Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Ara
Damga Gündem Damga Tv'de "Mertçe Konuşalım"

Damga Tv'de "Mertçe Konuşalım"

Gazeteci Mehmet Mert, Damga TV'debu haftada gündemin nabzını tutarak yerel ve ülke siyaseti üzerine değerlendirmeler yaptı. CHP'de ardı ardında gelen istifalar ve AK Parti'ye geçen belediye başkanlarının seçmen üzerinde yarattığı güvensizliği değerlendiren Mert “Seçmen tüm bu olan biteni bir köşeye yazıyor. Geldiğimiz noktada seçmeni düşenen yok; ülkede belediye başkanları, milletvekilleri kendi derdine düşmüş durumda” diye konuştu

Okunma Süresi: 9 dk

Siyasiler kendi derdine düştü

Mert'ten teşekkür

Gazeteci Mehmet Mert geçtiğimiz haftasonu Eskişehir TÜYAP'ta katıldığı Manşet'e Giden Yol kitabının imza ve söyleşi gününü değerlendirdi:  Doğrusu bu sene daha önceki seneye göre yarıya bölmüşler. Belli ki ilgi biraz düşük. Pazar günü olduğu için  çoğunlukla çocuklar, gençler ve  öğrencileri gözlemledim. Yani çocuklar olmasa biraz insanların sanki fuara gideceği yok. Bir iki tane ünlü katılımcı vardı. Onlar sayesinde biraz katılım vardı. Benim açımdan ise keyifliydi. Söyleşimi yaptım, imzamı attım. Bu arada kitabımız hala DNR'da ve bütün internet kitap satış ağlarında satışta. 

Bizim insanımız duyarsız

Bahar ayının gelmesi ile birlikte piknik alanlarında yaşanan kirlilik şikayetlerinin artmasına dikkat çeken Mert “İnsanlarımız duyarsız. İstanbul 3. bölgedeyiz biz Avrupa yakasında. Bizim bölgenin en meşhur piknik alanlarının olduğu yer Çatalca, Silivri köyleri, mahalleleri. Her yaz buradan çok şikayet alıyoruz. Atalarımızın dediği gibi aslan yattığı yerden belli olur. Veya biz diyoruz ki nasıl bulmak istiyorsan öyle bırak ama alakası yok. Sanki bir daha oraya gelmeyecek. Birinci sorun alanların temiz tutulmaması. İkinci sorun belediyelerin böyle bir imkanları, böyle bir servisleri, böyle bir ortamları yok. Hani birdenbire hazırlıksız yakalanıyorlar. Tabii ki toplumumuz bilinçsiz olursa buna belediyenin de yapacağı bir şey yok. Biraz daha dikkat edelim diyelim. Sezonu açtık. Yazı, baharı, piknik alanını getirdik ama ne olursunuz dikkatli bir şekilde, temiz, dürüst, bize yakışır bir şekilde bugünleri atlatalım. 

Özgür Özel'i zor günler bekliyor

Mert, Antalya “Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek etkin pişmanlık başvurusu yaptı. Sizce bu süreç nasıl sonuçlanır?” sorusunu ise şöyle cevapladı: İBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yapılan operasyonla birlikte adeta  CHP  tekerleği patlamış tır gibi şarampole doğru gidiyor. Bir taraftan  yargıyla mücadele ediyorlar. Öbür taraftan şaibeli kurultaylarla mücadele ediyorlar. Kendi  içlerinde eski genel başkan, yeni genel başkan, milletvekilleri birbirine düşmüş durumda. Öte yandan yani biz 2024 seçimlerinde CHP çok yüksek oy aldı. Biz de o takdir ettik, alkışladık falan filan. Sonradan görüldü ki tamam seçim almak güzel fakat o seçimlerde aday belirlemede olsun, seçim ortamında olsun, listeleri yapmakta olsun bir takım hesaplar, kitaplar dönmüş. Bazı insanlar belki de kendi hakkıyla, kendi bileğiyle, kendi bilgisiyle belediyeyi kazandı. Ama bazılarını da 2024'te bir taraftan yıpranan bir iktidar, AK Parti , yıpranan bir Cumhurbaşkanı , ekonomik ve bir takım gelişmelerle, iktidarın vermiş olduğu sarhoşlukla yıpranan bir siyasi oluşum vardı. Buna da insanlar oy verdiler. Hatta bizim yaşadığımız bölgede Silivri, Çatalca gibi yerlerde Ekrem İmamoğlu ve CHP rüzgarı olmasaydı bu insanlar bugünkü CHP'li belediye başkanları seçimi alamazlardı. Aynı şekilde Antalya'da, Aydın'da bugünkü adaylar olmasa da seçim alınacaktı ama sonradan duyuyoruz ki bu aday belirlemede birtım operasyonlar olmuş. Paralar dönmüş, dövizler havada uçuşmuş falan. Şimdi Muhittin Böcek de böyle gündeme geldi. Bugün kendisi ve oğlu cezaevinde. Eşiyle sorun yaşıyor. Çalışanlarıyla sorun yaşıyor. Ama bir de şöyle bir iddia var:  İşte CHP Genel Başkanı Özgür Özel Adalet Bakanı Akın Gürlek'le ilgili birtım iddialarda bulundu. Akın Gürlek de zorla Özgür Özel'e itirafçı bulmaya çalıştı. Bu çok kolay değil. Hepsinin bütün siyaset yapanların çoğunluğunun %90'ının camları, duvarları camdan arkadaşlar. Duvarları camdan. Hani dokunsan kırılacak, üflesen kırılacak. Yani hepsinin açığı var.  Muhittin Böcek de sanırım  kendince bir tedbir almıştır. Muhittin Böcek'ten sonra Özkan Yalım'ın da itirafçı olacağını bekliyoruz. Özel'i çok zor günler bekliyor. Cezaevine girenler zaten öldü bitti. Onlarla ilgili yorum yapmaya gerek yok. Bir de onların ben bu ülkede siyaset yapacağını, gündeme geleceklerini, insanların toplumun önüne çıkıp oy isteyeceklerini düşünmüyorum. Onlar şu anda  siyaseti falan değil bir an önce dışarı özgürlüklerine kavuşmayı dinliyorlar. Diğer yandan  mal varlıklarını kaybetmemeyi diliyorlar.”

Soylu cesur bir çıkış yaptı 

Bey, Süleyman Soylu'nun meclise haftada bir gittiğini ve “Siyaseti zihnimde tamamen bıraktım” demesine rağmen milletvekili maaşı almasını değerlendiren Mert şunları söyledi: Soylu hiç olmazsa itiraf etmiş. Yani cesur bir söylem yapmış. Kamuoyu ne diyor? İşte madem vekillik yapmıyorsun maaş alma. Bu memlekette bir yasa getirdiniz siz. 2 yıl milletvekilliği yapan ömür boyu maaş alıyor zaten. Yani Süleyman Soylu en azından itiraf ediyor. Süleyman Soylu maaş almayacaksa diğerlerinin de almaması gerekiyor. Diğerleri iş mi yapıyor sanki? Ya bugün 550 milletvekilinin hangisi iş yapıyor? Hangisine vatandaş ulaşabiliyor? Hangisi vatandaşın kapısını çalabiliyor? Hangisi mecliste hangi konuşmayı yapıyor? Hangisi ne işe yarıyor? Özellikle benimde arkadaşım olan CHP'li vekiller şu an tutuşmuşlar hepsi de milletvekili dokunulmazlığımız olsa içeri gireriz korkusuyla yaşıyorlar. Milletvekilleri böyle işte dolanırlar, dolaşırlar, el kaldırır, indirirler, maaş alırlar. Bu kadar basit.

Seçmen hepsini bir köşeye yazıyor

Belediye başkanlarının CHP'den istifa ederek AK Parti'ye geçmesinin seçmen üzerinden bir güvensizlik oluşturup oluşturmayacağı ile ilgili konuşan Mert “Seçmen bunları bir köşeye yazıyor. Biz şu anda seçmeni  zaten düşünmüyoruz. Şu an AK Parti'de CHP'de seçmeni konuşmuyor ki.  Yangından mal kaçırır gibi işlerine bakıyorlar. AK Parti bir an önce vekil transfer edeyim, belediye başkanı transfer edeyim, kamuoyunda kendimi güçlü göstereyim, yeniden tek başına iktidar olanağı sağlayayım diye yangından mal kaçırıyor. CHP'liler de yargı, malını kaybetmek, mevkiini kaybetmek, koltuğunu kaybetmek korkusuyla  yağmurdan kaçıp doluya yakalanır gibi bir an önce o ortamdan kaçmaya çalışıyorlar.Tarih boyunca hep transferler olmuştur. Yarın seçmen bunların cevabını verecek bir şekilde. Şimdi seçmen siyasi partiye mi oy veriyor? Adaya mı oy veriyor? Adaya oy verenler adayı çizmiştir. Siyasi partiye oy verenler de siyasi parti ile ilgili tedbir almıştır, alacaktır. Bugün baktığınızda ya son 20-25 yıldır siyasi aktör olarak öne çıkan kaç tane adamınız var? Ya mesela bugün CHP dersek toplumda 5 kişi sayabilir mi insanlar? Kimi sayacak? “

Çenet soruşturmaya alınmalı 

Mert, koronavirüsten sonra  hantavirüs alarmına geçişin ardından, virüslğ geminin yolcularından sosyal medya fenomeni Ruhi Çenet'in Çatalca'da bir düğüne katılarak insanları tedirgin etmesininin yanlış olduğunu söyledi. Bugünlerde bizim Damga Gazetesi'nde bir haber çıktı. Çenet denilen bir içerik üreticisi, YouTuber var. 1819 milyon da takipçisi var çocuğun. Maşallah. Bu çocuk bir tane hantavirüs taşıyıcı gemiden iniyor. E o gemide hantavirüs çıkıyor. İner inmez hemen Çatalca'da bir akrabasının düğününe katılıyor. Birincisi ben savcılığı göreve davet ediyorum. Bu çocuğu bir önce soruşturmaya alsınlar. Arkadaş harika bir YouTubersın. Ne güzel. Niye bu işlere giriyorsun? Akraban diyemedin mi ben virüs taşıyıcısıyım ,ya da virüs bulunan gemide bulundum. Böyle insanlarımız var. Şimdi yarın bu çocuktan dolayı bir kişi peki yakalansa, hasta olsa, üç kişi hayatını kaybetse ne olur? Virüslere de gelince virüsler her zaman hayatımızda olacak. Her zaman dikkatli olmak durumundayız. 

BOSCH reklamını acımasız buluyorum 

Bir beyaz eşya firmasının Türkiye'nin evcil hayvan sahipliğini annelik duygusu üzerinden anlattığı Anneler Günü reklamı büyük tartışma yaratmıştı. Reklamda bir çocuk ve sokak hayvanının eşdeğer tutulmasının yanlış olduğunu ifade eden Mert “Üzgünüm ama reklam çok sert, çok acımasız. Önce BOSCH'a bakmak lazım. BoSCH kimdir? Alman firması.  Bu fikir  Alman firmadan mı çıkmış, Türk reklam firması mı yazmış?  Çok sert olmuş. 9 ay 10 gün karnında taşıyanlarla  sonradan sokaktan sağdan soldan alınan ona hayvan demek istemiyorum yani bir sokak çocuğu da almış olsanız ikisi aynı şey değil. Bir kere ikisinin arasında dünyalar kadar fark var. O köpeğin kendi annesi onu söylese onu anlarım. O ablamız tamam çocuğu görüyordur, kızı görüyordur, oğlu görüyordur. Orada bir sorun yok. Ablada bir sorun yok. Bizde bir sorun var. Bizim bakış açımızda bir sorun var. Mesela o ablaya soruyorum. Paran yoksa, evin yoksa, işin yoksa o köpeği alabilecek misin? Hani kendine bakamayacaksın, köpeğe de bakamayacaksın. Ama öbür anne öyle mi? Veya şöyle bir soru sorayım. Öbür anne o çocuğu için çok iyi biliyorum. Kendi annemden ve çocuklarımın annesinden biliyorum. Güzü kırpmadan canını verir, kalbini verir, kanını verir, gözünü verir. Sen o köpek için verir misin? Soruyorum sana. Eğer veriyorsan ben özür diliyorum senden. Senin gibilerden. Vermiyorsanız kusura bakmayın. Köpekleri sevin. Ben de seviyorum. Evimde de kızımın köpeği var. Kedileri sevin, hayvanları sevin. Fakat insanoğluyla onları yarışa sokmayalım.”

Silivri Kent Konseyi toplantısı beceriksizlikle bitti

Silivri Kent Konseyi 7 Mayıs 2026 günü düzenlenecek bir söyleşiyi iptal etmiş ve hiçbir gerekçe göstermeden gelen bu iptal merak edilmişti. Olayın arka yüzünü Mert şu sözlerle açıkladı: Kent konseyi olayını yorumlamak istiyorum önce. Kent konseyileri Türkiye'ye Avrupa Birliği'ne uyum projesi adı altında 21. maddenin şartlarıyla geldi. Her belediyenin kent konseyi kurma mecburiyeti getirildi. Kent konseyi belediyeden bağımsız, belediyeci olmayan o kentin çevre duyarlıları, akademisyenleri, gazetecileri, STK başkanları tarafından kurulacak bir konsey olmalı. O konseyin geliri, gideri bağımsız olmalı.  O konseyin bir numaralı amacı belediyede yapılan işleri denetlemek, eleştirmek olmalı. Zaman içerisinde ne oldu? Kent konseyleri başkanlarını belediye başkanları belirledi. Yöneticilerini belediyeler belirledi. Masraflarını belediye verdi. Maaşlarını belediye verdi. Maaş verdiğiniz adam sizi denetleyebilir mi? Silivri Kent Konseyi başkanı Nursel Erel benim çok sevgili dostum, arkadaşımdır. Yani bu tüm Türkiye'de böyle olduğu için Silivri de aynı şekilde yürütülüyor. Gelelim toplantıya.Toplantının amacı ne? Geleceğe ortak adımlar. Harika. Katılımcılar TGRT Haber Reklam Dairesi Başkanı Tuğba Gençay ve TGRT Haber Ekonomi Müdürü Celal Toprak. Celal Bey benim de arkadaşımdır. Diğer konuşmacılar Nurser Erel ve sanırım Ziraat Odası mı, esnaf odası başkanı da olabilir.  Şimdi sosyal medyadan denilmiş ki TGRT CHP'ye  İBB Başkanı İmamoğlu'na küfrediyor, iftira haberler yapıyor. Bu adamların CHP tarafından yönetilen belediyede ne işi var. Şimdi biz bu toplantıda her ne kadar davet eden kent konseyi gözükse de biz çok iyi biliyoruz ki Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu'nun onayı çıkmadığı sürece böyle bir toplantı ne olur, ne kimse yapar. Sonra da toplantı iptal edildi.  Bir, sosyal medyadan tepki gelmeseydi bu toplantı iptal olacak mıydı? İki, madem sosyal medyadan tepki geldi;  TGRT haber CHP'ye iftira haberler yapıyor, siz bilmiyor muydunuz bunu? TGRT'nin kim olduğunu bilmenize rağmen mi davet ettiniz? Eğer bilmiyor iseniz bunların böyle olduğunu yani TGRT'nin haber bakış açısını bilmiyorsanız bu nasıl belediye yöneticiliği? 3. Bora Balcıoğlu'nun etrafında niteliksiz danışmanlar ve kişiler olduğu sürece bu tür hatalar hep olacaktır. Toplantılar iptal edilecektir. Özür dilenecektir. Yanlış yapılacaktır. Silivri mağdur edilecektir. Ve harika bir atasözümüz var. Kılavuzu karga olanın burnu bilmem neden kurtulamaz derler. Davet ettiğiniz kişilere ne dediniz peki?  Afedersiniz mi dediniz? Yoksa hiçbir özür dilemeden mi iptal ettiniz ki siz bunları yapmaya da müsait insanlarsınız. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *