Cumhuriyetin sahibi millettir
Cumhuriyetimizin 103. yaş günü.
Tam 103 yıl önce bir milletin kaderi değişti. Bir millet, kendi geleceğini kendi ellerine aldı. Yokluklardan, savaşlardan, acılardan ve yıkımlardan yeni bir devlet doğdu. Adı Türkiye Cumhuriyeti oldu.
Peki, Cumhuriyet nedir? Ne ifade eder bizim için? Ne zaman başımız sıkışsa sığındığımız dal. Ne zaman darlansak başvurduğumuz çare. Ne zaman bunalsak kaçtığımız ova, yuva, dağ, bayır neresidir diye sorsam… Eminim her birinizin aklına başka bir yer, başka bir insan gelir.
Ama gelin bir başka açıdan bakalım. Bir sabah uyandığınızda özgürlüğünüzün elinizden alındığını düşünün. Konuşamadığınızı… Yazamadığınızı… Düşüncelerinizi açıklayamadığınızı… Hakkınızı arayamadığınızı… Çocuklarınızın geleceğine dair söz sahibi olamadığınızı düşünün. Geriye ne kalır? Kocaman bir sıfır!
İşte o yüzden yıllardır söylüyorum: Tek dostumuz Cumhuriyettir!
Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir
Cumhuriyet anadır, kardeştir, bacıdır, babadır, yardır. Cumhuriyet fazilettir, huzurdur, güvendir, erdemdir, tutkudur. Cumhuriyet özgürlüktür, bağımsızlıktır, hürriyettir, demokrasidir. Cumhuriyet çağdaşlıktır, bilimdir, ilimdir. Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi, evsizlerin evi, yurtsuzların yurdudur. Cumhuriyet kalptir, yürektir, kandır, bağdır.
Cumhuriyet, Anadolu’nun en ücra köyündeki çocuğun okuyabilme umududur. Cumhuriyet, bir kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesidir. Cumhuriyet, yoksul bir ailenin evladının bu ülkenin en yüksek makamlarına ulaşabilmesidir. Cumhuriyet, kimsenin kimseye kul olmadığı, herkesin hukuk önünde eşit sayıldığı bir düzenin adıdır. En azından bize bırakılan ideal budur.
103 yıl sonra neredeyiz?
Gelelim bugüne… Cumhuriyet 103 yaşında. Peki, biz Cumhuriyet’in neresindeyiz? Hukukun neresindeyiz? Adaletin neresindeyiz? Demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin neresindeyiz? 103 yıl önce yokluk içerisinde kurulan Cumhuriyet’in bugün hangi değerlerini ne kadar yaşatabiliyoruz?
Bakıyorum… Siyasetçiler Cumhuriyet nutukları atıyor. Belediyeler meydanları süslüyor. Devlet kurumları kutlama mesajları yayımlıyor. Herkes Atatürk fotoğrafları paylaşıyor. Ne güzel! Ama yetmez dostlar, yetmez!
Cumhuriyet’i sevmek sadece bayrak sallamak değildir. Atatürk’ü sevmek yalnızca fotoğrafını duvara asmak değildir. Cumhuriyet’e sahip çıkmak, onun temel değerlerine sahip çıkmaktır. Hukuka sahip çıkmaktır. Adalete sahip çıkmaktır. Liyakate sahip çıkmaktır. Özgür düşünceye ve özgür basına sahip çıkmaktır. Ve en önemlisi, bu ülkenin bütün insanlarını eşit yurttaş olarak görebilmektir.
Gazeteci susarsa kim konuşacak?
Ben gazeteciyim. Yıllardır yazıyorum, konuşuyorum, soruyorum. Kimi zaman alkışlanıyorum. Kimi zaman eleştiriliyorum. Kimi zaman da yazdıklarımızdan rahatsız olanlarla karşı karşıya kalıyoruz. Ama şuna inanıyorum: Cumhuriyet varsa gazeteci soru sorabilmelidir. Cumhuriyet varsa vatandaş hesap sorabilmelidir. Cumhuriyet varsa bir belediye başkanı da bir bakan da bir milletvekili de eleştirilebilmelidir. İktidar da eleştirilebilmelidir, muhalefet de.
Çünkü Cumhuriyet, makam sahiplerinin değil, milletin egemenliğidir. Gazetecinin sustuğu, vatandaşın korktuğu, eleştirinin düşmanlık sayıldığı bir anlayış Cumhuriyet’in ruhuyla bağdaşmaz. Benim için Cumhuriyet, gerektiğinde en güçlü makamın karşısında bile gerçeği söyleyebilmektir.
Cumhuriyet'in sahibi bellidir
Bir de şu mesele var… Cumhuriyet’i kimse kendi siyasi anlayışının tapulu malı sanmasın. Ne iktidarın tekelindedir Cumhuriyet… Ne muhalefetin… Ne sağcıların… Ne solcuların…
Cumhuriyet bu milletindir. Cumhuriyet’i kuran irade, milletin bağımsız yaşama iradesidir. Dolayısıyla Cumhuriyet’i savunmanın ölçüsü, hangi siyasi partinin rozetini taşıdığınız değil, demokrasiye ve hukuka ne kadar saygı gösterdiğinizdir.
Siyasi partiler gelir geçer. Genel başkanlar değişir. Belediye başkanları değişir. Milletvekilleri değişir. İktidarlar değişir. Ama Cumhuriyet kalır. Kalmalıdır! Çünkü Cumhuriyet herhangi bir siyasetçinin değil, bu milletin ortak geleceğidir.
Çocuklarımıza ne bırakacağız?
Dostlar… 103 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bize bağımsız bir vatan bıraktı. Cumhuriyet bıraktı. Egemenlik hakkı bıraktı. Peki, biz çocuklarımıza ne bırakacağız? Daha adil bir ülke mi? Daha özgür bir ülke mi? Gençlerin geleceklerini kendi vatanlarında kurabildiği bir ülke mi? Yoksa birbirine düşman edilmiş insanların, geçim sıkıntısıyla boğuşan ailelerin, umudunu başka ülkelerde arayan gençlerin yaşadığı bir Türkiye mi?
İşte asıl üzerinde düşünmemiz gereken budur. Çünkü Cumhuriyet’i korumak yalnızca geçmişe sahip çıkmak değildir. Geleceği de korumaktır.
Cumhuriyet var ya...
Yıllar önce bir yazımda söylemiştim. Bugün de aynı düşüncedeyim. Yarın da aynı düşüncede olacağım.
Cumhuriyet anadır, kardeştir, bacıdır, babadır, yardır! Cumhuriyet fazilettir, huzurdur, güvendir, erdemdir, tutkudur! Cumhuriyet özgürlüktür, bağımsızlıktır, hürriyettir, demokrasidir! Cumhuriyet çağdaştır, moderndir, bilimdir, ilimdir! Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi, evsizlerin evi, yurtsuzların yurdudur! Cumhuriyet kalptir, yürektir, kandır, bağdır!
Cumhuriyet bizim dünümüzdür. Bugünümüzdür. Yarınımızdır. Ve Cumhuriyet, çocuklarımızın geleceğidir. Onu yaşatmak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara daha güçlü bırakmak hepimizin görevidir.
Bugün 103 yaşında olan Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu vatan uğruna mücadele eden bütün kahramanlarımızı saygıyla, minnetle anıyorum.
Ve yine yıllar önce söylediğim o sözle bitiriyorum: Cumhuriyet var ya Cumhuriyet…
Cumhuriyet'tir
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.