Özgür Özel’in yeni partisi risk mi fırsat mı?
Özgür Özel ve ekibinin CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurma kararı bakalım önümüzdeki seçimlerde 25 yıllık iktidar değişikliğini sağlayacak mı yoksa iktidar bir kez daha bir beş yıl ülke yönetimini kazanmayı başaracak mı?
*
Özgür Özel’in CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurma kararı, Türkiye siyasetinde son yılların en önemli kırılmalarından biri olarak değerlendirilebilir.
Bu kararın arka planında, CHP’nin 2023 kurultayını iptal etmesiyle başlayan liderlik krizi ve parti içi yönetim tartışmaları bulunuyor.
Özel, ayrılığı “geri çekilme değil, yeni bir mücadele hattı” olarak tanımladı.
Bu kopmanın olumlu görülebilecek yönlerini şöyle sıralayabiliriz.
Eğer bir siyasi hareket, mevcut parti içinde siyaset yapma imkanının kalmadığını düşünüyorsa yeni bir parti kurması demokratik siyasetin meşru yollarından biridir.
Özgür Özel’in arkasında önemli sayıda milletvekili ve teşkilat desteği olduğu görülüyor. Bu nedenle yeni oluşumun kısa sürede etkili bir aktör olma ihtimali bulunuyor.
Seçmene yeni bir alternatif sunulması, siyasette rekabeti artırabilir.
Olumsuz görülebilecek yönlerine gelirsek.
Muhalefet oylarının bölünmesi riski ortaya çıkabilir. Bu da iktidar karşısındaki ortak siyasi gücü zayıflatabilir.
CHP, Türkiye’nin en köklü siyasi partilerinden biri. Böyle bir ayrılık hem örgütlerde hem de seçmende duygusal ve kurumsal bir kırılma yaratabilir.
Yeni partilerin Türkiye’de kalıcı başarı elde etmesi kolay olmuyor. Güçlü bir teşkilat, finansman ve ortak söylem oluşturmak zaman alıyor.
Siyasi etkisi ne olabilir?
Bu büyük ölçüde üç faktöre bağlı:
1. Kaç milletvekili ve belediye başkanının Özgür Özel’i takip edeceği,
2. Yeni partinin toplumun merkezine hitap eden yeni bir siyaset üretebilmesi,
3. CHP ile rekabet yerine gelecekte iş birliği zemini kurulup kurulamayacağı.
Sonuç olarak bu hamle hem bir risk hem de bir fırsat içeriyor. Destekçileri bunu “demokratik meşruiyetini kaybettiğini düşündükleri bir yapıya karşı yeni bir başlangıç” olarak görürken, eleştirenler muhalefetin parçalanmasının iktidarın elini güçlendireceğini savunuyor. Bu iki değerlendirme de siyasi açıdan makul argümanlara dayanıyor; hangisinin ağır basacağını ise yeni partinin örgütlenme başarısı ve seçmen desteği belirleyecek.
Peki bu ayrılık önümüzdeki ilk seçimde nasıl bir sonuç verir?
Bu sorunun kesin bir cevabı yok; çünkü seçim tarihi, ittifaklar ve adaylar henüz belli değil. Ancak siyaset bilimi açısından bazı temel senaryoları sıralayabiliriz.
Yeni parti CHP’nin ana gövdesini taşırsa Özgür Özel’le birlikte milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve il örgütlerinin önemli bölümü yeni partiye geçerse, yeni parti kısa sürede ana muhalefet konumuna gelebilir. Son haftalarda yayımlanan bazı kamuoyu araştırmaları da bu ihtimali test ediyor; bazı senaryolarda yeni partinin CHP’nin önüne geçtiği görülüyor. Ancak bunlar varsayımsal anketlerdir ve gerçek seçim sonucu olarak değerlendirilmemelidir.
Muhalefet ikiye bölünerek eğer CHP ve yeni parti benzer seçmen tabanına hitap edip ayrı ayrı seçime girerse, muhalefet oylarının bölünmesi iktidar blokuna avantaj sağlayabilir. Siyasi analistler de mevcut krizin iktidarın elini güçlendirebileceği değerlendirmesini yapıyor.
Hani olur da seçim öncesi yeniden iş birliği kurulursa Türkiye’de ittifaklar ve ortak adaylar seçim sonuçlarını ciddi biçimde etkileyebiliyor. CHP ile yeni parti seçim öncesinde iş birliği yaparsa, bölünmenin olumsuz etkisi önemli ölçüde azalabilir.
Bugünkü tabloya bakarsak, en kritik belirleyiciler şunlar olacaktır.
Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve diğer büyükşehir belediye başkanlarının nasıl bir tutum alacağı.
Kaç milletvekilinin yeni partiye katılacağı.
Yeni partinin merkez seçmenden oy alıp alamayacağı.
Ekonomik koşullar ve seçim tarihinin ne olacağı.
Kısacası, ilk seçimde en büyük risk muhalefet oylarının bölünmesi; en büyük fırsat ise yeni partinin mevcut muhalefet seçmenini konsolide edip kararsız seçmenden de destek alabilmesidir. Hangi senaryonun gerçekleşeceğini ise bugünden kesin olarak söylemek mümkün değil. Mevcut veriler, her iki ihtimalin de masada olduğunu gösteriyor.
Anlayacağımız Türkiye yeni siyasi gelişmelere gebe.
Heyecanlı bir süreç olacak hepimiz için.
Bakalım önümüzdeki ilk seçimde 25 yıllık iktidar değişikliği mi yaşanacak yoksa iktidar bir kez daha bir beş yıl ülke yönetimini kazanmayı başaracak mı?