Afetten dirençli şehirlere...
Depremi yaşayan değil, riski yöneten şehirler inşa etmek zorundayız. 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden yıllar geçti. Ancak gerçek şu ki Türkiye, deprem gerçeğiyle yaşamayı hâlâ tam anlamıyla öğrenebilmiş değildir. 17 Ağustos 1999 gecesi yalnızca binalar yıkılmadı; aynı zamanda plansız kentleşme anlayışı, yetersiz denetim mekanizmaları ve bilimsel veriden uzak şehir yönetimi anlayışı da çöktü. Yıllar sonra yaşanan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler ise bize aynı gerçeği yeniden gösterdi: Afetler yalnızca doğal olaylar değildir. Asıl yıkımı oluşturan şey; hazırlıksızlık, veri eksikliği, yetersiz planlama ve kurumsal koordinasyon eksikliğidir. Bugün artık şehirlerin yalnızca büyümesi değil, dirençli hale gelmesi gerekmektedir. Modern şehircilik anlayışı artık yalnızca bina üretimine değil; risk analizi, veri yönetimi, afet dayanıklılığı, dijital izleme sistemleri, bilimsel planlama, kritik altyapı güvenliği gibi temel unsurlar üzerine kurulmaktadır. Kocaeli, 1999 sonrası bu dönüşümü başlatan Türkiye’deki en önemli şehirlerden biri olmuştur.
Veri temelli afet yönetimi
2011–2022 yılları arasında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zemin ve Deprem İnceleme Şube Müdürlüğü bünyesinde yürütülen çalışmalar içerisinde yer alma ve teknik süreçlere katkı sunma imkânı buldum. Benim de içerisinde yer aldığım, birlikte çalıştığımız uzman kontrol mühendisi arkadaşlarımızla katkı sunarak hazırladığımız projeler kapsamında; klasik belediyecilik anlayışının ötesine geçilerek bilimsel veri altyapısına dayalı stratejik bir afet yönetimi modeli oluşturulmuş ve Hazırladığımız “Çok Geç Olmadan Önce Depremle Yaşamaya Alışmak” projesi, 2012 yılında Çin’in Guangzhou kentinde düzenlenen uluslararası organizasyonda dünya birinciliği ödülüne layık görülmüştür. Sahada yürütülen teknik incelemelerden veri yönetimine, jeolojik değerlendirmelerden çalıştay organizasyonlarına kadar birçok süreçte aktif görev alınması; şehir ölçeğinde risk yönetiminin yalnızca teorik değil, uygulamaya dönük şekilde ele alınmasını sağlamıştır.
Aslında yapılan çalışmaların temel amacı şuydu: Afet sonrası müdahale eden şehirler değil, afet oluşmadan önce riski okuyabilen şehirler oluşturmak.
Bu kapsamda yürüttüğümüz projeler arasında; Kocaeli İli Zemin Sınıflaması ve Sismik Tehlike Değerlendirme Projesi, Zemin Veri Bilgi Bankası Projesi, Yerel Deprem Kayıt Ağı ve Yerel Sismik Aktivite İzleme Sistemi, Deprem Master Planı Çalışmaları, Mikro Bölgeleme ve Zemin Risk Haritaları, Sismolojik İzleme ve Deprem Eğitim Merkezi, Afet Odaklı Sosyal Hasar Görebilirlik Analizleri, Deprem Eğitim ve Simülasyon Merkezi Projeleri, Doğal Afet Eğitim Parkı, Deprem Gerçeği ve Kentleşme Ulusal / Uluslararası Çalıştayları yer almaktadır.
Bu projeler; Kocaeli Üniversitesi, TÜBİTAK-MAM, AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, mühendislik odaları, özel sektör teknik kuruluşları ile koordineli şekilde yürütülmüştür. Özellikle TÜBİTAK-MAM iş birliğiyle gerçekleştirilen çalışmalar, Türkiye’de büyükşehir ölçeğinde yürütülen en kapsamlı deprem risk analizlerinden biri olmuştur.
Akılı şehir alt yapısı
“Görev yaptığım dönemde müdürlük bünyesinde Kocaeli şehir genelinde 41’in üzerinde ivme ölçerden oluşan Yerel Deprem Kayıt Ağı aktif olarak çalışmaktaydı.” Bu sistem sayesinde; yer hareketleri gerçek zamanlı izlenebilmiş, deprem ivme verileri kayıt altına alınmış, kritik yapı davranışları analiz edilmiş, zemin-yapı etkileşimleri bilimsel olarak değerlendirilmiştir. Şehir genelinde oluşturulan veri altyapısı; yalnızca deprem sonrası değerlendirmeler için değil, uzun vadeli şehir planlaması, risk yönetimi ve afet dayanıklılığı açısından da önemli bir teknik altlık oluşturmuştur.
Bugün dünyada öne çıkan; akıllı şehir, dirençli şehir, veri temelli yönetim, dijital risk yönetimi, dirençli altyapı sistemleri yaklaşımlarının önemli altyapılarından biri aslında yıllar önce Kocaeli’nde oluşturulmaya başlanmıştır...
Devam edecek...