ABD ile İran arasında yürütülen temaslarda henüz kalıcı bir anlaşma sağlanamadı. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndan ticari gemilerin güvenli ve düzenli geçişinin nasıl yeniden sağlanacağı, müzakerelerin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Washington ve Tahran arasındaki görüşmelerde ilerleme sağlanamaması, bölgede yeniden yükselen gerilimle birleşmiş durumda. Son günlerde deniz taşımacılığına yönelik saldırıların da yaşanması, diplomatik çözüm beklentilerini zayıflatıyor.
Görüşmelerde ilerleme yok
Boğaz üzerindeki kontrol konusunda Washington ve Tahran’dan birbirinden tamamen farklı açıklamalar geliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 12 Ağustos’ta Hürmüz Boğazı üzerinde ABD’nin “tam kontrol” sağladığını ileri sürerken, İran tarafı bu açıklamayı reddetti. İran Devrim Muhafızları’na bağlı üst düzey isimlerden Hüseyin Taeb ise bugün yaptığı açıklamada boğazın İran’ın “kontrolü ve yönetimi” altında olduğunu savundu.
Bu karşılıklı açıklamalar, bölgedeki askeri ve diplomatik gerilimin hâlâ yüksek olduğunu gösteriyor.
Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri. Savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte biri bu güzergâhtan geçiyordu. Bugün piyasalarda ise farklı yönlerden gelen baskılar bulunuyor. ABD’de ham petrol stoklarının beklenenden çok daha fazla artması ve küresel petrol talebi tahminlerinin aşağı çekilmesi fiyatları aşağı yönlü etkilerken, Hürmüz’deki arz belirsizliği yükseliş riskini canlı tutuyor.
13 Ağustos itibarıyla Brent petrol yaklaşık 88 dolar seviyesinde işlem görürken, piyasalar bir yandan talep zayıflığını diğer yandan bölgedeki arz kesintisi riskini fiyatlıyor.
Hürmüz’deki gelişmeler yalnızca petrol fiyatlarını ilgilendirmiyor. Deniz taşımacılığının aksaması, sigorta maliyetlerinden navlun fiyatlarına, enerji ithalatından tüketici enflasyonuna kadar geniş bir ekonomik zincir oluşturabilir.
Özellikle Asya ülkeleri, bölgeden yapılan enerji ithalatı nedeniyle gelişmeleri yakından takip ediyor. Avrupa piyasalarında da petrol fiyatlarındaki hareketlilik ulaşım ve enerji şirketlerinin hisselerine yansıyor.