İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, cumartesi günü Ankara'da gerçekleştirdikleri mitingi değerlendirerek, "Tandoğan'da hakkına, hukukuna ve geleceğine sahip çıkan, bayrağına sahip çıkan, vatanına, Cumhuriyetine sahip çıkan Türk milleti vardı. Edirne'den Ardahan'a, Trabzon'dan Hatay'a, Ege'den İç Anadolu'ya, Karadeniz'den Güneydoğu'ya kadar her bölgeden, her yaştan, her kesimden insanımız yollara düştü, Tandoğan'da buluştu, tek bir iradede birleşti. O iradenin haykırışı şuydu. Türk milleti buradadır; ayaktadır ve her şeyin farkındadır. Tandoğan bize şunu gösterdi. Türk milletinin hafızası silinmemiştir. Türk milletinin yüreği soğumamıştır. Türk milletinin istiklal aşkı tükenmemiştir. Kimse bu milletin sabrını çaresizlik sanmasın. Kimse bu milletin sükunetini teslimiyet sanmasın. O meydanda yükselen ses, bir saman alevi değil, bir çoban ateşidir. Bugün bu kürsüden, Tandoğan'da bizimle yürüyen, bayrağını elinden bırakmayan, umudu büyüten, haksızlığa rıza göstermeyen her bir vatandaşımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum" ifadelerini kullandı.
'BÜYÜK DEVLET OLMAK KURUMSAL CİDDİYETLE OLUR'
Dervişoğlu, 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'ne değinerek, "Türkiye, tarihi ve jeopolitik konumu itibarıyla böyle bir zirveye ev sahipliği yapabilecek yeterlilikte bir devlettir. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Türkiye büyük devlettir. Fakat mesele şudur. Büyük devlet olmak, sadece büyük toplantılara ev sahipliği yapmakla olmaz. Büyük devlet olmak, o toplantılara kurumsal ciddiyetle ve millet onuruyla hazırlanmakla olur. Bugün Ankara’da yaşanan manzaraya bakıyoruz, yollar kapanıyor, şehir olağan düzeninden çıkarılıyor, üniversiteler, kamu kurumları kapatılıyor. Gündelik hayat, güvenlik tedbirleri bahanesiyle zorlanıyor. Gazetecilerin akreditasyonları tartışma konusu oluyor. İnsanlar yasaklarla, gözaltılarla karşı karşıya bırakılıyor. Bu telaş nedir? Bu eyyamcılık nedir? Türkiye, NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor diye kendi vatandaşına yabancı muamelesi yapmak zorunda değildir. Gazeteciden, öğrenciden, akademisyenden, sivil toplumdan korkmak zorunda değildir. Devlet ciddiyeti bu değildir. Türkiye’nin itibarı, boyanan duvarlarla, kapatılan yollarla, susturulan gazetecilerle ölçülmez. Türkiye’nin itibarı, hukukunun güvenilirliğiyle, kurumlarının ciddiyetiyle ve dış politikasının tutarlılığıyla ölçülür. Türkiye’nin yeri, ne günübirlik öfke nöbetleriyle ne de mahcup sadakat şovlarıyla belirlenemez. Türkiye’nin ekseni, ne şahısların öfkesi ne de saray diplomasisinin mahcubiyetidir. Türkiye’nin ekseni, Türk milletinin menfaatidir. Bu iktidar, Türk devletine dış politikada tam bir savrulma yaşatmıştır" dedi.
'BU İKTİDAR ARTIK TÜRKİYE'Yİ YÖNETEMİYOR'
Türkiye'nin NATO üyesi ülkeler içinde askeri hastaneleri olmayan tek ülke olduğunu ifade eden Dervişoğlu, "Bunun da müsebbibi bu iktidardır. Şimdi çıkıp koalisyonun minik ortağı, 'Askeri hastaneleri kapatmak hataydı, yeniden açılmalı' diyor. İYİ Parti olarak, hem 27'nci hem de 28'inci dönemde defalarca önerge verdik. Askeri hastanelerin kapatılmasının mahsurlarına işaret ettik. Hastanelerin yeniden açılması için kanun teklifleri hazırladık. Bu iktidar tarafından ya reddedildi ya da Meclis gündemine getirilmedi. Yaptığınız hatayı düzelterek alkış alamazsınız. 'Günaydın, Üsküdar’da sabah oldu' derler buna. Türkiye, kişi başına nominal gelirde NATO ülkeleri arasında son sıralara itilmiş durumdadır. Enflasyonda ise ne yazık ki açık ara birincidir. Dışarıya karşı büyük devlet görüntüsü vermeye çalışırken, içerideki vatandaşı yoksulluğa mahkum etmiştir. Bütün bu telaşlarının, bütün bu vitrin siyasetinin arkasında aynı gerçek var. Bu iktidar artık Türkiye’yi yönetemiyor, sorunları çözemiyor. Sorunların üstünü protokolle, propagandayla ve yasakla örtmeye çalışıyor ama milletin hayatı, gösterişle düzelmiyor. Bir yolu boyamak, emeklinin sofrasına et koymaz. Bir zirveye ev sahipliği yaparak çiftçinin zararını kapatamazsınız. Bugün ekonomide yaşanan şey, bilinçli bir tercih meselesidir. Üretimi dışlayan, emeği ezen, çiftçiyi yalnız bırakan, sanayiciyi finansman yükü altında boğan çarpık düzen meselesidir. Açlık sınırı 35 bin liranın üzerine çıkmış. Yoksulluk sınırı 114 bin lirayı aşmış. Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti 45 bin lirayı geçmiş. Buna rağmen iktidar ne diyor? 'Otomatik işleyen bir sistem var' diyor. Güler misin, ağlar mısın" diye konuştu.
'İHANETİN ZAMAN AŞIMI OLMADIĞINI ASLA UNUTMAYIN'
'Terörsüz Türkiye' sürecine değinen Dervişoğlu, "Yaklaşık 2 yıldan beri gündemde tutulan yeni açılım süreciyle ilgili olarak büyük bir aldatmacayla karşı karşıya bulunduğumuzu defalarca dile getirmiş, oynanan oyuna işaret etmiştim. Her zaman olduğu gibi yine haklı çıktık. Ömer Çelik’in son açıklaması, 'Terörsüz Türkiye' sürecinde bugüne kadar kamuoyuna anlatılan temel çerçeveyi fiilen değiştirmektedir. Düne kadar söylenen şuydu; önce terör örgütü hiçbir şart ileri sürmeden silah bırakacak, ardından ihtiyaç varsa hukuki düzenlemeler değerlendirilecekti. Bugün ise deniliyor ki, 'Terör örgütünün silah bırakmasını gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor.' Bu cümle, iktidarın bugüne kadar anlattığı sürecin mantığını tersine çevirmektedir. Önce yasa çıkarılacak, sonra silah bırakılacak. Bu yalnızca bir yöntem değişikliği değildir. Bu, müzakerenin ağırlık merkezinin de değiştiğini gösteren siyasi bir beyan niteliğindedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, hiçbir silahlı yapının beklentilerini karşılamak için önceden yasa çıkaran bir kurum değildir. Beyefendiler, ‘Siz önce yasayı çıkarın, ondan sonra bakarız’ diyorlar. Herkes aklını başına almalıdır. Bu cani örgüt silah bırakmamıştır, kendini feshetmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk milletine karşı düşmanlıktan vazgeçmemiştir. Ayrıca bunu söyleyen sadece ben değil, aynı zamanda Milli Güvenlik Kurulu'dur. Dertleri çözüm filan değil, dertleri İmralı canisi bebek katiline statü kazandırmak, teröristlere hukuki imtiyaz ve özgürlük sağlamaktır. Türk milleti buna asla izin vermeyecektir. Buradan uyarıyorum. Türkiye’nin geleceğini karartacak adımları atmayın. Bugünkü pozisyonunuza güvenip, hesabını veremeyeceğiniz kararlar almayın. İhanetin zaman aşımı olmadığını da asla unutmayın" dedi.
DHA