Kum ve Saat
Doğa yani içinde bulunduğumuz evren ve yer küresi milyonlarca yıldır var ve varlığını sürdürmekte. Özellikle biz insan evladının varlığı bu sürenin son 80 – 90 binyıl olduğunu öğreniyoruz.
Bir ateş topundan mavi gezegene geçiş çok zaman almış. Ateşin kor haline gelmesi ve kendi içinde yaşam döngüsü yaratması ve buna uygun koşulların oluşması uzun zaman sürmüş. Yaşam koşullarının oluşması hem mavi gezegenin hem de onun çekim ve enerji gücü güneşin varlığı burada yadsınamaz bir gerçek.
Ateş topunun soğumasıyla kuruyan yüzeyler çatlamaya ve buharlarını çıkarmaya başlar. Kendi ekseninde dönmeye devam eden ateş topu belli bir atmosfer ve katmanlarını oluştururken buharlaşma nemlenmeyi getirdi. Ateşin çevresinde soğuma sonucu kor haline gelmesiyle taş ve toprak biçimine büründü. Buharlaşma sonucu nem yani su, taş ve toprağın büyük oranda yüzeyini kapladı. Hava tabakalarının atmosferin oluşması yerkürenin canlılar için yaşanabilir konuma getirdi. Yine de ateş topu tamamıyla sönmedi yanmaya devam ediyor. Bu sürede kara, deniz ve okyanusun oluşması tek hücrelilerin yaşam koşullarını yarattı. Gece ve gündüzün, yazın ve kışın güneş ve yerküre arasındaki çekim gücüne bağlı olarak hava olayları yağmur, kar, rüzgâr ve fırtına “mavi gezegenin” yaşanabilir sıcaklıkta kalmasını sağladı.
Ateş topunun kor durumundaki sönen kısımlar taş ve kaya nemlenme su ve diğer hava olayları nedeniyle yüzeyleri aşınmaya başlar. Aşınan kısımlar bitkilerin yaşam alanı olan toprağı oluşturdu. Taş ve suyun birleştiği yerlerde hava akımlarıyla yüzeydeki parçalanma sürtünme kum tanelerini meydana getirdi. Kum parçalanan taşların gözle görebildiğimiz parçası. Binlerce yıllık aşınmanın, parçalanmanın ve doğanın sabrının eseridir kum. Bütünü oluşturan en küçük yapı taşı olan kum tek başına hiçbir şeyi ifade etmez. Kum taneleri bir araya geldiğinde devasa çölleri ve kumsalı oluşturur. Bu sayılamayacak kadar çokluğu ve enginliği temsil etmekte.
Mavi gezegenimiz yüzeyinin altında yüksek sıcaklık ve basınç nedeniyle erimiş veya yarı erimiş halde son derece sıcak kayalar var. Yer kabuğunun derinliklerinde bir tabaka oluşturur buna manto denir. Bu tabaka sıcaklığın soğumasına engel olur. Erimiş veya incelmiş kısımlardan sıcak hava ve eriyen taş parçaları yanardağ/volkanlardan zamanla yeryüzüne çıkar. Bu sıcak ateş parçaları lavdır. Yer kabuğundaki bu çatlaklar veya volkanik faaliyetler sayesinde hareket eder.
Yer kabuğunun hareket ettiği ya da özellikle volkan patlamalarının yaşandığı bölgede birçok kristalleşmiş parçalar görülmekte. Bu parçalar dışarıdan hiçbir etki etmeden oluşmakta. Yeryüzünün yüzeyinde volkanın bulunduğu bölgede bu kristal parçalar bulunabilmekte. Kimi zaman deniz de kumların arasında kimi zamanda karada toprakların arasında. Bazen de kayaların arasında sıkışmış halde oldukları görülmekte bu kristalize parçalar.
Tek hücreliden çok hücreli canlılara geçiş çok meşakkatli oldu. Ateş topunun mavi küre haline alması nasıl çok zaman olmuş ise tek hücreliden çok hücreliye geçişte çok zaman aldığı bir gerçek. Çok hücrelilerden birçok canlı yanın da insan evladı da doğada kalmaya başladı. İnsanı diğer canlılardan ayıran yaşamak için ihtiyaçlarını karşılamak temelinde emek faaliyetinde bulunmasıdır. Yaşamını sürdürmesi için araç ve gereçleri üretmesi ve bunu yani bildiklerini bir sonraki nesile aktarması bilinç bir faaliyettir. İnsan evladı ürettikçe kendi doğasını, maddi koşullarını ve dolaylı olarak tarihini sürekli olarak yeniden üretir.
Yaşam deniz veya su kıyısında başladı. Avladıklarını paylaştı. Kıyıda yaktığı ateşin üzerinde paylaştıklarını pişirdi. Ateş ocağı sönüp külleri eşelediğinde etrafında kristalize olmuş parçalar gördü. Kum ve deniz sodası, kızgın ve kor ateşin bileşmesiyle cam ortaya çıktı. Özellikle Akdeniz havzası Antik Mısır ve Mezopotamya su kıyılarında yaşayanlar camı ilk keşfedenlerin Fenikeli denizciler olduğunu iddia eder. Onlar denizcilerin sahilde yaktıkları ateşin altındaki soda bloklarının kumla karışarak cama dönüştüğünü gördü. Kum, soda, ateş takibinde cam insan evladının bilinçli emeğinin üretimde biçim alması yaşamına değer kattı. Böylelikle cam yaşamda kullanılmaya başlandı.
***
Gece ve gündüz, ayın doğuşu ve batışı, doğanın baharı ve hazanı mevsimler doğa olayları. Güneş ve ay tutulmaları, rüzgâr, fırtına, yağmur ve kar yağması hep bir zaman dizgesi içinde olduğunu gördü. Hemen her şeyi not alan ya da çentik açan insan evladı zamanı iyi kullanmayı ve değerlendirmeyi düşündü. Notlarını almasını bilen hangi zamanda hangi doğa olayı olacağını da hesapladı. Bu afet ya da doğa olaylarına karşı önlemlerini aldı. Tedbirli olmak bir sonraki gün ve olayda telaş yapmadan sakin ve sabırla yaşamlarını devam etmesini bildi.
Zaman hepsinden önemliydi çünkü soğuk, fırtına ve karın bol olduğu günde güneş geç doğup erken batıyordu, sıcaklığın olduğu dönemde tam tersi olmakta. Ağaçların çiçeklenip meyve verdiği dönem ile yapraklarını döktüğü ve çıplak kaldığı dönem; ehlileştirdiği hayvanların üreme dönemleri ayın kaç kere doğup battığına göre hesaplamasını yaptı. Ay ile zamanı hesaplarken güneşin dik geldiğinde gölgesinin boyu ile batmasına yakın gölge boyu arasında ölçümü değerlendirdi. Mavi gezegenin düz olmadığını boyutlarını mesafeleri ölçmeye başladı sistem yarattı. Zaman, mekân ve boyut sürüden topluluk olmaya ve toplumsal bir varlık olarak yaşamı yaşanır hale getirmek için notlarına çentiklerine tekrar göz gezdirirken not düşmeyi bırakmadı.
Günler kısa ya da uzun önemli olan bu süre içinde zamanı düzgün ve yararlı kullanmak önemli. Yapılan iş, alınan ya da verilen görev yoğunluğundan dolayı dikkat ve özen gerektirir. İnsan evladının dayanıklılık ve metaneti bellidir bedensel olarak dinlenmeye ihtiyacı var. Benzer işi yapanlar yapılan işin devamlılığı için belli aralıklarla işleri birbirlerine devreder, bu süresinin ne kadar olduğu önemli.
Camın yapımı ve biçim verilmesi yaşamda süre ve zaman değerinin ne kadar önemli olduğunun göstergesidir. Sabır ve zaman ve bu sürede yapılacak olan iş/görevin önemi. İnsan evladının ömrü bir taşın kum tanesi haline gelmesinden çok kısa, günü yani zamanı doğru ve verimli kullanması önemli. Camdan iki huzmeli ve dar bir geçişi olan bir fanus içine kurutulmuş nemi alınmış aynı boyutlarda kum taneleri koyarak “kum saati” yapar. Kum tanelerinin iki huzmeyi birbirine bağlayan dar boğazdan tek tek akmasıyla zamanı ölçer bir araç yapılır bu “kum saatidir”. İki huzmenin anlamı geçmiş ve geleceği sembolize eder.
Kum saatinin ilk kullanıcılarının Yunan ve Romalılar olduğu belirtilmekte. Kum saati senato ya da mecliste konuşmacıların uzun uzadıya konuşmalarını düzenlemek amacıyla süreye bağlı olarak kullanılmış. Çoğunlukla denizcilerin nöbet ve denizde kaldıkları süreyi belirlemekte kullandıkları görülmüş. Dünden bugüne en bilinen ve en akılda kalan süre belirlemede kullanılan zaman aleti “kum saatidir”.
Kum saati süre kısıtlaması temelinde kişi toplantılarda daha yoğun ve anlatacakların net ve kesin ifade etmesini sağlar. İnsan ömrü doğal koşullarda taşın kum tanesine dönüşünü göremez fakat kum saatinin doluşunu görür. Geçmişi ve geleceği temsil eden kum saatinin iki tarafının hacmi değişkenlik gösterse bile güneşin doğuşu ve batışı süresini geçmez. Kum saati her canlı için olduğu gibi her toplumsal sistemler içinde aynı anlama gelir.
İnsan evladının ömrü doğum anında başlar. Kimi zaman kısa kimi zaman uzun süre olabilir. Toplumsal yaşamdaki ekonomik, politik, kültürel ve askeri ilişkiler üretim alet ve ilişkilerine bağlı olarak yaşamsal süreci uzun ya da kısadır. Üretim aletleri, ilişkileri ve üretici güçlerin daha karmaşık ve çeşitli olmasıyla “kurulu sistemin” ömrü uzun değildir.
Senato ve mecliste konuşma süreci konuşacak olanların kısa ve özlü metin hazırlıklarına zemin hazırlamıştı. Üretim aletleri, üretici güçler ve üretim ilişkilerinin gelişkinliği kurulu sistemin ömrünü de belirlemekte. Sistemin ömrü ortalama bir insan evladının yaşam süresinden çok uzun olmakla birlikte iktidarı yönetenlerin ömrü ise kısadır.
İktidarı ele alıp hemen her şeyi belirleyen kendine göre biçimlendiren kurulu sistemin aparatları sistemin ömrünü fazla uzatamamakta. Hem kendi cenahında hem de yetersiz bile olsa emeğinden başka satacak bir şeyi olmayan ve hala kendi içinde örgütlenemeyen geniş topluluğun varlığı buna engel olmakta. Kurulu sistem ve onun yöneticileri/aparatları “kum saatine” bakmıyor. Kum saatinin dolu kısmı onlar için artık geçmiş vaktini doldurmuş olduğunu; boş kısmı ise yeni sistem ve yöneticilerin toplumun büyük çoğunluğu ile uyumlu yönetimin dönemi geldiğini göstermekte.
İnsan evladının kum saati doğumla başlıyor doğa ve toplumsal olayların etkilemesi sonucu kısa ya da uzun olabiliyor. Kimse kendisinin kum saatinin başlamadığını zannetmesin, zaman geliyor gelmekte, hatta birileri için zamanı geldi. Önemli olan kendisinden sonrakine olumlu miras bırakmasıdır.