Bakırköy Belediyesi önünde gerçekleştirilen ortak basın açıklamasında, belediyeye yönelik operasyonda çalışanların gözaltına alınması ve bunun emekçiler ile aileleri üzerinde yarattığı kaygılar gündeme getirildi. Sendika temsilcileri, soruşturma süreçlerinin hukuka uygun, şeffaf ve tarafsız yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak gözaltılara ve siyasi baskı olarak değerlendirdikleri uygulamalara tepki gösterdi.
Basın açıklamasına katılanlar, üzerinde “Bakırköy Belediyesi’ne yapılan algı operasyonunu kabul etmiyoruz. Çalışanların gözaltına alınması, ailelerin mağdur edilmesi ve emekçilerin huzurunun bozulması kabul edilemez. Birleşe birleşe kazanacağız.” yazılı pankart açtı.
Katılımcılar, açıklama boyunca “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Hak, hukuk, adalet” ve “Foncular dışarıda, emekçiler içeride” sloganları attı.
SÜREYYA DOĞAN: “ÜLKEDE ADALET İSTİYORUZ”
Basın açıklaması öncesinde konuşan DİSK Genel-İş İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Süreyya Doğan, ülkenin ekonomik ve toplumsal sorunlarına dikkat çekerek emekçilerin ciddi geçim sıkıntısı yaşadığını söyledi.
Kadın cinayetleri, okullardaki şiddet, ekonomik nedenlerle yaşanan intiharlar, asgari ücret, yoksulluk, barınma ve beslenme sorunlarının toplumun temel gündemleri arasında bulunduğunu belirten Doğan, belediye çalışanlarının gözaltına alınması nedeniyle bir araya geldiklerini ifade etti.
Doğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Büyük sıkıntılarımız var. Ülke olarak büyük sıkıntılarımız var. Emekçilerin büyük sorunları var.
Kadın cinayetleri, okullardaki şiddet, ekonomik sıkıntılardan dolayı intiharlar, geçim sorunları, asgari ücret, sefalet ücreti, yoksulluk sınırı, temel ihtiyaçlara erişim, barınma sorunu, beslenme sorunu… Emekçilerin çok ciddi geçim sorunu var arkadaşlar.
Ama biz bugün burada, dün gerçekleşen belediye emekçisi arkadaşlarımızın gözaltına alınmasıyla yaşanan olumsuzluk nedeniyle toplandık. Hiçbir arkadaşımızın haksız ve hukuksuz şekilde gözaltına alınmasını, tutuklanmasını kabul etmiyoruz.
Bizler ülkede adalet istiyoruz. Gelirde adalet istediğimiz gibi, vergide adalet istediğimiz gibi ülkede adalet istiyoruz.
Adalet istememizin sebebi, daha kurallı, daha güvenceli, sendikalı bir çalışma ortamının tesis edilmesidir. Ama bugün gelinen noktada belediye emekçileri baskı ve tehdit altında işlerini devam ettirmeye çalışıyorlar.
Uzun yıllar herkes burada çalıştı. Hepimiz uzun yıllar burada çalıştık. İlk kez böyle bir şeyle karşılaşıyoruz. Bakırköy Belediyesi’nin geçmiş tarihinde böyle bir şey yaşanmamıştır. O yüzden bunu kabul etmemiz mümkün değildir.”
Doğan, konuşmasının sonunda sözü diğer sendika temsilcilerine bıraktı.
MERYEM TÜRKMEN: “ARKADAŞLARIMIZI GECE YARISI GÖZALTINA ALMAK YERİNE DAVET EDİN”
KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen İstanbul 1 No’lu Şube yöneticisi Meryem Türkmen de Bakırköy Belediyesi önünde yaptığı konuşmada, belediye çalışanlarının gözaltına alınmasına tepki gösterdi.
Daha önce Esenyurt Belediyesi’ne yönelik operasyonları hatırlatan Türkmen, sendikaların haksız ve hukuksuz buldukları uygulamalar karşısında seslerini yükseltmeye devam edeceklerini söyledi.
Türkmen, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bakırköy Belediyesi çalışanı arkadaşlarımız, Bakırköy Belediyesi yöneticileri, bugün burada dün uyandığımız bir şafak operasyonu için toplanmış bulunmaktayız.
Hatırlarsınız, bundan iki yıl önce ilk operasyon, ilk kayyum Esenyurt Belediyesi’ne yapılmıştı. Orada da söyledik, bugün burada da söyleyeceğiz. Haksız, hukuksuz tutuklamalara karşı ses yükselteceğiz.
Tüm Bel-Sen olarak, KESK olarak biz sürekli haksızlığın, adaletsizliğin karşısında olmuş bir sendikayız.
Şimdi bakın arkadaşlar, iki gün önce MESEM’deki katliamlara ses çıkardığı için iki üniversiteli öğrenci gece vakti evlerinden gözaltına alındı. Hepimiz biliyoruz.
Hepimizin cebinden çıkacak fon vurgunları, MESEM cinayetleri, emeklilerin geldiği umutsuzluk, çalışanların geçinme sorunu, kira sorunu… Ülkenin bunca sorunu varken bizim üyelerimiz haksız ve hukuksuz şekilde gözaltına alındılar.
Buradan sesleniyoruz: Anayasayı işletin arkadaşlar. Arkadaşlarımızı gece yarısı şafak operasyonlarıyla gözaltına almak yerine evlerine davet edin. Eğer varsa bir suçları, hukuku işletin diyoruz.
Dolayısıyla bugün gelinen noktada gazeteciler gözaltında. Gazeteciler hem yaptıkları haberler sebebiyle hem de yapamadıkları, yapmak istemedikleri veya kendilerinden yapılması istenen haberler sebebiyle gözaltında.
Burada şunu söylemek gerekiyor ki eğer kurtulacaksak, eğer Sırbistan’da olduğu gibi bu düzeni, bu kara düzeni bertaraf edeceksek birlikte olmaktan başka şansımız, çaremiz yok.
Dolayısıyla kurtuluş yok tek başına! Ya hep beraber ya hiçbirimiz!”
Türkmen, dayanışmanın önemine dikkat çekerek emek ve demokrasi mücadelesinin birlikte yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.

ŞÜKRAN: “GÖZALTILAR, TUTUKLAMALAR VE BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ”
Tüm Bel-Sen şube yöneticisi Şükran, konuşmasında Bakırköy Belediyesi ile Denizli’deki Merkezefendi Belediyesi’ne yönelik operasyonları değerlendirdi.
Operasyonları siyasi olarak nitelendiren Şükran, Bakırköy Belediyesi’nde başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu’nun babası ve sendika üyelerinin de aralarında bulunduğu kişilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.
Şükran, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Artık neredeyse haftalık bir rutin hâline getirilen yolsuzluk, günümüzdeki siyasi operasyon tiyatrosunun bu seferki sahnesi İstanbul’da Bakırköy ve Denizli’de Merkezefendi belediyelerinde yaşanıyor.
Daha öncekiler gibi yine toplumda hiçbir inandırıcılığı kalmamış spekülatif gerçeklerle Bakırköy Belediyesi’nde dört başkan yardımcımız, üç belediye meclis üyemiz ve Belediye Başkanımız Ayşegül Ovalıoğlu’nun 86 yaşındaki babası ile sendikamız üyelerinin de aralarında bulunduğu 56 kişi gözaltına alındı. Denizli Merkezefendi Belediyesi’nde ise belediye başkanı ve başkanın eşi ile sendika üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi yine gözaltına alındı.
Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz!
Bu kadar aleni hukuksuzluklarla toplumu baskı ve zor yoluyla korkutarak kendi faşizan iktidarına esir almayı amaçlayan bu siyasi operasyonlar sadece bir partiye veya muhalif belediyelere değil, demokrasiye, adalete, barışa ve özgürlüklere yöneliktir.
Artık toplumda ne bir inandırıcılığı kalan ne de herhangi bir korku etkisi yaratan bu siyasi operasyonlar, AKP’nin seçimle kazanamadığı belediyeleri gasp edip kendisinden olmayan belediyeleri hizmet üretemez hâle getirme ve ülkemizde kalan demokrasi ve hukuk kırıntılarını da ortadan kaldırma girişimlerinden başka bir şey değildir.
İktidarın yargıyı ülkede tek düze bir siyasal düzen oluşturmak için adeta bir araç gibi kullanarak demokratik siyasete darbe yapan bu siyasi operasyonlarını, emek ve demokrasi güçlerinin bütününe ve toplumun geneline yönelik sistematik saldırıların bir parçası olarak görüyor ve asla kabul etmiyoruz.
İktidara çağrımızdır: Toplumda hiçbir inandırıcılığı ve karşılığı olmayan bu hukuka aykırı, antidemokratik siyasi operasyonlarınıza artık bir son verin. Gözaltına aldığınız belediye başkanları, başkan yardımcıları ve belediye çalışanları dâhil herkesi derhal serbest bırakın.
Hakkındaki her türlü iddiaya ilişkin adil ve tarafsız bir yargılama için tutuksuz, kamuoyuna açık ve şeffaf yargılama esas alınmalıdır. Belediyelerde halkın demokratik iradesini gaspeden kayyumların da görevine son verilmelidir.
Biz biliyoruz ki karanlığın en koyu olduğu yer, şafağa en yakın yerdir. Karanlığa teslim olmayacağız.”
Şükran, açıklamasında belediyelere yönelik operasyonların demokrasi ve hukuk açısından değerlendirilmesi gerektiğini savunarak gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısını yineledi.
ZÜLAL KAYNAK: “ÇALIŞANLARIN HUZURU VE GÜVENCESİ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”
DİSK Genel-İş İstanbul 2 No’lu Şube yöneticisi Zülal Kaynak da Bakırköy Belediyesi’ne yönelik operasyonu ve hukuk uygulamalarında çifte standart bulunduğu yönündeki eleştirilerini dile getirdi.
Gözaltına alınan belediye çalışanlarının ailelerinin yaşadığı kaygıya dikkat çeken Kaynak, soruşturma süreçlerinin insan onuru, temel hak ve özgürlükler ile masumiyet karinesi gözetilerek yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Kaynak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bakırköy Belediyesi’ne yönelik operasyonu ve çifte standartları kabul etmiyoruz.
Bakırköy Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyon kapsamında belediye personelinin gözaltına alınması, yalnızca kamu emekçilerini değil, çocukları, eşleri ve tüm yakınlarını derin bir kaygı ve belirsizlik ortamına sürükleyen kabul edilemez bir sürece yol açmaktadır. Emekçilerin birer dosya numarası veya soruşturma konusu hâline getirilmesini asla kabul etmiyoruz.
Sabah evinden işe gitmek üzere ayrılan bir emekçinin gözaltına alınması, geride kalan aileler için derin bir mağduriyet demektir. Hukuki süreçlerin yürütülmesi asla insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri ve masumiyet karinesini ortadan kaldıramaz.
Her bir emekçinin yargılama süreci ölçülülük ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yürütülmelidir.”
Kaynak, ülkenin temel sorunlarının çözüm beklediğini belirterek ekonomik sıkıntılardan kadın cinayetlerine, işsizlikten kira sorununa kadar birçok başlığın toplumun gündeminde olduğunu ifade etti.
Kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün ülkemizin temel gündemi, akşam yatağa aç giren çocuklar, emekli maaşıyla geçinemeyen yaşlılar, derinleşen ekonomik kaygılar, işsizlikle boğuşan gençler, önlenmeyen, tamamen politik olan kadın cinayetleri, ülkeyi saran mafyalaşma sarmalı ve siyasetin her alanındaki liyakatsizliktir.
Halkın asıl sorunları çözülmeyi beklerken kamu kaynaklarının muhalif belediyelere yönelik baskılara, yıldırma politikalarına ve gözdağı operasyonlarına harcanması büyük bir adaletsizliktir.
Baskılar bizi yıldıramaz!
Ülkeyi yönetenlerin karıştığı iddia edilen büyük fon vurgunları ve mal varlığı tartışmalarının üzerine gitmeyenler, halka hizmet eden belediyeleri didik didik ederek taraflı bir yargı düzeni yaratmaktadır. Hukuk, iktidarın sopası değil, tüm vatandaşlar için eşit bir güvence olmalıdır.”
“EMEKÇİLER VE AİLELERİ YALNIZ DEĞİL”
Kaynak, operasyonun belediye çalışanları arasında kaygı ve güvensizlik oluşturduğunu belirterek çalışanların hukuki güvencelerinin korunması gerektiğini vurguladı.
“Çalışanların huzuru ve güvencesi kırmızı çizgimizdir.
Kamu emekçilerinin gözaltına alınmasıyla ortaya çıkan mağduriyetin yanı sıra bu süreçlerin belediye personeli arasında yarattığı kaygı ve güvensizlik de ortadadır. Emekçiler işlerini yaparken hukuki güvencelerinin korunduğundan emin olmalıdır. Hiçbir çalışan, yaşanan gelişmeler nedeniyle kendisini ve ailesini sürekli bir endişe içinde hissetmemelidir.
Bizler DİSK Genel-İş İstanbul 2 No’lu Şube Başkanlığı olarak altını çiziyoruz: Yerel yönetimler, halkın iradesiyle oluşan demokratik kurumlardır. Bu kurumlara yönelik her türlü hukuki süreç şeffaf biçimde, evrensel hukuk normlarına uygun olarak yürütülmelidir.
Çalışanların ve ailelerin yaşadığı mağduriyet karşısında sessiz kalmayacağız. Adaletin sağlanması kadar insan onurunun korunması da vazgeçilmezdir.
Bizler emeğin, dayanışmanın, adaletin ve demokrasinin yanında olmaya devam edeceğiz. Hiçbir emekçinin ve ailesinin yalnız olmadığını bir kez daha ilan ediyoruz.”
Kaynak, açıklamasında kamu çalışanlarının haklarının korunması ve yargı süreçlerinin eşitlik ilkesi doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

BAŞKAN AYŞEGÜL OVALIOĞLU’NDAN DESTEK TEŞEKKÜRÜ
Basın açıklamasına katılarak kendisine ve belediye çalışanlarına destek verenlere teşekkür eden Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu da kısa bir konuşma yaptı.
Ovalıoğlu, yaşanan süreç nedeniyle belediye önünde bir araya geldiklerini belirterek çalışanların ve katılımcıların dayanışmasına dikkat çekti.
Ovalıoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Değerli emekçi arkadaşlarım, bugün maalesef bu süreci yaşamak durumunda kaldık. Bugün burada bu açıklamayı yaparak Bakırköy olarak bir ses yükselttik.
Hepinize bu verdiğiniz emek için, bu sesleniş için, verdiğiniz destek için yürekten teşekkür ediyorum.
Sağ olun, var olun. Sağ olun, var olun.”
Ovalıoğlu’nun konuşmasının ardından katılımcılar, “Baskılar bizi yıldıramaz” ve “Karanlığa teslim olmayacağız” sloganlarını attı.