Rojin Kabaiş’e ne oldu?
Türkiye’de her şüpheli kadın ölümünde ortaya çıkan sorular ve karşılaşılan senaryo hepbenzer oluyor. Dosyayı intihar iddiasıyla gündemden düşürme çabaları, mecliste araştırmaönergelerinin reddi ve bazen de apar topar getirilen yayın yasakları… Bu pratik hem kadınlar için derin bir güvensizlik hem de failler için korunaklı bir cezasızlık ortamı oluşturuyor. Bu senaryonun en sarsıcı örneklerinden biri de maalesef Rojin Kabaiş oldu.
Rojin Kabaiş, Eylül 2024’te Van’da kaldığı KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kayboldu. 18 gün süren arayışın sonunda cansız bedenine ulaşılan 21 yaşındaki üniversite öğrencisiRojin’in başına ne geldiğini ve sorumluların kim olduğunu bugün hâlâ bilmiyoruz. Ailesininadalet mücadelesi sürerken dosyada belirsizlikler ve cevapsız sorular varlığını koruyor.
Rojin’in otopsi raporunda ölüm nedeni suda boğulma olarak kayıtlara geçerken, ağırlıklıolarak intihar olasılığı üzerinde duruldu. Ancak ailesi intihar iddialarını reddetti, dosyanın titizlikle incelenmesini talep etti. Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, kızının bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildiğini hatırlatarak, telefonundaki veriler incelenmeden ve çelişkiler aydınlatılmadan intihar iddiasını kabul etmeyeceklerini ve adalet mücadelesinibırakmayacaklarını vurguladı.
Ailenin adalet mücadelesi sürerken kadın hakları savunucuları, sivil toplum ve geniş kitleler Rojin’in sesi oldu. Dosyanın çözülmesi için yürütülen tüm bu çabalara rağmen, TBMM’yeRojin’in şüpheli ölümünün araştırılması için sunulan önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.
2026 yılının ilk aylarında Gülistan Doku davasında yaşanan gelişmelerin ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “faili meçhul olay bırakmayacağız” söylemi ailenin adalet mücadelesi için umut oldu. Nitekim temmuz ayında dosyanın yeniden titizlikle incelenmesi ve gerekirse Rojin’in mezarının açılması yönünde adli adımlar gündeme geldi. Geçtiğimiz hafta adli tıp raporlarında yapılan incelemeler sonucunda, Rojin’in ölmeden önce iki farklı ilaca maruz bırakılıp felç edildiği ve bu şekilde öldürüldüğü tespit edildi.
Aradan geçen iki yılda Rojin, yalnızca ailesinin değil, adalet arayan kamuoyunun ortak meselesi haline geldi. Türkiye neredeyse her gün yeni bir kadın cinayetiyle sarsılırken, her şüpheli ölüm toplum vicdanında kapanmaz yaralar açıyor. Tam da bu yüzden “Rojin’e ne oldu?” sorusunu sormak sadece Rojin’in ailesi için değil, tüm kadınlar için hayati bir önem taşıyor. Gülistan Doku dosyasındaki gelişmeler nasıl Rojin’in ailesine umut olduysa, Rojiniçin sağlanacak gerçek bir adalet de kaybettikleri sevdiklerinin adalet mücadelesini sürdüren birçok aileye ve tüm kadınlara umut ve cesaret olacaktır.