Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Ara

Gazeteciliğin ağır bedeli

YAYINLAMA:
Gazeteciliğin ağır bedeli

Ülkemizde gazetecilik son yıllarda zor bir dönemden geçiyor. BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı ve DW Türkçe muhabiri  gazeteci Alican Uludağ'ın tutuklanması, Türkiye genelinde geniş çaplı tepki ve protestolara yol açtı. Bu gazetecilerin yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklanması, kamuoyunda "sansür yasası" olarak bilinen TCK 217/A'nın gazeteciler üzerindeki etkisini yeniden gündeme getirdi.Türkiye'de gazetecilik, yoğun baskı, sansür, tutuklama riski, ekonomik güvencesizlik ve düşük maaşlar gibi ağır bedelleri olan bir meslek olarak öne çıkıyor.

Ülkemizde gazetecilik yapmanın ağır bir bedeli vardır. Boyun eğmeyen gazetecilik, baskılara, sansüre ve tehditlere rağmen hakikati halka ulaştırmayı amaçlayan, etik değerlere bağlı ve cesur bir habercilik anlayışıdır. Gerçeğin peşinden koşan bu yaklaşım, iktidar veya güç odaklarına yaslanmadan, halktan yana tavır alarak dürüstlüğü ve toplum yararını savunur.

Gazeteciler mevcut ekonomik sıkıntıların yanında yargılanma ve tutuklanma baskısı ve korkusu ile ne kadar gazetecilik yapabilir. 24 yıldır AK Parti tarafından yönetilen ülkemizde, uzun süre iktidar olmanın verdiği baskıcı durum basın sektörü derinden hissediyor. Son yıllarda onlarca muhalif medya kuruluşu kapatıldı. Anlaşılan tek sesli bir medya tek sesli bir Türkiye yaratılmak isteniyor. Demokrasinin olmazsa olmazı olan çok seslilik maalesef yavaş yavaş yok ediliyor.

Gazetecilik bazı ülkelerde sadece meslek. Gazeteci haberini yazar, basılır ve hayat akıp gider. Ancak bazı ülkelerde gazetecilik yalnızca haber yazmak değil. Yazdığın haberin hesabını da vermek zorunda bırakılırsın. Aynı şekilde dünyanın farklı ülkelernde uzun yıllar iktidarda kalan partilerin gazeteci muhalif siyasetçilere yönelik baskılarını görebilirsiniz. Rusya, K.Kore, Azerbaycan, İran ve S.Arabistan gibi ülkelerde muhalif gazeteci ve siyasetçilerin, gazetecilik ve siyaset yapma alanları oldukça kısıtlı olduğu biliniyor.

Kamu hizmeti yapan bazı gazeteciler adliye koridorlarında hakimlerin karşısına çıkıyor, tutuklanıyor. Türkiye'de gazeteci olmak; sansür, davalar, ekonomik güvensizlik ve fiziksel tehditler gibi ağır riskler barındırabilir. Hakikati savunanlar sıklıkla dezenformasyonla suçlanıp hedef gösterilmekte, bağımsız habercilik ise büyük bir denge oyunu ve kişisel fedakarlık gerektirmektedir.

Gazeteci demek sadece ziyaret haberi yapmak, protokole eşlik etmek değildir. Gazeteci, kamuoyunun vicdanıdır. Sorgulayan kişi, statüko sahipleri için "istenmeyen" kişidir. Doğruyu söylediğinde, bir kurumun işleyişindeki aksaklığı yazdığınızda ya da bir haksızlığı dile getirdiğinde hemen "Neden kurcalıyorsun?" bakışlarıyla karşılaşırsınız.

Bugün Anadolu basınında gazetecilik yaparak zengin olmak bir hayaldir. Kâğıt ve dijital maliyetlerin her geçen gün arttığı bir dönemde, bağımsız bir medya kuruluşunu ayakta tutmak mucizeye eşdeğerdir. Reklam gelirlerinin "biat edene" aktarıldığı bir düzende, dik durmaya çalışmak ekonomik bir zorluğu da beraberinde getirir.

Gazetecilerin önemli bir kısmı asgari ücret olarak maaş almakta, "kölelik düzeni" olarak adlandırılan düşük ücretlerle çalışmaya devam ediyor. Gazetecilik, Türkiye'de en fazla işsiz mezun veren bölümler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Yaptığı haberler nedeniyle sürekli dava açılan gazeteciler, büyük maliyetler ve stresle mücadele etmektedir. Gazetecilik, kaygılı ve tedirgin bir ortama dönüşmüştür. Özellikle yerel basında ekonomik kriz ve baskılar nedeniyle bağımsız habercilik yapmak neredeyse imkansız hale geldiğini görüyoruz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *