri.
Ama bu defa konuşulan ne seçim meydanları ne belediye hizmetleri ne de yeni bir siyasi parti.
Konuşulan, çok ciddi iddialar ve bunların nasıl sonuçlanacağı.
Benim için mesele Sarıgül'ün siyasi geleceğinden daha büyük.
Mesele, kamu gücünü kullanan herkesin hesap verebilmesi.
Mesele, hukukun kişilere göre değişmemesi.
Mesele, ne bir siyasetçinin sırf tanınmış olduğu için korunması ne de hakkında soruşturma açıldığı için peşinen mahkûm edilmesi.
Dün alkışlayanların bugün susması da dün eleştirenlerin bugün hüküm vermesi de adaletin yerini tutmaz.
Mustafa Sarıgül'ün hikâyesinin bundan sonraki bölümünü ne sosyal medya ne siyasi rakipleri ne de gazete manşetleri yazmalı.
O bölümü belgeler, deliller ve bağımsız yargı yazmalı.
Çünkü siyasette asıl mesele zirveye çıkmak değil, o zirveden inerken geride nasıl bir isim bıraktığınızdır.
Kılıçdaroğlu’na ‘Mal’ demişti!
2011 yılında o zaman gazetemizin ismi HABERDAR’dı.
Haberdar’da böyle bir haber yayınlandı:
Kumburgaz Artemis Otel’de düzenlenen seçici davetlilerin katıldığı toplantıda konuşan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül TDH ile ilgili bir soru üzerine verdiği cevapta CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ‘MAL’ diye bahsetti.
Mustafa Sarıgül ağırlıklı olarak Şişli’de yaptıkları belediyecilik hizmetlerinden bahsetti.
Bu sırada izleyenlerden gelen soruları da cevaplayan Sarıgül Türkiye Değişim Hareketi’nden neden vazgeçtiniz türden bir soruyu cevaplarken şunları söyledi;
‘Biz ürünümüzü hazırladık, tüm ülkeye tanıttık, ambalajladık, tam pazara sunacaktık. Baktık ki kardeş firmamız daha iyi bir mal bulmuş. Ve geri çekildik. Ama bizim ürünümüz rafta bekliyor. Arkadaşlarımız sahaya çıksın, şampiyon olsun, biz yine bekleriz. Ancak baktık ki bu takım halkın beklentilerine cevap vermiyor ve halkımız bizi yeniden sahalarda görmek istiyor o zaman biz yine çıkarız meydanlara. Çünkü biz halkımızın gönlünde yer ettik. O gönüllerden bizi silemezler’ dedi.
Toplantı sonrası HABERDAR gazetesinin önceki gün yayınlanan ve kendisinin de fotoğrafının ve isminin yer aldığı ‘CHP’de küskünler baharı bekleyecek’ haberini okuyan Mustafa Sarıgül HABERDAR Genel yayın Yönetmeni Mehmet Mert’e yaptığı açıklamada; ‘Benim fotoğrafımı neden koydunuz buraya. Ben CHP’ye dönmek için başvurmadım ki. Kim kimi oyluyormuş. Herkes işine baksın’ dedi.





