Endonezya’nın karşı karşıya olduğu tabloyu büyüten temel etkenlerden biri, bu yıl bölgede etkisini artıran El Niño hava koşulları. Uzayan kurak dönem, toprağın ve özellikle turbalık alanların kurumasına yol açarken, çıkan yangınların daha kolay yayılmasına ve kontrol altına alınmasının güçleşmesine neden oluyor.
Ancak Endonezya’daki yangınların tamamını doğal koşullarla açıklamak mümkün değil. Yetkililerin yürüttüğü soruşturmalar, tarım ve plantasyon alanı açmak amacıyla bazı bölgelerde arazilerin bilinçli olarak yakıldığını ortaya koyuyor.
Kalimantan yangınların merkezinde
Yangınların en kritik merkezlerinden biri, Borneo Adası’nın Endonezya sınırları içinde kalan Kalimantan bölgesi.
Borneo, Endonezya’nın yanı sıra Malezya ve Brunei tarafından paylaşılan dünyanın üçüncü büyük adası. Adanın yaklaşık dörtte üçü Endonezya’nın yönetiminde bulunuyor. Son günlerde özellikle Batı, Orta ve Güney Kalimantan’da yangın faaliyetlerinin belirgin biçimde arttığı bildiriliyor.
Endonezya Çevre Bakanlığı’nın verilerine göre yalnızca 23 Ağustos’ta Borneo’da 3.700’den fazla sıcak nokta tespit edildi. Güney Sumatra’da ise aynı gün 1.700’den fazla sıcak nokta kaydedildi.
Sıcak nokta verileri doğrudan “3.700 ayrı yangın” anlamına gelmiyor. Uydu sistemleri tarafından yüzey sıcaklığının olağan dışı yükseldiği bölgeleri gösteriyor. Bununla birlikte sayı, yangın riskinin ne kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını ortaya koyan önemli göstergelerden biri.
Ülke genelinde ise daha önce açıklanan veriler, yalnızca 24 saatlik bir dönemde 11.908 sıcak noktanın kaydedildiğini ve 2026 boyunca yaklaşık 285 bin hektarlık alanın yandığını gösteriyor.

7.600 hektardan fazlası yandı
Krizin boyutunu gösteren en çarpıcı örneklerden biri Orta Kalimantan. Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, 22 Ağustos’ta Orta Kalimantan’ı ziyaret ederek yangınlarla mücadeleyi yerinde takip etti. Bölgede 7.600 hektardan fazla alanın yandığı açıklandı.
Devlet Başkanı, yangınların kontrol altına alınması için hükümetin gerekli kaynakları sağlayacağını belirterek helikopter ve su pompalarının kullanılacağını duyurdu. Yangınlarda şirketlerin rolü tespit edilirse sorumlular hakkında işlem yapılacağını da söyledi.
Bu ziyaret, yangınların artık yalnızca bölgesel bir çevre sorunu değil, merkezi hükümet açısından da önemli bir kriz haline geldiğini gösteriyor.
Bir ayda yaklaşık 95 bin hektar
Yangınların ne kadar hızlı büyüdüğünü gösteren bir başka veri de temmuz ayına ilişkin.
Endonezya Orman Bakanı’nın 18 Ağustos’ta yaptığı açıklamaya göre Temmuz 2026’da yaklaşık 95 bin hektarlık alan yangınlardan zarar gördü. Bu rakam, yılın ilk altı ayında kaydedilen toplam kaybın neredeyse iki katına denk geliyor.
Bakanlık verileri ayrıca ocak-temmuz döneminde ülke genelindeki toplam yanmış alanın yaklaşık 202 bin hektara ulaştığını bildirmişti. Ağustos ayında yangınların daha da yoğunlaşmasıyla birlikte toplam alanın hızla yükseldiği görülüyor.
Bu nedenle 2026 yangın sezonu, Endonezya açısından yalnızca mevsimsel bir tekrar değil, iklim koşulları ile arazi kullanım politikalarının birbirini beslediği daha büyük bir krizin işareti olarak değerlendiriliyor.

El Niño yangını büyütüyor
Yangınların yayılmasında en önemli doğal faktörlerden biri El Niño. El Niño, Pasifik Okyanusu’ndaki deniz yüzeyi sıcaklıkları ve atmosferik dolaşımda meydana gelen değişimlerle dünya genelindeki yağış ve sıcaklık düzenlerini etkileyen doğal bir iklim olayı.
Endonezya açısından güçlü El Niño dönemleri genellikle daha kuru koşullarla ilişkilendiriliyor. Bu yıl da uzayan kuraklık, özellikle turbalık alanları yangına son derece açık hale getirdi. Avrupa Birliği’nin Copernicus Atmosfer İzleme Servisi’nin 20 Ağustos tarihli değerlendirmesinde, Endonezya’da yoğun mevsimsel yangınların temmuz sonlarında başladığı ve yangın emisyonlarının son haftalarda belirgin biçimde arttığı belirtildi. Kurak koşulların güçlü El Niño ve olumlu Hint Okyanusu Dipolü ile daha da ağırlaşabileceği ifade edildi.
Buradaki kritik nokta ise şu: Kuraklık tek başına yangını başlatmıyor. İnsanların arazi temizlemek amacıyla ateş kullanması, kurak ve rüzgarlı koşullarda yangınların kontrolden çıkmasına zemin hazırlıyor.

Arazi açmak için ateş kullanılıyor
Endonezya’daki yangınların en tartışmalı boyutlarından biri arazi kullanım politikaları. Polis yetkilileri, soruşturulan vakaların önemli bölümünde arazilerin plantasyon oluşturmak amacıyla daha düşük maliyetle temizlenmesi için kasıtlı olarak yakıldığı şüphesinin bulunduğunu açıkladı.
23 Ağustos itibarıyla Endonezya polisi, dokuz farklı polis bölgesinde 89 orman ve arazi yangını vakasıyla bağlantılı olarak 72 kişiyi şüpheli ilan etti. Soruşturmalar Sumatra ve Borneo’daki farklı bölgeleri kapsıyor. Fakat soruşturmanın en dikkat çekici tarafı, polisin yalnızca ateşi çıkaran kişilere odaklanmayacağını açıklaması. Yetkililer, bazı şirketlerin arazi temizliği için bu faaliyetleri finanse edip etmediğini araştırıyor. Yani soruşturmanın küçük ölçekli arazi sahiplerinden plantasyon şirketlerine kadar genişleyebileceği belirtiliyor.
Şüpheliler, olayın niteliğine göre yüksek para cezaları ve 15 yıla kadar hapis öngören suçlamalarla karşı karşıya kalabilir.
Turbalıklar neden bu kadar tehlikeli?
Endonezya yangınlarının en karmaşık taraflarından biri, yangınların önemli bölümünün turbalık alanlarda meydana gelmesi. Turbalıklar, binlerce yıl boyunca birikmiş organik maddelerin oluşturduğu karbon açısından zengin ekosistemler. Kuruduklarında yalnızca yüzeydeki bitki örtüsü yanmıyor. Yangın toprağın altındaki organik tabakalara da ilerleyebiliyor.
Bu nedenle dışarıdan bakıldığında söndürülmüş görünen bir alanın altında hâlâ kor halindeki yanma devam edebiliyor.
Endonezya Ulusal Afet Yönetim Ajansı Başkanı Suharyanto da yüzeyde söndürülmüş görünen turbalık alanların altında közlerin kalabileceğine dikkat çekti. Bu alanların tamamen söndürülmesi için yeterli yağışla yeniden nemlendirilmesi gerekiyor. Bu özellik, yangınlarla mücadeleyi klasik orman yangınlarından daha zor hale getiriyor.
Şehirler duman altında
Yangının etkisi yalnızca ormanlarla sınırlı değil. Kalimantan’daki bazı şehirlerde yoğun duman nedeniyle görüş mesafesi 1 ila 10 metreye kadar düştü. Araç sürücüleri gündüz saatlerinde dahi farlarını yakmak zorunda kaldı. Bazı uçuşlar ertelendi veya başka havalimanlarına yönlendirildi. Yoğun duman ulaşımı ciddi biçimde etkiledi.
Palembang’da da 23 Ağustos’ta yoğun duman kenti kapladı. Görüntülerde Ampera Köprüsü ve Musi Nehri çevresinin yoğun sis ve duman tabakası altında kaldığı görüldü. Hava kirliliğinin sağlıksız seviyelere çıktığı bildirildi.
Yangınların etkisini yaşayan bazı Kalimantan sakinleri, Reuters’a yaptıkları açıklamalarda dumanın haftalardır günlük yaşamı zorlaştırdığını ve insanların hastalandığını anlattı. Palangkaraya çevresindeki bazı yerleşimlerde halk, koşulların daha da kötüleşmesi halinde tahliye edilmekten endişe ettiğini söyledi.

Duman sınırı aştı: Malezya da etkileniyor
Endonezya’daki yangınların en önemli uluslararası boyutu ise sınır aşan hava kirliliği. Borneo’nun kuzeyinde bulunan Malezya’nın Sarawak eyaleti, Endonezya’dan gelen yoğun dumanın etkisi altında.
Sarawak’ta bazı bölgelerde hava kalitesi “çok sağlıksız” seviyelere ulaşırken, yaklaşık 600 okulun kapatıldığı ve 200 bin öğrencinin durumdan etkilendiği bildirildi. Bu durum, Güneydoğu Asya’nın yıllardır mücadele ettiği “transboundary haze”, yani sınır aşan duman sorununu yeniden gündeme getirdi.
Endonezya’daki yangınlar büyüdüğünde ortaya çıkan duman rüzgarlarla Malezya, Singapur ve zaman zaman bölgedeki diğer ülkelere taşınabiliyor.
Malezya Dışişleri Bakanı Mohamad Hasan da sorunun ASEAN diplomatik kanalları üzerinden ele alınacağını açıkladı. Dolayısıyla mesele artık Endonezya’nın kendi sınırları içinde kalan bir çevre felaketi olmaktan çıkmış durumda.
KUTU
Orangutanlar tehdit altında
Yangınların ekolojik bedeli ise hava kirliliği ve yanan hektarlarla sınırlı değil. Borneo’nun tropikal ormanları, dünyanın en önemli biyolojik çeşitlilik alanlarından biri. Orangutanlar başta olmak üzere çok sayıda canlı bu ormanlara bağımlı.
Yangınlar özellikle rehabilitasyon merkezleri ve orman parçaları açısından da tehlike oluşturuyor. Batı Kalimantan’daki bir orangutan rehabilitasyon merkezinde yangınların tesisin birkaç metre yakınına kadar ulaştığı bildirildi. Personel, yangını gece boyunca kontrol etmeye çalışırken 60 orangutanı daha güvenli bölümlere taşımak zorunda kaldı.
Bu görüntü, yangının yalnızca “kaç hektar orman yandı?” sorusuyla ölçülemeyecek bir ekolojik yıkım olduğunu gösteriyor. Bir orman yandığında yalnızca ağaçlar kaybolmuyor. Hayvanların yaşam alanları, besin kaynakları, yuvalama alanları ve ekosistemin birbirine bağlı parçaları da ortadan kalkıyor.
Endonezya hükümeti yangınlarla mücadelede hem karadan hem havadan operasyon yürütüyor. 23 Ağustos’ta Kalimantan üzerinde bulut tohumlama çalışmaları yeniden başlatıldı. Ayrıca 30 helikopterin Kalimantan’da su bombardımanı ve hava devriyelerinde, 22 helikopterin ise Sumatra’da kullanılacağı açıklandı.
Hükümet daha önce de hava koşullarını değiştirmeye yönelik operasyonlar gerçekleştirmişti. Ancak burada önemli bir sınırlama bulunuyor: Bulut tohumlama ancak uygun bulut oluşumunun bulunması halinde uygulanabiliyor.
Endonezya Orman Bakanlığı, ağustos ayının sonuna kadar özellikle Orta Kalimantan’da havanın ağırlıklı olarak kuru kalmasının beklendiğini açıklamıştı. Bu da önümüzdeki günlerde yangınlarla mücadelenin zor olmaya devam edebileceği anlamına geliyor.

Yangını kim çıkarıyor?
Endonezya’nın yaşadığı yangın krizinin belki de en önemli sorusu artık “Yangınları nasıl söndüreceğiz?” kadar “Bu yangınlar neden her yıl yeniden çıkıyor?”
Kuraklık ve El Niño, yangının yayılmasını kolaylaştırıyor. Ancak arazi temizlemek için ateş kullanıldığı sürece kuraklığın yarattığı risk çok daha büyük bir felakete dönüşebiliyor.
Polisin 72 kişiyi şüpheli olarak belirlemesi bu açıdan önemli. Çünkü soruşturma yalnızca bireysel faillerin cezalandırılmasıyla sınırlı kalırsa, arazi temizliği için ateş kullanımını teşvik eden ekonomik sistem değişmeden kalabilir.
Endonezya polisi ise soruşturmayı daha yukarı taşımaya hazırlanıyor. Yetkililer, yalnızca ateşi yakan kişilerin değil, bu faaliyetlerden ekonomik olarak yararlanan veya yangınları organize eden kişilerin de araştırılacağını söylüyor.
Önümüzdeki günler kritik
Endonezya’nın önündeki tablo oldukça net: Kurak hava devam ediyor, yangınlar özellikle Kalimantan ve Sumatra’da yoğunlaşıyor, turbalık alanlar yangının yeniden canlanmasına izin verebiliyor ve duman sınırları aşarak Malezya’ya ulaşıyor. Üstelik yangın sezonunun en kritik dönemlerinden biri henüz tamamen geride kalmış değil.
Copernicus’un değerlendirmesi de Endonezya’daki mevsimsel yangın emisyonlarının ağustos sonuna doğru devam edebileceğine işaret ediyor. Bu nedenle Endonezya’daki gelişmeler yalnızca bölgesel bir yangın haberi olarak görülmemeli. İklim değişikliği, El Niño, tropikal ormanların korunması, turbalık ekosistemleri, tarım ve plantasyon ekonomisi, hava kirliliği ve sınır aşan çevre sorunlarının aynı noktada kesiştiği bir kriz söz konusu.
Şimdilik en büyük mücadele yangını söndürmek. Ancak yangının gerçekten bitmesi için yalnızca alevlerin değil, onu yeniden yeniden ortaya çıkaran ekonomik ve çevresel koşulların da söndürülmesi gerekiyor.