Yoksulluk büyüyor, adalet küçülüyor
Avrupa Birliği’nin istatistik kurumu Eurostat’ın yoksulluk ve sosyal dışlanma riski verilerine göre Türkiye, yüzde 29,8’lik oranla Avrupa karşılaştırmasında ilk sırada yer alıyor.
İlk üçte Türkiye’nin ardından Bulgaristan yüzde 29,0, Yunanistan yüzde 27,5 ile geliyor. Romanya da yüzde 27,4 ile hemen arkada. Yani mesele sadece “geçim zorlaştı” cümlesinden ibaret değil. Artık yoksulluk, resmi verilerin diliyle de memleketin en ağır gerçeği haline gelmiş durumda.
Bunun en net göstergelerinden biri, ülkenin en yüksek değerli banknotu olan 200 TL’nin alım gücünün her geçen gün biraz daha erimesi.
Ama mesele yalnızca yoksulluk değil.
World Justice Project’in (hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar alanında ülkeleri karşılaştıran uluslararası kuruluş) 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde listenin ilk üç sırasında Danimarka, Norveç ve Finlandiya var. Türkiye ise 143 ülke içinde 118’inci sırada.
Basın özgürlüğünde de durum farklı değil. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde ilk üç ülke Norveç, Hollanda ve Estonya. Türkiye ise 180 ülke içinde 163’üncü sırada.
Yolsuzluk algısında da tablo iç açıcı değil. Transparency International’ın (ülkelerdeki yolsuzluk algısını ölçen uluslararası şeffaflık örgütü) 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, 182 ülke içinde 124’üncü sırada.
Bir de özgürlükler başlığı var. Freedom House’un (siyasi haklar ve sivil özgürlükler alanında ülkeleri değerlendiren uluslararası kuruluş) 2026 değerlendirmesinde Türkiye, 100 üzerinden 32 puanla “özgür değil” kategorisinde yer alıyor.
Bir ülkede yoksulluk artarken hukuk gerilerse, basın özgürlüğü daralırken yolsuzluk algısı büyürse, orada mesele yalnızca ekonomik kriz olmaz. Orada yurttaşın devlete güveni, geleceğe inancı ve adalet duygusu da zedelenir.
Yoksullukta Avrupa’nın zirvesine çıkıyoruz; ama hukukun üstünlüğünde, basın özgürlüğünde ve şeffaf yönetimde listenin sonlarına doğru iniyoruz.
Oysa bir ülkenin büyüklüğü yalnızca yollarıyla, köprüleriyle, binalarıyla ölçülmez.
O ülkede çocuğun yatağa aç girip girmediğiyle ölçülür. Mahkemede hakkını arayan yurttaşın kendini güvende hissedip hissetmediğiyle ölçülür. Gazetecinin soru sorarken korkup korkmadığıyla ölçülür. Kamu parasının hesabının sorulup sorulmadığıyla ölçülür.
Bugün veriler bize aynı şeyi söylüyor:
Türkiye’nin asıl meselesi sadece yoksulluk değil.
Türkiye’nin meselesi, adaletle, özgürlükle ve güvenle birlikte büyüyen derin bir memleket meselesidir.
Şimdi birileri çıkıp “Bunlar Avrupa’daki kuruluşların algısı” diyebilir. Ama yoksulluğu da mı algı diyeceğiz? Ülkenin en büyük banknotu olan 200 TL’nin her geçen gün biraz daha erimesi ortada. Adaletle ilgili verilere de mi algı diyeceğiz? “Valiye şemsiye var, gazilere yok” haberini yapan gazetecinin gözaltına alınması ortada.
Yoksullukta zirve, adalette dipteyiz vesselam.
