Karadenizin yeşil altını fındık
Geçmişte bir ailenin yıllık geçimini sağlayan fındık, artık maliyetini kurtarmamaya başladı. Karadeniz’in yeşil yamaçlarında emek veren fındık üreticisi, yine aynı soruyla baş başa “Bu yıl emeğimin karşılığını alabilecek miyim?” Maalesef Toprak Mahsulleri Ofisi Giresun kalite fındığın kilogram alım fiyatını 255 TL, Levant kalite fındığın kilogram alım fiyatını ise 250 TL olarak açıkladı. Fındık üreticisi yine kaderine terk edildi.
Fındık, Türkiye için sıradan bir tarım ürünü değildir. Milyonlarca insanın geçim kaynağı, Türkiye’nin önemli ihracat kalemlerinden biri ve Karadeniz ekonomisinin can damarıdır. Ancak fındık üreticisi, yıllardır artan maliyetlerin altında eziliyor.
Gübre pahalı, ilaç pahalı, işçilik pahalı, mazot pahalı. Ama üreticinin elindeki fındığın değeri aynı oranda artmıyor. Üretici bahçeye girdiğinde yalnızca fındık toplamıyor; alın terini, umudunu ve bir yıllık geçimini de topluyor. Günlerce, haftalarca güneşin altında çalışan üretici, ürününü pazara götürdüğünde karşısında yalnızca bir fiyat etiketi görüyor. Oysa o fiyatın arkasında bir yıllık emek var.
Üretici neden sürekli maliyet hesabı yapmak zorunda bırakılıyor. Emeğinin gerçek değeri üzerinden bir gelir hesabı yapamıyor. Tarımda sürdürülebilirlik, yalnızca üretim miktarını artırmakla olmaz. Üreticinin ayakta kalmasını sağlamak gerekir. Bugün fındık üreticisi bahçesini terk etmeye başlarsa bunun bedelini yarın sadece üretici değil, Türkiye öder. Çünkü üreticiyi kaybetmek, üretimi kaybetmektir. Üretimi kaybetmek ise dış pazardaki gücü kaybetmek demektir.
Dünyada üretimde lider olduğumuz tek ürün fındıktır
Türkiye, dünya fındık üretiminde ve ihracatında yaklaşık %70'lik payla açık ara liderdir. Türkiye’nin dünya fındık piyasasındaki ağırlığı tesadüfen oluşmadı. Bu güç, nesilden nesile aktarılan bilgi, emek ve fedakârlık sayesinde oluştu. Fakat üretici kendisini güvende hissetmiyorsa, gençler fındık bahçesine değil başka sektörlere yöneliyorsa burada ciddi bir alarm var demektir.
Artık fındık politikası yalnızca “kaç lira olacak?” sorusuna sıkıştırılmamalı. Üreticinin maliyeti gerçekçi biçimde hesaplanmalı, emeğinin karşılığını alabileceği sürdürülebilir bir fiyat politikası oluşturulmalı. Aracıların ve piyasa koşullarının üretici üzerindeki baskısı azaltılmalı. Devlet, üreticinin hasat dönemindeki çaresizliğini fırsata çevirecek bir piyasa düzeninin önüne geçmeli.
Çünkü üretici, ürününü mecbur olduğu için ucuza satıyorsa orada serbest piyasadan değil, çaresizlikten söz etmek gerekir. Bugün fındık üreticisinin sesine kulak verilmezse yarın aynı bahçelerde insan değil, yalnızca ot yetişebilir. Fındığın gerçek sahibi, onu dalından koparıp sofraya ve fabrikaya ulaştıran üreticidir. Üreticiyi korumadan fındığı koruyamayız. Fındığı korumadan da Türkiye’nin bu alandaki gücünü koruyamayız. Şimdi mesele bir avuç üreticinin sorunu değil. Mesele, alın terinin hakkını bulması meselesidir.
Sağlıcakla…
Saygılarımla...