Prof. Dr. Aygün Attar’ın değerlendirmeleri ve açıklamaları temel alınarak hazırlanan haber metni:
Azerbaycan’dan İsrail’e “Ermeni Meselesi” Tepkisi: “Tarih Siyasi Hesaplara Alet Edilmemeli”
Bakanlık açıklamasında, tarihi olayların lobi faaliyetleri, diplomatik hesaplar ve güncel siyasi konjonktür üzerinden değerlendirilmesinin adalet arayışına hizmet etmeyeceği belirtilirken, geçmişte yaşanan trajik olayların arşivler, belgeler, tarihçiler ve uluslararası hukuk uzmanları tarafından bilimsel zeminde incelenmesi gerektiği ifade edildi.
“Barış Sürecine Zarar Verebilir”
Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, Azerbaycan’ın açıklamasının yalnızca diplomatik bir tepki olmadığını, aynı zamanda tarihi gerçeklerin korunmasına ve uluslararası hukuka saygının savunulmasına yönelik ilkeli bir duruş olduğunu söyledi.
Attar, İsrail’in girişiminin Güney Kafkasya’da kalıcı barışın tesis edilmeye çalışıldığı kritik bir döneme denk geldiğine dikkat çekerek, “Karabağ ve Doğu Zengezur’un kurtuluşunun ardından Azerbaycan intikam yerine yeniden imar, geri dönüş ve bölgesel iş birliğini tercih etti. Bu süreçte tarihi tartışmaları yeniden alevlendirecek adımlar barış çabalarına zarar verebilir” değerlendirmesinde bulundu.
“Bir Millet, İki Devlet” Vurgusu
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin tarihi, kültürel ve stratejik temeller üzerinde yükseldiğini belirten Attar, merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in ortaya koyduğu “Bir millet, iki devlet” anlayışının bugün Cumhurbaşkanı İlham Aliyev döneminde daha da güçlendiğini ifade etti.
Attar, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 2014 yılında Prag’da düzenlenen Doğu Ortaklığı Zirvesi’nde dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’a verdiği cevabı da hatırlatarak, bunun Azerbaycan’ın Türkiye’ye yönelik tarihi suçlamalar karşısındaki tavrını ortaya koyduğunu söyledi.
“İsrail Tarihin Siyasallaştırılmasının Risklerini Bilmeli”
İsrail’in tarihi hafızasının Holokost trajedisiyle şekillendiğini belirten Attar, bu nedenle Tel Aviv yönetiminin tarihi meselelerin siyasi araç haline getirilmesinin doğuracağı sonuçları herkesten daha iyi anlaması gerektiğini kaydetti.
Yahudi toplumunun yüzyıllar boyunca Türk devlet geleneği içerisinde güven içinde yaşadığını vurgulayan Attar, sözde Ermeni meselesinin Türkiye’ye karşı siyasi baskı aracı olarak kullanılmasının tarihi gerçeklerle bağdaşmadığını ifade etti.
Paşinyan’ın Açıklamasına Dikkat Çekti
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın da İsrail’in kararına ilişkin açıklamalarına değinen Attar, Paşinyan’ın konunun siyasi hesaplar için kullanılmasının Ermenistan’ın çıkarlarına hizmet etmeyeceğini söylediğini hatırlattı.
Bu açıklamanın, 1915 olaylarının üçüncü ülkeler tarafından jeopolitik baskı aracı haline getirilmesinin bölgesel barış açısından risk taşıdığını gösterdiğini belirten Attar, Ermenistan yönetiminin bile mesafeli durduğu bir gündemin yeniden canlandırılmasının bölgeye fayda sağlamayacağını ifade etti.
“Amaç Barış Sürecini Sabote Etmek”
Prof. Dr. Attar’a göre sözde “Ermeni soykırımının” siyasi düzeyde tanınması, tarihi gerçekleri ortaya çıkarmaktan ziyade Ermeni lobilerinin ve Güney Kafkasya’daki yeni dengeleri kabul etmek istemeyen çevrelerin çıkarlarına hizmet ediyor.
Attar, bu çevrelerin Türkiye-Ermenistan normalleşmesini zorlaştırmayı, bölgesel ulaşım projelerini engellemeyi ve Güney Kafkasya’yı yeniden büyük güçlerin rekabet alanına dönüştürmeyi amaçladığını belirtti.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın mesajının açık olduğunu ifade eden Attar, “Bölgenin ihtiyacı geçmişin siyasi silaha dönüştürülmesi değil; egemenliğe, toprak bütünlüğüne, uluslararası hukuka ve karşılıklı saygıya dayalı yeni bir barış düzenidir” dedi.
Attar, İsrail hükümetinin kararını yeniden değerlendirmesi gerektiğini belirterek, “Azerbaycan ve Türkiye her zaman barıştan, adaletten ve bölgesel iş birliğinden yana olmuştur. Güney Kafkasya’nın geleceği tarihi tartışmaların siyasallaştırılmasıyla değil, ekonomik iş birliği, ulaşım koridorlarının açılması ve karşılıklı güvenin yeniden inşasıyla şekillenecektir” ifadelerini kullandı.