Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar
Tanas'tan duygusal bir çıkış
Yaklaşık 13 yıldır söz yazan ve beste yapan Ozan Arif Tanas, müzik yolculuğunun önemli eserlerinden biri olan “Aman Aman” adlı şarkısını dinleyicilerle buluşturdu. Sanatçının söz ve müziğini kendisinin hazırladığı eser, özlem, kırgınlık, iç hesaplaşma ve insanın kendi içinde verdiği mücadeleyi duygu yüklü bir anlatımla ele alıyor
Arif Tanas’ın uzun yıllara dayanan müzik birikiminin ardından ortaya çıkan “Aman Aman”, güçlü ve akılda kalıcı nakaratıyla dikkat çekerken, şarkının sözlerinde yaşanan ayrılıkların ve insanın kendi içinde taşıdığı yaraların izleri hissediliyor. Eserde, dışarıdan sakin görünen ancak içinde fırtınalar kopan bir insanın duygusal dünyası öne çıkıyor. Şarkının “Aman aman alev alıyor dünyam, / Aman aman yanıyor zaman zaman” sözleriyle başlayan nakaratı, eserin duygusal atmosferini daha ilk anda ortaya koyuyor. Tanas, şarkının devamında yaşadığı iç hesaplaşmayı, sevdaya bağlılığını ve ayrılığın bıraktığı izleri kendine özgü sözleriyle anlatıyor.
Anlamlı bir eser
“Ne bir gün gördüm, ne diğer günü sevdim, / Ne bir gül kokladım, ne de üzerine su döktüm. / Yemin ettim, öyle sevdim; sevdam yeminim” dizeleri ise sanatçının sevgiye ve bağlılığa bakışını güçlü biçimde yansıtıyor. Şarkının ilerleyen bölümlerinde aklın karışması, yalnızlık ve içsel mücadele duygusu daha belirgin hale geliyor. “Aman Aman”ın söz ve müziği Ozan Arif Tanas’a ait. Eserin kayıt çalışmaları NehoSound tarafından gerçekleştirilirken, müzik düzenlemesi ile mix ve mastering çalışmaları AkyuzHigh imzasını taşıyor. Şarkının resmi video klibinde ise farklı sanatçı ve içerik üreticilerinin görsel katkıları bulunuyor. Shay Shenahv, cottonbro studio ve Burak Bahadır, klibin görüntü ve görsel dünyasına katkı sağlayan isimler arasında yer alıyor. Görsel tasarım ve sanatsal dokunuşlarla desteklenen klip, şarkının melankolik ve duygusal atmosferini tamamlıyor.
Ceylan Yılmaz ışıltılı biri
Sanatın farklı alanlarında ortaya koyduğu çok yönlü performansıyla dikkat çeken Ceylan Yılmaz, tiyatrodan televizyona uzanan kariyeriyle adından söz ettiren genç sanatçılar arasında yer alıyor. Sahne enerjisi, güçlü oyunculuğu ve disiplinli çalışma anlayışıyla sanat dünyasında kendine özgü bir yer edinen Yılmaz, hem oyuncu hem de yaratıcı üretimleriyle dikkat çekiyor
Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunu olan Ceylan Yılmaz, oyunculuk eğitimini uluslararası alanda da geliştirdi. Romanya’da bulunan Tony Blandro Theatre’da ileri oyunculuk ve kukla eğitimi alan sanatçı, bu süreçte farklı sahne teknikleri ve performans yaklaşımları üzerine yoğunlaştı. Aldığı eğitimler, onun sahnedeki ifade gücünü ve oyunculuk repertuvarını daha da zenginleştirdi. Tiyatro sahnesinde birçok önemli projede yer alan Yılmaz; “Macbeth”, “Evlilik Bilmecesi” ve “Romeo ve Juliet” gibi klasik eserlerdeki performansıyla dikkat çekti. Özellikle Romanya’da düzenlenen Babel Tiyatro Festivali’nde sahnelenen “Romeo ve Juliet” oyununun “En İyi Oyun” ödülünü kazanması, ekibin uluslararası alanda da takdir topladığını gösterdi. Sanatçı ayrıca “Amy Winehouse Müzikali”ndeki performansıyla Yeni Tiyatro Dergisi tarafından “En İyi Müzikal Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldü.
Çok yetenekli bir isim
Yılmaz’ın en dikkat çekici projelerinden biri ise hem yazarlığını hem de oyunculuğunu üstlendiği “Marilyn Monroe” adlı tek kişilik tiyatro oyunu oldu. Bu özel çalışma, sanatçının yalnızca oyuncu değil aynı zamanda yaratıcı bir anlatıcı olduğunu da ortaya koyuyor. Tiyatro sahnesindeki başarısını ekranlara da taşıyan Ceylan Yılmaz, sinema ve televizyon projelerinde de yer aldı. BKM yapımı “Karabela” ve “Dümdüz Adam” filmlerinde rol alan sanatçı; televizyon dünyasında ise “İlk Buluşma” programı, Kanal D’de yayınlanan “Hıçkırık” dizisinde canlandırdığı “Aslı Tekin” karakteri, “Bir Aşk Hikayesi” dizisi ve TV8’de yayınlanan “Şaşkın Bakkal” programındaki “İdil” karakteriyle izleyici karşısına çıktı. Sanat hayatının yanı sıra dans ve spor alanındaki yetenekleriyle de dikkat çeken Yılmaz; batı dansları, salon dansları, pole dance, jimnastik, dövüş sporları ve kick boks gibi disiplinlerle ilgileniyor. Ayrıca senaryo yazımı ve şarkı söyleme gibi yaratıcı alanlarda da üretimlerini sürdürüyor. Yetenekleri, özgün çalışma tarzı, güçlü iletişimi ve sahnedeki ışıltılı enerjisiyle Ceylan Yılmaz, sanat dünyasında geleceğin dikkatle takip edilen isimlerinden biri olarak öne çıkmaya devam ediyor
Gamze Dondurmacı deneyimli
Türk televizyon haberciliğinin deneyimli isimlerinden Gamze Dondurmacı, uzun yıllara yayılan medya kariyeri boyunca farklı televizyon kanallarında üstlendiği görevlerle mesleki birikimini her geçen yıl daha da güçlendirdi. Muhabirlikten haber yöneticiliğine, temsilcilikten haber spikerliğine uzanan kariyer yolculuğu, Dondurmacı'yı sektörün dikkat çeken gazetecileri arasında konumlandırıyor
13 Haziran 1989 tarihinde Ankara'da dünyaya gelen ve aslen Ankaralı olan Gamze Dondurmacı, eğitimini Hacettepe Üniversitesi Radyo Televizyon Programcılığı Bölümü'nde tamamladı. Gazeteciliğe ilk adımını 2006 yılında ATV'de atan Dondurmacı, kısa sürede edindiği saha deneyimiyle mesleğinde sağlam bir temel oluşturdu. 2008 yılında Kanal D ailesine katılan başarılı gazeteci, burada beş yıl boyunca önemli haber çalışmalarına imza attı. Kanal D'nin ardından RS FM'de Ankara Temsilcisi olarak görev yapan Dondurmacı, daha sonra yeniden ATV bünyesinde çalışmalarını sürdürdü. Kariyerinin devamında Show TV'de Program Haber Müdürü olarak görev alarak yalnızca ekran önünde değil, haber organizasyonu ve yayın yönetimi alanındaki yetkinliğini de ortaya koydu.
Kariyeriyle dikkat çekiyor
2018 yılında yeniden aktif muhabirliğe dönen Gamze Dondurmacı, aynı yıl FOX TV ile anlaşarak saha haberciliğindeki deneyimini izleyicilerle buluşturmayı sürdürdü. 2026 yılı itibarıyla ise Koza TV'de haber spikeri olarak görev almaya başlayan Dondurmacı, yılların gazetecilik tecrübesini bu kez haber sunumundaki güçlü performansıyla ekranlara taşımaya devam ediyor.
Mesleğine duyduğu bağlılık, kendine özgü çalışma disiplini ve haberciliğe yaklaşımıyla öne çıkan Gamze Dondurmacı; özgün projeleri, çok yönlü medya birikimi ve vizyoner bakış açısıyla sektörün saygın isimleri arasında gösteriliyor. Güçlü iletişim becerisi, pozitif enerjisi ve ekrana yansıyan doğal duruşuyla izleyicilerin güvenini kazanan Dondurmacı, habercilikte doğruluk ve tarafsızlık ilkelerini önceleyen yaklaşımıyla kariyerini başarıyla sürdürüyor. Televizyon haberciliğinin farklı kademelerinde edindiği deneyimi haber sunumuyla buluşturan Gamze Dondurmacı, mesleki istikrarı, profesyonelliği ve sürekli gelişimi esas alan çalışma anlayışıyla medya dünyasında örnek gösterilen isimlerden biri olmaya devam ediyor.
Hilmi duygusal!
Müzik dünyasında duygusal anlatımıyla dikkat çeken Hilmi, yeni şarkısı “Ağlıyordum” ile dinleyicilerin karşısına çıkıyor. Şarkı, dışarıdan güçlü görünmeye çalışan bir insanın kendi içinde verdiği mücadeleyi ve kimseye anlatamadığı duygularını müzikal bir dille anlatıyor
“Ağlıyordum”, yalnızca bir ayrılık ya da hüzün şarkısı olmaktan öte, insanın yaşadığı duyguları çoğu zaman içine atmasını ve hayatına devam ederken kendi içinde bambaşka bir hikâye yaşamasını konu alıyor. Şarkının temelinde, herkesin zaman zaman yaşadığı ancak çoğu kez dile getiremediği sessiz kırılma anları bulunuyor. Hilmi, şarkının ortaya çıkış hikâyesini anlatırken, “İnsanın dışarıdan güçlü görünmeye çalışırken kendi içinde verdiği mücadeleyi anlatıyor. Bazen yaşadıklarımızı kimseye anlatamıyor, hayatımıza devam ediyoruz; fakat içimizde bambaşka bir hikâye yaşanıyor. Bu şarkı, tam olarak o sessiz kırılma anlarından ve insanın kendisiyle baş başa kaldığında ortaya çıkan duygulardan doğdu” sözleriyle eserin duygusal dünyasını ifade ediyor.
Şarkının adı olan “Ağlıyordum”, aslında herkesin hayatının bir döneminde karşılaşabileceği bir ruh hâline gönderme yapıyor. Gülümseyerek devam edilen bir hayatın arka planında yaşanan kırgınlıklar, söylenemeyen sözler, bastırılan duygular ve insanın yalnız kaldığında kendisiyle yüzleşmesi, şarkının ana temasını oluşturuyor.
İç dünyanıza dönün
Hilmi’nin samimi anlatımıyla dikkat çeken “Ağlıyordum”, dinleyiciyi kendi iç dünyasına dönmeye ve geçmişte yaşadığı ancak belki de kimseyle paylaşamadığı duygularını hatırlamaya davet ediyor. Şarkı, özellikle sözleri ve taşıdığı duygu itibarıyla, dinleyicinin kendisinden bir parça bulabileceği çalışmalar arasında yerini almaya aday. “Ağlıyordum”, kimi zaman güçlü görünmenin ardında saklanan kırgınlıkları, söylenemeyenleri ve insanın yalnız kaldığında yüzleştiği gerçek duyguları müzikle buluşturan samimi bir çalışma olarak dinleyiciyle buluşuyor.
Ekranın yeni anlatıcısı
Televizyon dünyasında son dönemde dikkat çeken isimlerden biri olan Ozan Kırbıyık, çok yönlü birikimi, özgün projeleri ve kendine has anlatım diliyle izleyicinin ilgisini çekiyor
Sanat yolculuğuna oyunculuk ve seslendirme alanlarında başlayan Kırbıyık, bugün hazırlayıp sunduğu “İnsanlar & Mekanlar” programıyla kendi çizgisini net bir şekilde ortaya koyuyor. Program, klasik röportaj anlayışının ötesine geçerek yalnızca konukları değil, mekânların ruhunu ve taşıdığı hikâyeleri de izleyiciyle buluşturuyor. Bu yönüyle yapım, ekranlarda farklı bir soluk yaratmayı başarıyor. Farklı disiplinlerden önemli isimleri ağırlayan program, samimi dili ve sahici anlatımıyla kısa sürede dikkat çekti. 50. bölüme yaklaşan yapım, istikrarlı yükselişiyle televizyon dünyasında kalıcı olacağının sinyallerini veriyor. Her bölümde yeni bir hikâyeyi izleyiciyle buluşturan Kırbıyık, anlatımındaki doğallıkla izleyiciyle güçlü bir bağ kuruyor.
Her mekanda derin bir hikaye
Kırbıyık’ın en belirgin yönlerinden biri, anlatıya yüklediği derin anlam. Ona göre anlatmak sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir sorumluluk. “Her mekânda bir hikâye var” mottosuyla yola çıkan Kırbıyık, bu yaklaşımını hayatının merkezine koyuyor. Çocukluk yıllarının geçtiği Mersin’den bugüne uzanan yolculuğu, onun anlatım dilinin temelini oluşturuyor ve hikâyelere yaklaşımını şekillendiriyor. İstanbul’un farklı noktalarında yapılan çekimler, ona insan doğasına dair önemli gözlemler kazandırmış. Her mekânın bir hafızası olduğuna inanan Kırbıyık, bu hafızayı konuklarının hikâyeleriyle birleştirerek izleyiciye güçlü ve samimi bir deneyim sunuyor. Ona göre her karşılaşma, insanın kendine kattığı yeni bir yolculuk anlamına geliyor. Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde televizyonun hâlâ önemli bir güç olduğunu savunan Kırbıyık, geleneksel medya ile yeni medyanın birbirini beslemesi gerektiğini düşünüyor. Ona göre samimi ve gerçek hikâyeler, hangi platformda anlatılırsa anlatılsın izleyiciye ulaşmayı başarıyor. Bu bakış açısı, onun üretim anlayışının temelini oluşturuyor.