İMAMOĞLU’NDAN “FON VURGUNU” İLE İBB DAVASI KARŞILAŞTIRMASI: “BENİ FON KURMAKLA SUÇLADILAR, ESAS FONU ONLAR KURDU!”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB davasındaki savunmasında, borsada yaşandığını söylediği büyük çaplı kayıplarla kendisine ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonlar arasında bağlantı bulunduğunu öne sürdü. İmamoğlu, bir tarafta borsa sürecine ilişkin soruşturmanın ilerlemediğini savunurken diğer tarafta İBB’ye yönelik art arda operasyonlar düzenlendiğini söyledi.
İmamoğlu, iki süreci karşılaştırarak, “Bu ülkede hukukun kime göre işlediği işte bu iki tablonun arasındaki farktır” dedi.
“Bir tarafta İBB, bir tarafta İMKB”
İmamoğlu, eski bir bakanın 160 milyon liralık yatırımla 2 milyar 200 milyon lira kazandığını öne sürerek, bu kazancın nasıl elde edildiğine ilişkin yeterli soruşturma yürütülmediğini savundu.
“İktidarın eski bir bakanı 160 milyon liralık bir yatırımla 2 milyar 200 milyon lira kazandı. Gönüllü iade dendi ya, gönüllü iade. Bir gazetecinin güzel bir gönüllü iade. Daha ne kavramlar duyacağız?”
İmamoğlu, söz konusu süreçte gözaltı ve tutuklama işlemlerinin yapılmadığını belirterek, “Gözaltı yok, tutuklama yok, bu paraya nasıl ulaştın diye soran yok. Bu sorular kamuoyunun önünde ancak muhalefet getirince geldi” ifadelerini kullandı.
İBB davasındaki tutukluluklarla bu süreci karşılaştıran İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Bir yanda aylarca, yıllarca tutuklu kalan belediye başkanları, öbür yanda gözaltı bile görmeyen bir süreç yönetildi. Yani eski bakana gözaltı bile yapmadılar. Ama 16 milyon İstanbullunun seçtiği belediye başkanını evinden şafak operasyonuyla aldılar.”
İmamoğlu, bu karşılaştırmanın adalet sistemindeki farklı uygulamaları ortaya koyduğunu savunarak, “Çünkü adalet arayışı yok. Bu çok net” dedi.
Ardından İBB operasyonlarıyla borsa sürecinin bağlantısını anlatacağını belirten İmamoğlu, “Ey halkım, burayı lütfen iyi takip ediniz. Ödenen ağır bedelin, bu kötülüklerin bizlere, muhalefete, İBB’ye yönelik operasyonlarla somut ilişkisini sizlerle paylaşacağım” ifadelerini kullandı.
“Bakın, İBB’ye yapılan operasyonlarla fon vurgunu arasındaki somut ilişkiyi ve iç içe geçmiş tarifleri, tanımları sizlerle paylaşacağım. Bir tarafta İBB, bir tarafta İMKB. Aynı tarihlerde başlayan ve atılan adımlarla bir tarafa hiçbir müdahale yapılmaksızın İBB’ye nefes aldırmadan belgesiz, kanıtsız, delilsiz, ispatsız bir süreç yönetimini sizlere aktaracağım.”
“Asrın soygunu, fon vurgunu 20 ay boyunca takip edilmedi”
İmamoğlu, “asrın soygunu, fon vurgunu” olarak tanımladığı olayın başlangıçta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının takibinde olduğunu söyledi. Dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şimdiki Adalet Bakanı’nın 26 Şubat 2025’te Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) yazı gönderdiğini belirten İmamoğlu, sonrasında yaklaşık 20 ay boyunca etkili bir işlem yapılmadığını ileri sürdü.
“Dönemin başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı, 26 Şubat 2025’te soruşturma kapsamında İMKB ile ilgili SPK’ya, Sermaye Piyasası Kuruluna müzekkere yollamış. Sonra ne oldu? Hiçbir şey.”
İmamoğlu, aynı Adalet Bakanı’nın iki gün önce, 24 Şubat 2025’te İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne kendi diplomasıyla ilgili iptal yazısı gönderdiğini söyledi. İki sürecin farklı biçimde ele alındığını savunan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Anasının ak sütü gibi helal diplomam için çırpınan dönemin başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı, konu asrın soygunu, fon vurgunu olunca süreçte hiç kılı kıpırdamadı. Hem de 20 ay boyunca. Bir ay, iki ay değil, bakın, 20 ay boyunca.”
İmamoğlu, borsa sürecine ilişkin uyarı ve açıklamalar yapıldığını, buna karşın kendisinin ve İBB’nin hedef alındığını öne sürerek, 19 Mart 2025’teki operasyonları “darbe” olarak nitelendirdi.
“Ancak 18 Mart’ta diplomamı hayasızca iptal ettirenler yetinmediler, ardından 19 Mart 2025 darbesini de Türkiye tarihine kara bir leke olarak milletimize yaşattılar.”
“Borsa iki günde yüzde 16,3 değer kaybetti”
İmamoğlu, 19 Mart 2025 sonrasında borsada yaşandığını söylediği kayıplara dikkat çekti. Borsanın 2008’den bu yana en sert düşüşünü yaşadığını belirten İmamoğlu, iki günde yüzde 16,3 değer kaybı gerçekleştiğini ve bir haftada 31,5 milyar doların buharlaştığını öne sürdü.
“19 Mart 2025 darbesi sonrası borsa 2008’den bu yana, 2008’den bu yana en sert düşüşü yaşadı. İki günde müdahalelere rağmen yüzde 16,3 değer kaybetti. Tarihi bir değer kaybı. Müdahalelere rağmen yüzde 16,3. Milletin 31,5 milyar doları bir haftada buharlaştı. Bir haftada.”
İmamoğlu, piyasalardaki düşüş sırasında bazı hisselerin yükseldiğini ileri sürerek, “Tam piyasa çökerken ne oldu? Tanıdık bir isim. Pera’nın ağırlık verdiği hisselerden oluşan sepet tersine yükseldi. Zirve yaptı” dedi.
Bu yükselişin nasıl gerçekleştiğinin açıklanması gerektiğini savunan İmamoğlu, “Gemiyi batarken götürmek gibi bir şey bu” ifadesini kullandı.
“İBB’ye dokuz dalga operasyon, fon vurgununa müdahale yok”
İmamoğlu, borsa sürecinin incelenmediğini savunduğu dönemde İBB’ye yönelik art arda operasyonlar düzenlendiğini söyledi. Konuşmasında 19 Mart’tan başlayarak farklı tarihlerde gerçekleştirildiğini belirttiği operasyonları sıraladı.
“Peki aynı 20 ay içinde asrın soygunu, fon vurgununu SPK ihbarıyla fark eden ama aylar boyunca kılı kıpırdamayan dönemin başsavcısı, Adalet Bakanı ne yaptı? 100 binlerce vatandaşımıza aylarca borsada soygun süreci yaşatılırken sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesine ve bana ve buradaki insanlara, buradaki insanların gibi yüzlerce dışarıdaki insanlara, onların ailelerine, çocuklarına, evlatlarına, eşlerine İBB’ye 19 Mart darbesini yaptı.”
İmamoğlu, İBB’ye yönelik operasyonların devam ettiğini belirterek şu tarihleri verdi:
“Yetmedi, 25 Mayıs’ta ikinci dalgayı yaptı. 30 Mayıs’ta üçüncü dalga, 23 Mayıs’ta dördüncü dalga, 31 Mayıs’ta beşinci dalga, 18 Temmuz’da altıncı dalga, 15 Ağustos’ta yedinci dalga, 27 Ekim’de sekizinci dalga, 31 Ekim’de dokuzuncu dalga operasyonu yapıldı. Sadece İBB’ye.”
Borsa sürecinde benzer bir müdahale olmadığını ileri süren İmamoğlu, “Fon vurguncuları için hiçbir şey yapılmadı aynı gün. Hiçbir şey. Yaprak kıpırdamadı. Ama uyaranlar gözaltına alındı” dedi.
“900 milyar lirayı aşan rakam uçtu gitti”
İmamoğlu, borsadaki kayıpların yüz binlerce yatırımcıyı etkilediğini belirterek, devletin zararları karşılayacağı yönündeki yaklaşımı da eleştirdi.
“Yarım milyon yurttaşa, yarım milyon. 500 bin insan. Aileleriyle 2-3 milyon insan ilgileniyor. Şimdi devletin kasasından ödeyeceklermiş. Yani millet bir kazık yedi, millet bir kazık daha yesin.”
İktidarın emeklilerin, öğretmenlerin ve esnafın birikimlerini yeterince önemsemediğini savunan İmamoğlu, “Çünkü onların derdinde emeklinin ikramiyesi yok, öğretmenin birikimi yok, esnafın kenara koyduğu 3 kuruş yok” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, “Babamlar battı, para buharlaştı. 900 milyar lirayı aşan rakam uçtu gitti” diyerek kayıpların boyutuna dikkat çekti. Paraların yurt dışında arandığını ileri süren İmamoğlu, fonların yönetimlerinde Cumhurbaşkanı danışmanları, akrabalar ve yakın çevreden kişilerin bulunduğunu iddia etti.
“Beni yolsuzluk fonu kurmakla suçladılar”
İmamoğlu, İBB davasına ilişkin iddianamenin çeşitli bölümlerinde “fon” ve “sistem” ifadelerinin kullanıldığını söyledi. İddianamede Cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturulduğu ve kendisinin talimatıyla bir yolsuzluk fonu kurulduğu yönünde iddialar bulunduğunu belirten İmamoğlu, bunları reddetti.
“Benim hayatımda fonla ilgili bir ilişkim olmadı. Borsanın yolunu bilmem ben. Teknik olarak okulunu okudum ama yolunu bilmem.”
İddianameden alıntılar aktaran İmamoğlu, kendi adının yolsuzluk fonu ve seçim fonu iddialarıyla ilişkilendirilmesine tepki gösterdi:
“Daha ilk sayfada ‘Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde örgüt liderinin aday gösterilmesi için fon oluşturulması amacına matuf.’ Sayfa 730: ‘Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurulan yolsuzluk fonu sistem adlı yapıya aktarılmıştır.’ Hayatımda ne fon bilirim ne sistem diye bir şeye dokundum.”
İmamoğlu, iddianamenin binlerce sayfasında bu iddiaların işlendiğini ancak kendisine yöneltilen suçlamaların dayanağı olduğunu düşündüğü fonun nerede olduğuna ilişkin soruların yanıtsız kaldığını savundu.
“Dört bin sayfa boyunca bunu yazdılar. Peki fon nerede? Hesaplarımı, ailemin hesaplarını, şirketleri, yakınlarımızı aylarca didik didik ettiler. Zalimliğin tarifi yok.”
İBB soruşturması kapsamında kendisinin ve yakın çevresinin hesaplarının incelendiğini, ailelerin ve çocukların da süreçten etkilendiğini belirten İmamoğlu, “Buradaki her insanın çektiği zulmü ben biliyorum” dedi.
“Esas yolsuzluk fonunu kurup milletin parasını çaldılar”
İmamoğlu, kendisine yöneltilen fon ve örgüt suçlamalarını reddederken, asıl araştırılması gerekenin borsa sürecinde yaşandığını ileri sürdüğü fon vurgunu olduğunu savundu.
“Ama gerçek bir fon varmış, hepimizin gözünün önünde, gördük. Beni yolsuzluk fonu kurmakla suçladılar. Esas yolsuzluk fonunu kurup milletin parasını aynı dönemde çaldılar.”
İmamoğlu, İBB’ye yönelik operasyonların sürdüğü dönemde yatırımcıların kayıp yaşadığını, bazı yatırımcıların ise piyasalardaki hareketlerden kazanç sağladığını iddia ederek şöyle konuştu:
“Bu operasyonları yaparken, milleti sabahları son dakikalara uyandırırken milletin cebinden parayı böyle götürdüler, millet farkında olamadı. Daha ne fonlar çıkacak? Bu devlet, bu millet bunları görecek.”
Fonların yönetiminde yer alan ve siyasi bağlantıları bulunduğunu öne sürdüğü kişilerin araştırılması gerektiğini söyleyen İmamoğlu, “Onların göz yumduğu, onların adamlarının yönettiği o fonlar” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, kendisine yöneltilen örgüt suçlamalarına da aynı karşılaştırmayla yanıt verdi:
“Beni örgüt kurmakla suçladılar, esas örgütü onlar kurdular. Beni yolsuzluk fonu kurmakla suçladılar. Milleti soymak için örgüt kurdular. Diplomasız olan da onlardı. Beni diplomasızlıkla suçladılar. Aynaya baktılar, gördüklerini benim adıma iddianameye yazdılar.”
Bu ifadelerle İmamoğlu, hem İBB soruşturmasındaki suçlamaları reddetti hem de borsa sürecinin siyasi ve hukuki yönlerinin araştırılması gerektiğini savundu.
“Fon vurgununun siyasi ayağını açıklayın”
İmamoğlu, konuşmasının sonunda 19 Mart ve 21 Mayıs operasyonlarıyla borsa süreci arasında siyasi bağlantı olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi. Soruşturma ve iddianame süreçlerinde rol alan kişilerin olası bağlantılarının araştırılması çağrısında bulundu.
“Önemli bir soru soruyorum. Bu asrın soygunu, fon vurgununda millî iradeye darbe yapan 19 Mart ve 21 Mayıs operasyoncularının ve bu süreci yazdıranların ve yazanların siyasi ayaklarının ve içindeki herkesin katkısı var mıdır, yok mudur? Bunun cevabını verin.”
İmamoğlu, fon vurgununda siyasi isimlerin, yakınlarının ve bürokratların rolü olup olmadığı sorusunun yanıtlanmasını isteyerek, “Asrın soygunu, fon vurgununun siyasi ayağı, siyasilerin yakınları, akrabaları, bürokrat ortakları, yakınları, gizli ortakları kimdir? Bunların cevabını bu millete verin” dedi.
Konuşmasını, kayıpların hesabının sorulacağı vurgusuyla tamamlayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Millet bu sorunun cevabını bekliyor. 90 milyar dolara ulaşan borsa değer kaybı ile birlikte toplam maliyetin hesabını halkımızın günü geldiğinde soracağından kimsenin şüphesi olmasın.”