İmamoğlu’nun konuşması:
“Beylikdüzü’nden İstanbul’a gelin süreci kolay olmamıştır. Bu, vatana aşkla bağlanıp elinden gelenin en iyisini verebilmenin, durmadan çalışmanın ve birlikte başarmanın hikâyesidir.
Biz merkezi iktidarın yaptığı yanlışların doğrusunu gösterdik ve bunu nezaketle yaptık. Giderek konuşmaya, çözüm bulmaya gayret ettik. Bütün bürokratlar, bütün bakanlar, valisinden yetkili olan herkese kadar şahittirler. Ama büyük bir nezaketsizlik gördük. Büyük bir kapı duvar gördük. Çünkü sanki elinden malı mülkü alınmış muamelesi gösterildi. Hâlbuki İstanbul’un meselelerini tartıştık.
Benim siyasi yolculuğumun, kesinlikle ve kesinlikle durmadan çalışmanın, en iyisini yapabilme gayretinin; işini iyi bilen, liyakati olan insanlarla çalışmanın, ortak aklın ve birlikte başarmanın hikâyesi olduğunun özellikle altını çiziyorum.
Biz, merkezi iktidarın yaptığı eksikliklerin üzerinden siyaset yapmak değil, eksiklikleri büyük bir nezaketle birlikte çözebilmenin gayretini ortaya koyduk. Her daim halkın içinde olarak bir biçimde icraatlarımızı hayata geçirdik.
İşte bugün onları korkutan da bu oldu. Milletimize Türkiye’nin çok daha iyi yönetilebileceğini gösterdik.
Bizden geride kalanlar, uygulamalarımızı örnek alacaklarına —bizden geride kalan derken iktidarı yönetenlerden bahsediyorum— hepimizi silüete tıkmak için yöntem arayışını tercih ettiler. Onların rekabet anlayışı bu.
Hukuku tanımak, kuralı bilmek yerine hakemi satın alarak yöntem geliştirme gayreti içerisinde oldular. Çelme atma gayretinde oldular. Yani bir maç oynanırken devre arasında hakem değiştirdiler. Bütün yargılamalarımız bu şekilde yürüyor. Yargılamayı bile başka bir evreye taşıdılar, başka bir hukuksuzluk evresine taşıdılar.
Bütün bunları millet görüyor ve takip ediyor. Bizim önceliklerimizi de görüyorlar, onların önceliklerini de görüyorlar. Onların mutlu etmek istediği bir avuç insan; biz ise kimin oy verdiğine bakmadan milletimizi mutlu etme gayretinde olan insanlarız.
İşi ehline teslim etme özelliğimiz de buradan kaynaklanıyor. Bu nedenle kadrolarımızı oluştururken çok titiz davrandık. ‘Hâmil-i kart yakınımdır’ anlayışına asla ve asla başvurmadık. Liyakati ortaya koyduk. Bütün yol arkadaşlarımızı bu çerçevede yanımıza davet ettik. Gelebilenler oldu, gelemeyenler oldu. Gelenlerle çok güzel, bahsettiğim o işleri başardık.”