Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
4°
Ara

Kumar bağımlılığı kayıp hayatlar

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Kumar bağımlılığı  kayıp hayatlar

Bağımlılık denildiğinde çoğu insanın zihninde uyuşturucu, madde ya da alkol canlanır. Oysa en tehlikeli bağımlılıklar, en iyi gizlenebilenlerdir. Kumar bağımlılığı tam da bu yüzden sessiz ama yıkıcı bir tehdittir. Çünkü fark edilmesi zordur, hatta çoğu zaman çok geç fark edilir. 

Madde ya da alkol bağımlılığı bir noktada mutlaka görünür hâle gelir. Oysa kumar bağımlısı, yıllarca kimseye fark ettirmeden bu girdabın içinde yaşayabilir. Günümüzde kumarın sanal ortama taşınmasıyla birlikte bu gizlenme daha da kolaylaşmıştır. Bir telefon ekranının arkasında, kimse görmeden, kimse duymadan… Ta ki borçlar birikene, ilişkiler sarsılana, hayat altüst olana kadar. 

Ailesi, eşi, çocukları çoğu zaman yaşananlardan habersizdir. Kişi, çevresine borçlandığında bile durum uzun süre fark edilmez. Ancak bu gizlilik, beraberinde çok daha büyük bir yıkımı getirir: Doğru karar alma ve sağlıklı hareket etme yetisi giderek kaybolur. Sonradan fark edilmesi ise artık ciddi bir tehdit hâline dönüşür.
Ne yazık ki en büyük sorunlardan biri de kumar bağımlılığının hâlâ “kötü alışkanlık” olarak görülmesidir. “Askere gidince düzelir”, “evlenince toparlanır”, “işleri yoluna girince bırakır” gibi yaygın inanışlar, bağımlılığı daha da derinleştirir. Oysa gerçek şudur: Bağımlılık, tedavi edilmeden düzelmez. Ne askerlik, ne evlilik, ne de ekonomik rahatlama bu hastalığı ortadan kaldırır. 

Bu noktada yapılması gereken şey son derece açıktır. Kumar bağımlılığı bir irade zayıflığı ya da ahlaki sorun değil, bir hastalıktır. Ve her hastalık gibi profesyonel tedavi gerektirir. Bu kişileri yargılamak, küçümsemek ya da “geçer” demek yerine, mutlaka tedavi sürecine dâhil etmek zorundayız. 

Son dönemde medyaya yansıyan kumar bağımlılığı kaynaklı intihar vakaları meselenin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun olduğunu da açıkça göstermektedir. Bu trajedilerin arkasında yalnızca psikolojik değil, sosyal ve ekonomik etkenler de vardır. Çünkü insan, içinde yaşadığı toplumdan ve çevreden bağımsız bir varlık değildir.
Kolay para kazanma hayali, kısa yoldan zengin olma arzusu, sosyal ve ekonomik olarak daha rahat bir yaşam beklentisi… Kumar bağımlılığının arkasındaki en güçlü motivasyonlardan bazıları bunlardır. Sanal teknolojiyle birleşen kumar, bu hayalleri sürekli canlı tutarak bağımlılığı çok daha tehlikeli bir boyuta taşımaktadır. 

Tam da bu nedenle, başta sanal ortamda yaygınlaşan kumar bağımlılığı ve internet bağımlılığı olmak üzere, bu alanlarda daha kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üretilmelidir. Günü kurtaran yaklaşımlar yerine; uzun vadeli programlar, bilimsel çalışmalar, eğitim faaliyetleri ve farkındalık oluşturan paneller hayata geçirilmelidir.
Bu mücadelenin öncülüğünü başta kamu kurumları üstlenmeli; yerel yönetimler, üniversiteler, sağlık kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve sivil inisiyatifler sürecin aktif paydaşı hâline gelmelidir. Çünkü bu mesele, tek başına bireyin ya da ailenin omuzlarına bırakılabilecek bir sorun değildir. 

Özellikle hayatlarının baharında olan gençlerimizin sanal kumar ve dijital bağımlılık kıskacında kaybolmalarına seyirci kalamayız. Onlara yalnızca “uzak durun” demek yeterli değildir. Doğru bilgilendirme, psikososyal destek mekanizmaları ve erişilebilir tedavi süreçleriyle yaşamla yeniden bağ kurmalarına destek olmak zorundayız.
Unutulmamalıdır ki bağımlılıkla mücadele, yasaklarla değil; bilinçlendirme, koruyucu ve önleyici politikalar ile güçlü bir toplumsal dayanışma ile mümkündür. Atılacak her adım, oluşturulacak her program ve sağlanacak her farkındalık çalışması, belki de bir gencimizin hayata tutunmasına vesile olacaktır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *