Kuyruğunu kapıya sıkıştıran...
Geçenlerde eşimin halasının torununun oğlu evlendi. Gitmemek olmaz. Çocuklar anaokulundan beri birbirini tanıyor. Okul nedeniyle şehir dışında olmak arayı soğuk tutsa da sevgi bu, tekrar görüştüklerinde iş evliliğe dönüşüyor. Aileler buna onay verdiğinde biz geniş aile olarak mutluluklarına destek veriyoruz.
Oğlumuz ve kızımız gayet sevimli aile büyükleriyle samimi ve sıcak davranıyorlar. Resim çekildik. Çekilirken gelinimizin gelinlik etekliği nedeniyle biraz mesafe var o resme yansımış. Gelin kızımızın eteğine basmamak için mesafeliydim. Damat ve gelinle resim çektireceğim diye gelinliği kirletmek doğru olmaz, bu nedenle mesafeli olmuştum.
Elbiselerdeki etek, kuyruk ve pantolon paçası büyük ve geniş olduğunda yürürken ve resim çekilirken yanındakilere zor anlar yaşatır. Hiç kimse yanındakinin etek ya da paçalarına basmak istemez. Hele mutlu bir günde bunu kimse yapmaz.
Bazen de bir yerden geçerken kapıya sıkışır.
Keza sonu belli olmayan bir şeyler söylersin karşındaki bekler. Sonu yok. Sonu olmayınca “yalan” olduğu ortaya çıkar.
Temelsiz bina olur mu?
İdris ve Temel de müteahhit hem de dürüst! Binanın yer konumu ve işlevine göre temel yaparlar. Temelsiz bina olmayacağına göre bina olur mu?
Fidan büyüdükçe kökleri toprağı daha da sarar. Ağaç köklerinden beslenecek. Ne esen yele ne su taşkınlarına karşı bel verecek.
Çiftçi sağmal hayvanlarından elde ettiği sütle peynir yapar. Bunu satışa götürmek için araç gerekir. Araç nerede gelecek mi? Boş lafla peynir taşınır mı?
Savaşta hasmını küçük görüp kendini akıllı zanneden ordu komutanları yöneticiler çok olmuştur. Avcılık ve hayvancılıkla geçinen toplumlar tuzak kurmayı iyi bilir. Kendi cinsiyle savaşta bu becerisini iyi kullanır. Anibal ve Atilla savaşlarında bu taktiği uygulamış ve başarılı olmuştur.
İster düşman ister iktidar rakibi olsun her zaman karşındakini ciddiye almalısın. Sen her şeye sahip olabilirsin hatta güçlü ordun, örgütün ve maddiyatın olabilir. Savaştığın kişi ve toplumu, yeri, insanların beceri ve bilgisini ve güçlerini bilmelisin. Bilmediğinde “o” bilmediğin şey senin zaafın olabilir.
Dünden bugüne iktidarda kim olursa olsun kurulu sistemin bir parçası. Kurulu sistemin kurumu “devlet”, işleyişinin devamı için yurttaştan hep alacak. Alırken de yurttaşa seni düşmandan koruyor, güvenliğini sağlıyorum, bunun yanında yolda yapıyor köprüde yapıyorum (günümüzde parasını verirsen geçersin) der ve vergisini alır. Vermezse kapısına kadar gelir giydiği tumanı dahi alır. Bir kere devletin kara kaplı kayıt defterine yazılan kapana kısılmıştır.
Günümüzde devlet adil ve eşit olmalı deniliyorsa ayrıcalıklar neden var?
Devlet okulunda bile bağış yapan ve yapmayan diye sınıflara ayrılmış.
Çalışanlar aynı okul ve fakültelerden mezun olsalar bile işçi ve memur diye ayrılmakta. Emekliler bile işçi, memur, esnaf/tüccar ve vekil diye ayrılmakta. Emeklilikte bile yüksek bürokrat ve vekiller kayırılmakta.
Yurttaş emekli olacak maaş asgari ücret düzeyinde yattığından açlık ücretinin bile altında maaşı bağlanmakta.
Yurttaş çalışacak ama devletin belirlediği asgari ücret düzeyinde.
Yurttaş madende, tarlada yani işyerinde çalışmakta ama aylardır maaş alamamakta.
Devlet anayasal (18.madde) temelde çalışanın ücreti ödenir ve ekonomik hakları için örgütlenir der.
Yurttaş sendikada örgütlenince (Çatalca’da) gördük.
Çalıştığı ayların ücretini istediğinde Ankara’da görüyoruz gözaltı ve gaza maruz kalmakta.
Devlet ve yönetimi, atanan ve seçilenler anayasanın ilgili (6.) maddesini ve yurttaşı hatırlıyor mu?
Ülkede iş ve işletme kuranlara gerekli her türlü imtiyaz ve ayrıcalık sağlanırken başka ne gibi haklar verildi?
Çalışanlara sosyal güvenceli iş, sendikal hak ve ay sonunda maaşlarının ödenmesi maddeleri gibi ekonomik ve demokratik haklar neden yok?
Sezai Sami’nin yuvarlak ve geniş bir sözü var, “birileri birilerine belli bir çıkar temelinde güvence ve imtiyaz verirken sırtında boz pişirilen bu topraklar ve yurttaş mı olmakta”?
Birileri 19. yüz yıl sonunda hazineyi bom boştu bıraktı. Hazineye para bulmak için Avrupalı Banker ve Bankalara yüksek düzeyde faizle borçlandı. Ne karşılığı? Yurttaştan alacağı tarım vergisi karşılığı. Banka ve Bankerlerin belirlediği kişi ve gruplar oluşturulan Duyun-u Umumiye yönetimine getirildi. Devlet alacağı her bir şeyi onların belirlediği yerlerden almak zorunda oldu. Askeriyenin silahı topu, ulaştırmanın ve haberleşmenin aletleri ve makinesi onların belirlediği yerden hem de yüksek değerde alındı. Devlet elini ve eteğini kaptırmıştı. Duyun-u Umumiye devleti parmağında oynatırken ülkede soyulmaktaydı.
Büyük ve azametli ülke olacağız denildi ve birileri ülkeyi savaşa soktu. Sonuç işgal ve parçalanma ve ardından Duyun-u Umumiye’nin borçlarının ödenmesi. Sonu belli olmayan sözlerin yalan ve karşılığı olmayan borçların karşısına çıkmasını ülke yurttaşı olarak iyi biliyoruz.
Bugünlerde çalışanından tutunda emeklisine kadar verilen sözler tutuldu mu?
Ne 12 Eylül darbesi nede onun anayasasıyla hesaplaşıldı mı?
Onlarla aynı kulvarda gidenlere “yetmez ama evet” ve benzer söylemlerde bulunanlar bu sefer nelerini kaptırdılar?
Sahi bugün kapıya kuyruğunu sıkıştıran ne karşılığı bunu yapmakta?