Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
25°
Ara

Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar

YAYINLAMA:
Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar

Ayşe Sultan Erol farkı

Hayatın farklı dönemlerinden süzülen deneyimleri, gözlemleri ve insan hikâyelerini kendine özgü anlatımıyla kaleme alan Ayşe Sultan Erol, nostaljiyi geçmişe duyulan özlem ve insanları yeniden buluşturan güçlü bir duygu olarak ele alıyor

27 Kasım 1974’te İstanbul’da doğan Erol, eğitimini Bayrampaşa Rıfat Canayakın Lisesi’nde tamamladı. Ardından Açıköğretim Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirerek çalışma hayatına adım attı. Uzun yıllar farklı firmalarda görev yapan Erol, sonrasında yaşamını Yalova’da, doğayla iç içe sakin bir ritimde sürdürmeye başladı. Sanata da özel bir yer açan Erol, iki yıl konservatuvar eğitimi aldı. Müzik ve sanatla kurduğu bağ, dünyayı algılama biçimini zenginleştirirken yazarlık yolculuğuna da katkı sağladı. Güçlü iletişim yeteneği, özgün bakış açısı ve pozitif enerjisiyle yaşam deneyimlerini edebiyata taşıyor.

Geçmişe duyulan özlem

Erol’un 2025 yılında yayımlanan “Her Şeye Rağmen Yine de Çok Mutluyduk” adlı deneme kitabı, 1980’li ve 1990’lı yılların komşuluk ilişkilerini, dostluklarını ve küçük mutluluklarını yeniden hatırlatan samimi anlatımıyla dikkat çekiyor. Erol’a göre mesele geçmişe bağlı kalmak değil, geçmişe duyulan özlem. İnsanların saatlerce sohbet ettiği, dertleştiği, komşuluk ve dostluk ilişkilerinin hayatın doğal parçası olduğu yılları yeniden hatırlamak isteyen Erol, kitabını okuyucunun evine misafir olarak gidip birlikte çay içmek ve geçmişi konuşmak amacıyla kaleme almış. Onun anlatısında nostalji; paylaşmanın insanı hafiflettiği, anıların konuşuldukça çoğaldığı ve yâd edildikçe tamamlandığı bir duygu.

“Hadi çayları demleyelim…”
Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri okuyucuyla kurduğu sıcak iletişim. Erol, eserinde okuyucusuna adeta yıllardır tanıdığı bir dostu gibi sesleniyor. “Bu kitabımda sizlere misafir olarak geldim. Hadi çayları demleyelim” yaklaşımı, kitabın samimi ruhunu özetliyor. Erol, özellikle gençlere geçmişin küçük şeylerle mutlu olabilen insanlarını anlatmayı önemsiyor. Mutluluğun büyük imkânlarda aranmayacağını; paylaşmanın, umutla bakmanın ve insanın kendi mutluluğunu yaratabilmesinin mümkün olduğunu hatırlatıyor. Yazar ayrıca ikinci kitabı için “Sıra sizde!” diyerek okuyucularını kendi anılarını, mutluluklarını ve kederlerini mektuplarla paylaşmaya davet ediyor.
Ayşe Sultan Erol’un yazarlık anlayışının merkezinde insan var. Geçmişin değerlerini unutmadan bugünü anlamaya çalışan Erol; sanat, müzik, yaşam deneyimleri ve edebiyatı aynı potada buluşturuyor. Onun hikâyesi, hepimizin sakladığı ortak bir duyguyu yeniden hatırlatıyor: Hayat ne kadar değişirse değişsin, paylaşılan güzel anılar insanın kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Erol’un kitabına verdiği isim de bu duygunun en sade ifadesi: Belki de bu sorunun cevabı, kitabın sayfalarında olduğu kadar okuyucunun kendi hatıralarında saklı.

Gamze'nin sanat yolculuğu

1977 yılında Ankara’da dünyaya gelen Gamze Türkistanlı, eğitim hayatının ilk, orta ve lise dönemini Bursa’da tamamladı. Sanata olan ilgisini akademik eğitimle buluşturan Türkistanlı, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu

Üniversite yıllarının ardından yine Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü akademisyenleri için bitki illüstrasyonları hazırlayarak sanat ile bilimi aynı çizgide buluşturdu.
İstanbul’da Temel ve İleri Bitki İllüstrasyonu eğitimlerine katılarak sertifika alan Türkistanlı, bu alandaki çalışmalarını bir süre daha sürdürdü. Kariyeri boyunca birçok yayınevi, ajans ve dergiyle çalışan sanatçı; kitap, takvim ve çeşitli yayınlar için illüstrasyonlar hazırladı. Özel bir ilaç firması için kas ve anatomi çizimleri de gerçekleştiren Türkistanlı, sanatın farklı disiplinleri arasında özgün bir üretim alanı oluşturdu. Eğitim hayatını farklı bir alanda da sürdüren Türkistanlı, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sosyal Hizmetler Bölümü’nü tamamlayarak ilgili alanlarda görev aldı. Sanat derneği bünyesinde şehir içi ve şehir dışında düzenlenen karma resim sergilerine katılmaya devam eden sanatçı, üretimlerini farklı platformlarda sanatseverlerle buluşturuyor.
Resim kadar edebiyata da güçlü bir bağ kuran Gamze Türkistanlı, lise yıllarında öğretmenlerinin kompozisyonlarını beğenmesiyle başlayan yazın serüvenini yıllar içerisinde şiir ve öykü çalışmalarıyla geliştirdi. “10 Kasım”, “Cumhuriyet” ve “6 Şubat Depremi” gibi özel gün ve toplumsal hafızada önemli yer tutan konular üzerine kaleme aldığı yazıları çeşitli platformlarda yayımlandı.

Üretme tutkusu devam ediyor

Şiir platformlarında yazmayı sürdüren Türkistanlı’nın şiirleri altı farklı dergide, öykü ve şiirleri ise üç farklı antoloji kitabında okuyucuyla buluştu. Sanatçının ilk şiir kitabı “Yankı”, Mayıs 2026’da Serüven Yayınevi tarafından yayımlandı. Şiirin yanı sıra hikâyeler kaleme alan Türkistanlı, özellikle çocuk öyküleri üzerine çalışmalarını da sürdürüyor. Sanat anlayışının merkezinde gözlem, empati ve öz eleştirinin bulunduğunu ifade eden Gamze Türkistanlı, resim ile edebiyatın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğine inanıyor. Çok yönlü birikimi, özgün çalışma tarzı, farklı disiplinleri bir araya getiren projeleri ve güçlü iletişimiyle dikkat çeken Türkistanlı; pozitif enerjisi, estetik bakışı ve üretme tutkusu ile sanat yolculuğunu sürdürüyor. Evli ve iki çocuk annesi olan Gamze Türkistanlı, Ankara’da yaşamını sürdürüyor. Portre Çalışmalarından illüstrasyona, şiirden öyküye uzanan sanat serüveniyle Türkistanlı, farklı ifade biçimlerini aynı yaratıcı dünyada buluşturan çok yönlü bir sanatçı olarak çalışmalarına devam ediyor.

Lami Uyar ile yeni dönem

İş dünyasının tanınan isimlerinden Lami Uyar, yeni dönemde demir çelik sektöründeki çalışmalarını kendi ismiyle sürdürüyor. Uyar, “Lami Uyar Demir Çelik” adıyla yeni bir oluşum hazırlarken, sektördeki deneyimini kendi markasıyla geleceğe taşımaya hazırlanıyor

Demir çelik faaliyetlerinin yanı sıra turizm alanında da yeni plan ve projeler üzerinde çalışan Uyar, önümüzdeki dönemde farklı yatırım alanlarında yer almayı hedefliyor. Turizm tarafındaki çalışmalarını geliştiren Uyar, yeni projeleriyle iş dünyasındaki faaliyet alanını genişletmeye hazırlanıyor. Yoğun iş temposuna yaz tatilinde kısa bir mola veren Lami Uyar, tatilini Çeşme, Ayvalık ve Yunanistan’da geçirdi. Çocuklarıyla birlikte keyifli anlarını paylaşan Uyar, yazın tadını ailesiyle birlikte çıkarırken yeni dönem projeleri için de enerji topladı. Yeni marka yapılanması ve farklı sektörlere yönelik hedefleriyle dikkat çeken Lami Uyar, önümüzdeki dönemde iş dünyasında yeni adımlarıyla gündeme gelmeye hazırlanıyor.

Nesrin Oğuz'un hikayesi

Sunuculuk, sosyal hizmet uzmanlığı ve eğitim koordinatörlüğünü aynı çatı altında buluşturan Nesrin Oğuz, mesleki birikimi ve toplumsal çalışmalarıyla dikkat çeken isimler arasında yer alıyor. İnsan odaklı yaklaşımı, güçlü iletişim becerileri ve sosyal sorumluluk anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Oğuz, özellikle çocuklar, gençler ve özel gereksinimli bireyler konusunda yaptığı çalışmalarla öne çıkıyor

Adana doğumlu olan Nesrin Oğuz, ilk ve orta öğrenimini Adana Abdülkadir Paksoy Anadolu Lisesi'nin İngilizce bölümünde tamamladı. 2019 yılında İstanbul Gelişim Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü'nden Onur Öğrencisi olarak mezun olan Oğuz, aynı yıl İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde tezli yüksek lisans eğitimine başladı. Akademik çalışmalarında otizmli çocukların annelerinin stresle başa çıkma yöntemleri ile sosyal destek arasındaki ilişkiyi araştıran Oğuz'un yayımlanmış makale ve bildirileri de bulunuyor. Üniversite eğitimi sırasında İletişim Akademisi'nden diksiyon, spikerlik ve sunuculuk eğitimi alan Oğuz, profesyonel kariyerine eğitim koordinatörlüğü, sunuculuk ve muhabirlik alanlarında adım attı. Bugün ise bir Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde Sosyal Hizmet Uzmanı olarak görevini sürdüren Oğuz, aynı zamanda part-time olarak sunuculuk ve moderatörlük çalışmalarına devam ediyor. Mesleki çalışmalarını toplumsal sorumluluk projeleriyle de destekleyen Oğuz, farklı belediyeler, kent konseyleri ve derneklerle sosyal farkındalık oluşturmayı amaçlayan çalışmalarda yer aldı. Zafer Mahallesi Muhtar Azalığı, Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Kadın Meclisi çalışmalarıyla yerel sosyal yaşama katkı sunan Oğuz, bugün Anahtar Parti’de çalışmalarını sürdürüyor. Oğuz'un çalışmalarındaki temel motivasyonu ise insanlara dokunabilmek. Özellikle çocukların geleceğine yönelik projelere ayrı bir önem veren Oğuz, “Bir çocuğun gülümsemesi benim için her şey demek” anlayışıyla hareket ediyor. “Yaptığımız iyilikler kadar varız” sözünü yaşam felsefesinin merkezine koyan Nesrin Oğuz; sosyal hizmet, iletişim, eğitim ve toplumsal çalışmalarını bir arada yürüterek gelecekte de adından söz ettirecek çok yönlü bir isim olma yolunda ilerliyor.

Aranan isim Özlem Akdoğan

Radyo dünyasında Namı diğer  “Radyocu Karakız” adıyla tanınan sevilen sunucu Özlem Akdoğan, yaz sezonunda festival, konser, protokol programları ve çeşitli etkinliklerde gerçekleştirdiği sunumlarla yoğun bir çalışma dönemini sürdürüyor

Özellikle yaz aylarında artan etkinlik programlarıyla birlikte temposunu yükselten Radyocu Karakız, sanatçıların sahne aldığı konserlerden geniş katılımlı festivallere, protokol programlarından özel organizasyonlara kadar farklı etkinliklerde mikrofon başında yer alıyor.  Duru ve zengin Türkçesi, zarif diksiyonu ve asil üslubuyla tanınan,  Namı diğer Radyocu Karakız Festivallerdeki   Muhteşem  Sahne enerjisi  Başarılı  Sunumuyla ile programlara renk katarak gönüllere hitap ediyor Radyo programcılığından konser, festival ve  bir çok etkinlik  sunumlarına  uzanan kariyer yolculuğunu sürdüren  Özlem Akdoğan, Sunucluğu yaptığı işe duyduğu sevgiyi  saygıyı her programda sevenlerine hissettiriyor. Radyocu Karakız için sunuculuk; severek yaptığı işin güzelliğini  insanlarla paylaşmak, her  programda  gönüllere dokunmak ve izleyiciyle dinleyiciyle güçlü bir bağ kurmak anlamına geliyor. Mikrofonun ardındaki en büyük gücün samimiyet olduğuna inanan sevilen sunucu her programda enerjisini ve sevgisini sahneye yansıtarak   Sevenleriyle kurduğu sıcak iletişimle  samimi bir atmosfer oluşturuyor kendine özgü, etkileyici sunum tarzıyla izleyicileriyle ve dinleyicileriyle  güçlü bir bağ kurmaya devam ediyor.
Yeni projeler ve organizasyonlar için çalışmalarına devam eden Radyocu Karakız  Özlem Akdoğan, önümüzdeki dönemde de  Başarılı Sunumlarıyla  etkinliklerde adından sıkça söz ettirmeye devam edecek gibi görünüyor. Kendisine başarılar diliyoruz.

Öztoprak'a önemli ödül

Türkiye'nin prestijli ödül organizasyonları arasında gösterilen 2026 Altın Meslek ve Kariyer Ödülleri, 30 Temmuz 2026 tarihinde İstanbul'da görkemli bir törenle sahiplerini buldu

Gazeteci-yazar Cihat Dündar organizatörlüğünde, sunuculuğunu Özlem Acar'ın üstlendiği gecede sanat, medya, iş dünyası ve kültür alanında başarılı isimler ödüllendirildi. Gecenin en dikkat çeken ödüllerinden biri ise dünyaca ünlü tenor Sedat Can Öztoprak'a verildi. Uluslararası alandaki başarılarıyla adından söz ettiren sanatçı, "2026 Yılının Uluslararası Başarı Gösteren En Başarılı Opera Sanatçısı" ödülüne layık görüldü. Öztoprak, ödülün kendisi için büyük bir gurur olduğunu belirterek, bu başarısını Türkiye'ye ithaf ettiğini söyledi. 2026 yılı, Sedat Can Öztoprak'ın kariyerinde uluslararası ölçekte önemli kilometre taşlarının yaşandığı bir dönem oldu. Sanatçı, operanın kalbi olarak kabul edilen Viyana'da sahnelediği üç büyük yapımda başrol üstlenerek dikkat çekti. Carmen operasında Don Jose, Sihirli Flüt operasında Tamino ve dünya prömiyeri gerçekleştirilen Impish operasında Louis karakterlerini canlandıran Öztoprak, aynı dönemde üç farklı eserde başrol söyleyen ilk Türk opera sanatçılarından biri olarak öne çıktı.

Önemli bir ilki başardı

Başarılı tenorun uluslararası yolculuğu Viyana ile sınırlı kalmadı. Paris'te kazandığı 10. uluslararası yarışma birinciliği, sanatçının kariyerindeki önemli başarılar arasına eklendi. Böylece Sedat Can Öztoprak, açıklamalarına göre 10 uluslararası yarışma birinciliğine ulaşan ilk Türk opera sanatçısı unvanını elde etti. Sanatçının 2026 takviminde Berlin'de sahnelenecek Gianni Schicchi operasında Rinuccio başrolü de yer alırken, New York ve Londra'da uluslararası ödüllerle onurlandırılması da yılın dikkat çeken gelişmeleri arasında gösteriliyor. Ödül töreninin ardından konuşan Sedat Can Öztoprak, uluslararası sahnelerde aldığı alkışların ve kazandığı ödüllerin en büyük anlamının Türkiye'yi temsil etmek olduğunu ifade etti. Viyana'da gerçekleştirdiği temsillerin ardından seyirciler tarafından ayakta alkışlanmasının ve Avusturya basınında geniş yer bulmasının kendisi için unutulmaz bir gurur olduğunu dile getirdi.


 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *