Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
15°
Ara

Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar

YAYINLAMA:
Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar

FİLİZ ALTUN: ULUSLARARASI VİZYONU VE ÇOK YÖNLÜ BİRİKİMİYLE DİKKAT ÇEKİYOR

Filiz Altun, iş dünyasındaki deneyimini uluslararası eğitim ve ticaret çalışmalarıyla birleştiren, özgün projeleri ve kendine has çalışma tarzıyla dikkat çeken çok yönlü bir isim. Mali işler yönetiminden uluslararası danışmanlığa, spordan yazarlığa uzanan kariyerinde vizyonu, güçlü iletişimi, pozitif enerjisi ve ışıltısıyla öne çıkıyor.

Türkiye’nin önde gelen holdinglerinde mali işler yönetimi ve denetimi alanlarında görev alan Filiz Altun, İngiltere’de Uluslararası İşletme ve Hukuk alanlarında eğitim aldı. Mesleki birikimini uluslararası bakış açısıyla birleştiren Altun, İngiltere merkezli şirketi aracılığıyla farklı ülkeler ve iş çevreleri arasında bağlantılar kurarak çalışmalarını sürdürüyor.

Uluslararası eğitim ve ticaret

İngiltere, İrlanda, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda başta olmak üzere farklı ülkelerle bağlantılı eğitim çalışmalarında öğrencilere rehberlik eden Altun, onların yetenekleri ve gelecek hedefleri doğrultusunda doğru fırsatlara ulaşmalarını önemsiyor. Uluslararası ticaret alanındaki girişimleri ve geliştirdiği iş birlikleriyle de yeni fırsatlara odaklanıyor. QTB International platformunu küresel ölçekte bir içerik ve iletişim alanına dönüştürmek, gelecek hedefleri arasında yer alıyor.

Spordan yazarlığa uzanan kariyer

Profesyonel spor yaşamında ENKA ve Beşiktaş formalarını giyen Filiz Altun, voleyboldan kazandığı disiplin, takım ruhu ve mücadele anlayışını iş hayatına da taşıyor. Farklı alanlarda edindiği deneyimler, çalışma anlayışının temelini oluşturuyor.

Yazarlığa da yönelen Altun, Farklı Taraf çatısı altında yayımlanan yazılarında güncel gelişmelerden toplumsal meselelere, eğitimden spora ve insan hikâyelerine kadar çeşitli konuları ele alıyor. Yakın zamanda Quality dergisinde de köşe yazarlığına başlayan Altun, değerlendirmelerini okurlarıyla paylaşmayı sürdürüyor.

Hadi Bi’ Cesaret! ile yeni bir adım

Altun’un üzerinde çalıştığı Hadi Bi’ Cesaret! adlı kitap projesi; fırsatları fark etmek, değişim karşısında cesaret göstermek ve yeni başlangıçlar yapmak temalarını işliyor. Proje, okurları kendi potansiyellerini keşfetmeye davet etmeyi amaçlıyor.

Çok yönlü birikimi, özgün projeleri, güçlü iletişimi, pozitif enerjisi ve dikkat çeken kişiliğiyle Filiz Altun, eğitimden ticarete ve yazarlığa uzanan çalışmalarını ortak bir vizyonla buluşturuyor. Uluslararası iş birliklerini geliştirmeyi ve deneyimini yeni projelerle geleceğe taşımayı hedefleyen Altun, farklı alanlarda değer üreten çalışmalarına devam ediyor.

HANDE BİNGÖL: EDEBİYATIN VE MUSİKİNİN İZİNDE BİR SANAT YOLCULUĞU

Eskişehir’den Ankara’ya uzanan yaşam öyküsünde Hande Bingöl, besteleri, söz yazarlığı, edebiyata duyduğu tutku ve yaratıcı yazarlık çalışmalarıyla sanat dünyasında kendine özgü bir yol çiziyor. Müziği ve edebiyatı yaşamının ayrılmaz parçaları olarak gören Bingöl, hayallerini üretime dönüştürerek kalıcı eserler ortaya koymayı amaçlıyor.

8 Ağustos 1980’de dünyaya gelen Bingöl’ün sanatla kurduğu bağ çocukluk yıllarında başladı. Babasının müziğe tutkusu, annesinin edebiyata ilgisi sanat anlayışının temelini oluşturdu. Henüz dört yaşındayken Münir Nurettin Selçuk’tan dinlediği “Dönülmez Akşamın Ufkundayız” eserini bir yıl boyunca çalışarak babasına söylemek istemesi, müziğin hayatındaki özel yerini gösteren ilk anılardan biri oldu.

İlk ve orta öğrenimini Eskişehir’de, lise eğitimini Edremit Lisesi’nde tamamlayan Bingöl, edebiyat yeteneğiyle öğretmenlerinin dikkatini çekerek çeşitli yarışmalarda dereceler elde etti. Müzik öğretmeninin konservatuvara hazırlanma teklifini ailevi koşullar nedeniyle değerlendiremedi. İlerleyen yıllarda ticaretle uğraştı, radyoculuk yaptı; turizm ve işletme eğitiminin ardından otelcilik ve finans sektörlerinde çalıştı.

Covid-19 döneminde geçirdiği ağır hastalık, yaşamında dönüm noktası oldu. Bu mücadelenin ardından hayallerini ertelememeye karar veren Bingöl, bestelerine ve yazarlığa daha fazla yöneldi. Babasını kaybettikten 15 gün sonra yaptığı ilk bestesi de müzik yolculuğunda özel bir yer edindi.

Şair Osman Yalınız’ın “Asırlık Sevda” şiirini besteleyerek 14 Şubat’ta dinleyicilerle buluşturan sanatçı, olumlu geri dönüşlerin ardından yeni çalışmalarına hız verdi. Sözleri Zafer Arduçoğlu’na ait “Yar Yaslansam Omuzuna” adlı eserinin yayımlanması için hazırlıklarını sürdürüyor.

Yıldırım Bayezid Üniversitesi bünyesinde musiki ses eğitimi alanında ikinci sınıf öğrencisi olan Bingöl, nazariyat, repertuvar, bono ve ses eğitiminin yanı sıra ud ve şan dersleri alıyor. Yaratıcı yazarlık ve geliştirici editörlük eğitimlerini tamamlayan sanatçı, on kadın yazarın hikâyelerini buluşturan ortak kitapta yer almaya hazırlanıyor. Kendi romanından önce annesinin yıllardır yazdığı eserleri kitaplaştırmayı hedefliyor. Annesinin 70 yaşında bir öykü yarışmasında derece kazanması, ailedeki edebiyat sevgisinin kuşaklar boyunca sürdüğünü gösteriyor.

Bingöl, hayatını 20 yıl önce kaybettiği babasını her gün sevgiyle andığını belirterek annesine, kendisini destekleyen ağabeylerine, uzakta olsa da kalben yanında hissettiği oğluna ve yeğenlerine teşekkür ediyor. Kıymetli ailesine, hocalarına, şeflerine, arkadaşlarına, dostlarına ve hayatına dokunan herkese minnettarlığını dile getiriyor.

Hande Bingöl, 3 Kasım’da açılacak Hanzade Eryaman Türk Müziği Korosu’nun şefliğini üstleniyor ve koro hazırlıklarını sürdürüyor.

JALE AYDEMİR, TÜRKÜLERLE KÜLTÜRÜ VE DOĞAYI BULUŞTURUYOR

1975 yılında Artvin’de dünyaya gelen Jale Aydemir, uzun yıllardır sürdürdüğü tekstil sektöründeki çalışmalarının yanı sıra müziğe duyduğu ilgiyle sanat yolculuğunu şekillendiriyor. Babasının bağlama çalıp türkü söylemesiyle temelleri atılan müzik sevgisini yıllar içinde eğitimlerle geliştiren Aydemir, bugün geleneksel türküleri kendine özgü projelerle dinleyiciyle buluşturuyor.

Lise eğitiminin ardından iş hayatına atılan Jale Aydemir, tekstil alanındaki çalışmalarını halen sürdürüyor. Müziğe olan ilgisini hiçbir zaman ikinci plana atmayan Aydemir, dönem dönembağlama ve şan dersleri aldı; bu eğitimlere devam ederek kendisini geliştirmeyi sürdürdü. Yaklaşık 10 yıl boyunca Belkıs Akkale korosunda yer alan Aydemir, usta sanatçının kendileri için önemli bir yol gösterici olduğunu belirtiyor. Bu süreçte edindiği deneyimler, müzikal birikiminin gelişmesinde etkili oldu.

Son iki yıldır türkülere yönelik klip çalışmalarına ağırlık veren Jale Aydemir, müziği yalnızca ses ve yorumla sınırlı görmüyor. Doğa, hayvanlar ve tarih gibi farklı temaları kliplerine taşıyan Aydemir, izleyicilere müziğin ötesinde mesajlar ulaştırmayı amaçlıyor. Son yayımladığı Artvin türküsüyle birlikte dört klibe ulaşan sanatçının yaklaşık 20 müzik kaydı da bulunuyor.

Aydemir’in son klibinde sokak hayvanları konusuna dikkat çekmesi, müziği toplumsal farkındalık oluşturmak için kullanma yaklaşımının bir örneğini oluşturuyor. Görsel anlatımla türküleri bir araya getiren projelerinde doğaya, canlılara ve kültürel değerlere yönelik duyarlılığını ön plana çıkarıyor.

Kendisini henüz sanatçı olarak tanımlamak yerine müzik yolunda ilerleyen ve kültür elçisi olmaya çalışan bir müzisyen olarak gören Jale Aydemir, çalışmalarında mütevazı bir yaklaşım benimsiyor. Daha önce dijital bir kanalda türkü programı sunan Aydemir, şimdi de ulusal bir türkü kanalında yeni programıyla izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Müzik çalışmalarını sürdürmeyi hedefleyen Jale Aydemir, geleneksel türküleri farklı görsel anlatımlarla buluşturarak kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Kendine özgü proje anlayışı, güçlü iletişimi ve pozitif enerjisiyle dikkat çeken Aydemir, müzik yolculuğunda yeni çalışmalarla dinleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor.

SEDAT TAPŞIK, FARKLI MUTFAK KÜLTÜRLERİNİ ÖZGÜN LEZZETLERLE BULUŞTURUYOR

Mutfak sektörüne 14 yaşında adım atan Sedat Tapşık, yaklaşık dokuz yıllık mesleki deneyimiyle Türk mutfağından dünya mutfağına, Uzak Doğu lezzetlerinden modern gastronomi uygulamalarına uzanan çok yönlü bir birikime sahip. Farklı mutfak kültürlerini yaratıcı bir bakış açısıyla ele alan Tapşık, geleneksel lezzetleri modern dokunuşlarla bir araya getirerek kendine özgü bir mutfak anlayışı geliştiriyor.

Mesleki yolculuğuna genç yaşlarda başlayan Sedat Tapşık, mutfağı yalnızca yemek hazırlanan bir alan olarak değil, aynı zamanda yaratıcılığın, disiplinin ve estetik anlayışın buluştuğu bir çalışma alanı olarak değerlendiriyor. Türk mutfağının köklü mirasını dünya mutfaklarının farklı teknikleriyle birleştirmeye önem veren Tapşık, özellikle özgün lezzet tasarımı ve dengeli tabak sunumları üzerine yoğunlaşıyor.

Menü geliştirme, ürün seçimi, mutfak organizasyonu ve gastronomik sunum konularındaki yetkinlikleri, mesleki yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. Malzemelerin doğru kullanımı, lezzetlerin birbiriyle uyumu ve sunumun görsel bütünlüğü, çalışmalarında öne çıkan başlıkları oluşturuyor. Geleneksel pişirme tekniklerini çağdaş uygulamalarla harmanlayan Tapşık, her tabağın kendine özgü bir karakter taşımasına önem veriyor.

Farklı mutfak kültürlerine duyduğu ilgi, onun çalışma alanını genişletirken yeni tatlar ve farklı sunum biçimleri üzerine düşünmesini de sağlıyor. Uzak Doğu mutfağının kendine has teknikleriyle dünya mutfağının çeşitliliğini Türk mutfağının zenginliğiyle buluşturmak, bu yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturuyor.

Mesleki bilgi birikiminin yanı sıra iletişim gücü, pozitif enerjisi ve kendine özgü çalışma tarzıyla da dikkat çeken Sedat Tapşık, mutfaktaki üretim sürecini ekip çalışması ve organizasyon becerileriyle destekliyor. Özgün projelere açık vizyonu ve yenilikçi düşünce yapısı, gastronomi alanındaki yaklaşımını şekillendiren özellikler arasında bulunuyor.

Sedat Tapşık, edindiği deneyimi yeni fikirlerle birleştirerek gastronomi alanında kendine özgü bir çizgi oluşturmayı hedefliyor. Farklı kültürlerden beslenen, lezzet kadar sunuma da önem veren mutfak anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Tapşık, mesleki birikimini özgün tatlara ve yaratıcı gastronomi uygulamalarına dönüştürmeye odaklanıyor.

ERKEK MODASINDA YENİ SEZON: ZAMANSIZ ŞIKLIK VE KONFOR BİR ARADA

Sonbahar ve kış aylarında erkek giyiminde öne çıkan eğilimler, klasik şıklığı günlük yaşamın rahatlığıyla buluşturuyor. Keskin çizgilerin yerini daha esnek kombinlere bıraktığı yeni sezonda, farklı ortamlara uyum sağlayabilen parçalar ön plana çıkıyor. Ofiste, iş görüşmelerinde ya da günün sonunda gerçekleşen sosyal buluşmalarda kullanılabilen tasarımlar, modern erkek stilinin temel unsurları arasında yer alıyor.

2026 Sonbahar/Kış sezonunda dikkat çeken yaklaşımlardan biri, gösterişten uzak ancak ayrıntılara önem veren bir giyim anlayışı. Süvari’nin “Reflection – Yansıma” temasıyla hazırladığı yeni koleksiyon da bu eğilimin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Koleksiyonda klasik giyim çizgisi, rahat kalıplar ve güncel detaylarla yeniden yorumlanıyor.

Kadife yaka detaylı montlar, süet ceketler, hafif dolgulu kısa montlar, kaşmir dokulu trikolar ve polo yaka hırkalar sezonun öne çıkan parçaları arasında. Flanel pantolonlar ve desenli spor ceketler klasik giyime farklı seçenekler sunarken, özel yıkama tonlarıyla hazırlanan denim ürünler daha gündelik bir görünüm oluşturuyor. Katmanlı giyim anlayışı ise farklı parçaları bir araya getirerek gün içinde değişen ihtiyaçlara uyum sağlamayı kolaylaştırıyor.

Renk paletinde siyah, gri ve ekru gibi temel tonların yanı sıra kahve, zeytin, bej, tarçın, gümüş mavisi ve bordo dikkat çekiyor. Süet yüzeyler, yumuşak flanel kumaşlar ve kaşmir dokulu trikolar, kış giyiminin dokusal çeşitliliğini artırıyor. Kazayağı, mini ekose ve silik çizgiler gibi desenler de klasik parçaların güncel bir görünüm kazanmasına katkıda bulunuyor.

Yeni sezonun genel çizgisi, erkek giyiminde konforun artık şıklıktan ayrı düşünülmediğini gösteriyor. Birbirini tamamlayan renkler, işlevsel parçalar ve sade detaylar, gardıroplarda daha uzun süre kullanılabilecek seçeneklere olan ilgiyi artırıyor. Süvari’nin “Reflection – Yansıma” koleksiyonu da bu sezonun zamansızlık, çok yönlülük ve rahatlık ekseninde şekillenen moda yaklaşımını yansıtıyor.

Sonbahar ve kış modasında asıl mesele, her yeni trendi takip etmekten çok kişisel tarza uygun parçaları doğru bir araya getirmek. Çünkü kalıcı şıklık, çoğu zaman gösterişli seçimlerden değil, uyumlu ve işlevsel bir gardıroptan doğuyor.

ZEYNEP YAZICI: MİMARİ BİRİKİMİNİ SANATLA BULUŞTURAN RESSAM VE YAZAR

Farklı coğrafyalarda edindiği kültürel birikimi eserlerine taşıyan Zeynep Yazıcı, resim ve yazarlığı yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Ulusal ve uluslararası sergilerde yer alan sanatçı, özgün çalışmaları ve toplumsal duyarlılığıyla sanat yolculuğunu sürdürüyor.

1977 yılında Ankara’da doğan ressam ve yazar Zeynep Yazıcı’nın sanat yolculuğu, farklı şehirlerde ve kültürlerde şekillenen bir yaşam deneyimine dayanıyor. Babasının mesleği nedeniyle çocukluk yıllarını Ankara, Erzincan, Artvin ve Niğde’de geçiren Yazıcı, bu çeşitliliğin kendisine farklı kültürleri tanıma ve yorumlama fırsatı sunduğunu belirtiyor.

Niğde Üniversitesi İnşaat Bölümü’nden mezun olan Yazıcı, eğitimini tamamladıktan sonra yurt içi ve yurt dışındaki inşaat altyapı projelerinde teknik alanlarda çalıştı. Mühendislik birikiminin yanı sıra sanata duyduğu ilgi, zamanla yaşamının merkezine yerleşti. 2010 yılından itibaren profesyonel olarak resim çalışmalarına ağırlık veren sanatçı, bugün resim ve yazarlığı birlikte sürdürüyor.

Uluslararası sergilerde sanat imzası

Zeynep Yazıcı’nın eserleri, Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra uluslararası sanat platformlarında da izleyiciyle buluştu. Tokyo Metropolitan Müzesi’nde gerçekleştirilen grup çalışmasından Venedik’teki Contemporary Art Fair kapsamında düzenlenen etkinliklere, Londra’daki Canvas London Uluslararası Sanat Fuarı’ndan Barselona ve New York’taki sanat organizasyonlarına uzanan sergi geçmişi, sanatçının farklı coğrafyalardaki çalışmalarını ortaya koyuyor.

Son yıllarda İstanbul, Ankara, Bodrum ve Antalya’da düzenlenen sergi ve sanat fuarlarında da yer alan Yazıcı, 2024 yılında Suudi Arabistan’ın Riyad kentindeki Naila Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilen sergiye katıldı. 2025’te ise Saraybosna Kültür Olimpiyatları kapsamında Bosna Kültür Merkezi ve Tarih Müzesi’ndeki organizasyonda ve Antalya Türkan Şoray Kültür Merkezi’ndeki “Sanat, Nereye” sergisinde eserlerini sanatseverlerle buluşturdu.

Sanatçının çalışmaları Suudi Arabistan’da AV Gallery, Türkiye’de ise DG Art Gallery tarafından temsil ediliyor.

Sanatın toplumsal sorumluluğuna inanıyor

Yazıcı’nın üretim dünyası yalnızca resimle sınırlı değil. Kadına yönelik şiddet konusuna dikkat çekmek amacıyla 2015 yılında kaleme aldığı “Aç” adlı kitabı, sanatçının toplumsal meselelere duyarlılığını yansıtan çalışmalarından biri. Rotary Vakfı’nın “Kadın ve Çocuk” projesi kapsamında düzenlenen sanat eserleri müzayedesine ve Dünya Engelliler Vakfı’nın “Yüz Ünlü Yüz” farkındalık projesine katılması da bu yaklaşımının örnekleri arasında yer alıyor. Farklı dönemlerde çeşitli dergilerde yazarlık yapan Yazıcı, sanatsal üretimini düşünce ve yazıyla destekliyor.

Çok yönlü birikimi, farklı kültürlerle kurduğu bağ ve özgün projelere duyduğu ilgiyle dikkat çeken Zeynep Yazıcı için resim yapmak ve yazmak, bir meslek olmanın ötesinde yaşam biçimi. Sanatçı, kişisel deneyimlerini ve toplumsal duyarlılığını üretimine taşıyarak sanat yolculuğunu yeni çalışmalarla sürdürmeye devam ediyor. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *