İsa’dan bu yana gelen ibadetimiz Kurban!
2007 yılı 16 Aralık’ta yazmışım bu yazıyı.
Güncelleyerek yeniden sizlerle paylaşıyorum.
Kurbanın ruhu mu, görüntüsü mü?
Bayramlar sadece takvim yapraklarında yer alan özel günler değildir…
Bayramlar; çocukların hafızasında kalan seslerdir, kokulardır, sofralardır, aile büyüklerinin dualarıdır. Eğer bayramlarımızın sevincini ve maneviyatını gelecek nesillere miras bırakmak istiyorsak, önce doğru öğrenmeli sonra doğru anlatmalıyız.
Kurban nedir?
En sade ifadeyle; Allah’a yakınlaşmak, O’nun rızasını kazanmak amacıyla yerine getirilen bir ibadettir. Diyanet İşleri Başkanlığı da kurbanı bu şekilde tarif eder.
İslam inancında kurban ibadeti, Hz. İbrahim’in teslimiyetini ve Allah’a bağlılığını temsil eder. Rivayete göre Allah, Hz. İbrahim’i çok sevdiği evladı üzerinden sınamış; o da tereddüt etmeden teslimiyet göstermiştir. Tam o anda ise bir koç gönderilmiş ve insanoğluna şu mesaj verilmiştir:
“Asıl olan kan değil, sadakat ve teslimiyettir.”
Bugün kurban ibadetinin özünde de aynı anlayış vardır. Paylaşmak, yardımlaşmak, ihtiyaç sahibini gözetmek, nefsin cimriliğini aşmak…
Fakat yıllardır kendi kendime şu soruyu soruyorum:
Biz kurbanın ruhunu mu yaşatıyoruz, yoksa sadece görüntüsünü mü?
Çünkü artık 20-30 yıl öncesinin şehirlerinde yaşamıyoruz.
Bugünün İstanbul’u, Ankara’sı, İzmir’i milyonların yaşadığı dev metropoller… Trafik, beton, yoğunluk, hijyen sorunları ve plansızlık zaten hayatı zorlaştırıyor. Bayram günlerinde apartman aralarında, sokak ortalarında, otopark köşelerinde ortaya çıkan görüntüler ise bu güzel ibadetin manevi tarafını gölgede bırakıyor.
Üstelik mesele sadece görüntü de değil…
Çocuk psikolojisinden çevre temizliğine, halk sağlığından şehir düzenine kadar birçok konu artık daha fazla önem taşıyor.
Kimileri “Kurban ibadeti çağ dışı” diyor.
Kimileri “Önemli olan hayvan kesmek değil, nefsi terbiye etmek” görüşünü savunuyor.
Kimileri de “Et yerine yardım yapılsın” düşüncesinde…
Herkesin fikrine saygı duymak gerekir. Çünkü düşünmek de sorgulamak da insanın gelişiminin parçasıdır.
Ama benim kanaatim şu:
Kurban ibadetinin özü korunarak yöntemi daha medeni, daha düzenli ve daha sağlıklı hale getirilebilir.
Nasıl ki hac ibadeti belirli kurallar ve merkezler içinde yapılıyorsa…
Nasıl ki ibadetlerin bir usulü, bir adabı varsa…
Kurban kesimleri de daha kontrollü alanlarda, profesyonel ve hijyenik ortamlarda yapılmalıdır.
Bugün birçok belediye ve kurumun modern kesim alanları oluşturması aslında bunun ilk adımıdır. Belki yıllar önce söylediğimizde tepki çeken düşünceler, bugün artık toplumun önemli bir kısmına daha makul geliyor.
Çünkü şehir büyüdükçe kuralsızlığın maliyeti de büyüyor.
İnanç elbette korunmalı…
Ama inancın temsil biçimi de çağın şartlarına uygun olmalı.
Kurbanın özü; gösteri değil teslimiyettir.
Bayramın özü ise korku değil huzurdur.
Çocukların hafızasında kalan şey; sokaktaki karmaşa değil, bayram sabahının bereketi olsun…
Herkese sağlık, huzur ve kardeşlik dolu bayramlar diliyorum.