Yemen Savaşı'nın perde arkası
Yemen’deki mesele artık yalnızca bir iç savaş değil; Kızıldeniz, enerji ve küresel ticaret yolları üzerinde yürüyen bölgesel güç mücadelesidir.
Husilerin Mocha–Perim/Bab el-Mandeb hattındaki baskısı, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik kozunu tamamlayan ikinci bir deniz baskı noktası oluşturuyor. Amaç yalnızca gemi vurmak değil; sigorta, navlun ve güvenlik maliyetlerini artırarak gemilerin rotasını değiştirmek ve Bab el-Mandeb üzerinde fiilî veto gücü kazanmak.
Bunun Suudi Arabistan açısından özel bir önemi var. Riyad’ın East-West Pipeline–Yanbu hattı, Hürmüz’e alternatif enerji çıkışlarından biri. Dolayısıyla:
Hürmüz-İran baskısı
Bab el-Mandeb-Husi baskısı
Yanbu-Suudi enerji çıkışı
Süveyş -Avrupa-Asya ticaret hattı aynı stratejik zincirin parçaları.
İran açısından Husiler, yalnızca Yemen’deki müttefik değil; ABD, İsrail ve Suudi Arabistan üzerinde deniz ve ekonomik baskı oluşturabilecek ileri bir kapasite haline gelmiş durumda.
ABD’nin temel açmazı ise şu: Husileri durdurmak için yeniden büyük bir Yemen savaşına girmek istemiyor; fakat Bab el-Mandeb’in Husilerin kontrolünde bir “stratejik veto noktası” haline gelmesine de izin vermek istemiyor.
İsrail açısından hedef Kızıldeniz ve Eilat erişiminin güvenliği; Mısır açısından Süveyş gelirlerinin korunması; Çin açısından ise Asya–Avrupa ticaret zincirinin kesintiye uğramaması.
Bu nedenle Yemen haritasını artık yalnızca Sana’a–Taiz–Marib üzerinden okumak yetersiz.
Asıl harita:Hürmüz – Yanbu – Kızıldeniz – Bab el-Mandeb – Süveyş hattıdır.
Perde arkasındaki büyük mücadele Yemen’i kimin yöneteceğinden ziyade, dünyanın enerji ve ticaret damarlarından biri olan Bab el-Mandeb üzerinde kimin “veto hakkına” sahip olacağıdır.