Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
18°
Ara

Gün gelir benden gidersen

YAYINLAMA:
Gün gelir benden gidersen

Biter her şey, gün gelir el olur en değerlilerin ve en kıymetlilerin çeker gider. Gün olur yanında, yamacında ve yanında can bildiklerin arkasını döner. Aşk sevgi bağı ile bağlandıkların gün gelir düşman olur.  Ve o vazgeçilmez sandığın insanlardan eser kalmaz hepsi yabancılaşır seni tanımaz olur. Sevdan heba olur zamanın ziyan olur. Tek cümle dökülür dudakların arasından “keşke”

Ah o keşleler! Keşke bu kadar kıymet vermeseydim. Keşke bu kadar sevmeseydim. Keşke onu tanımasaydım. Keşke hiç görmeseydim. Keşke sokağı keşke evi keşkeler sıralanır gider öylesine. Ve geriye kalan keşkelere bürünmüş koskoca bir hiç kalır gönülde. Keşke dediğimiz aslında bir pişmanlıktan, mutsuzluktan ve hayal kırıklığından ibaret somut bir yaşanmışlıklardır.

Aşk çiçek isimleriyle başlayan hayvan isimleriyle biten bir süreçten ibarettir demiş bir düşünür. Herkes için geçerli değil elbette ama genellikle süreç çıkmazlara girince bunlar kaçınılmazdır. Bir bireyin kendisini bir gruba, topluluğa, mekâna veya insana bağlı, yakın ve o bütünün parçası olarak hissetmesi durumu kaybolunca yani aidiyet duygusu dediğimiz duygu kaybolunca ilişkilerde

Deformasyona bağlı psikolojik pişmanlıklar başlar. Aşk, duygu, sevgi vefa biter ve ayrılıklar kaçınılmaz olur.

Sevgi başlangıcında başlayan sevgi sözcükleri, değerler ve methiyeler kaybolur. Sevgi sözcüklerinin yerini bir zamanlar aşkla saygıyla bağlandın o insan yabancılaşır ve el olur. Kaçamaklar başlar o mutlu olduğun can bildiğin hayat arkadaşı bildiğin insandan. Ne vefa kalır ne sefa. Bunların yerini cefa ve pişmanlıklar alır. Tek bir şey kalır geriye koskoca bir hiç. Yaşamak ve hatırlamak istemediğin hatırlara gark olur duygular. 

Her şeyi anlarsın kabullenirsin ama nankörlüğü asla! Heba ettiğin yıllara acımak gelir içinden. Kimse umurunda olmaz. Ve herkese hesap vermek zorundasın bu zaruridir. Bir suçlu gibi orada döner durursun. Kabahatin büyüğü ondadır suçlu sen olursun. Kalbindeki yarayı ve acıyı kimse bilemez ve paylaşamaz. Sen üzgün mutsuz halinle kalırsın.
 

Mutsuz hayat, ekmekte tuz yemekte tat olmamakla eşdeğerdir. Hayatın tadı kaçmıştır bir kere. Defalarca denesen de  aynı tadı aynı lezzeti almazsın. Biten bitmiştir giden gitmiştir geri getirmek aynı aşkı ve heyecanı yaşaman mümkün değildir. Ederi kadardır senden geriye kalanlar. Artık ne sen ona ayak uydurura bilirsin ne o sana. Bir efsanenin son demleridir yaşanılan. 
 

Yazımda maksat aile birliği ile huzursuz bir birliktelik değildir. Aslolan bu birlikteliği ömür boyunca sürdüre bilmektir. Hayatı, kederi ve cefayı sevgiyle saygıyla yüklene bilmektir. Çok çabuk geçiyor zaman. Sevdiklerimize sımsıkı sarılıp onların varlığıyla mutlu olalım. Sadece yaşayıp yolcu olarak geçtiğimiz şu hayata bir sevgi bırakalım. 

“Ben ölünce bir elimi tabutun dışında bırakın. Görsünler ki cihanın hükümdarı Kanuni bile bu dünyadan eli boş gitmiş" diyen padişahın sözüne istinaden yüreğimizde sevgiyi, kalbimize merhameti ve herkese şefkati eksik etmeyelim. Gün gelir sevgi kazanır. Unutmayalım! Gün gelir vade dolup ömür bitince sen yaptıklarında yaşayacaksın bu dünyada. Adın, şanın ve namın dünyada bıraktığın iyiliklerle ve güzelliklerle anılacak. Bir iz bırak şu fani dünyaya iyiliğe, güzelliğe ve merhamete dair. Unutma sakın! “Yaşadığın kadar varsın bu hayatta.”

Sağlıcakla…

 


 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *