İşsizlik fonu gençlere çare olacak mı?
Türkiye’nin en yakıcı sorunlarından biri: genç işsizlik. Diplomasını cebine koymuş, umutla iş arayan ama kapı kapı dolaşıp geri dönen milyonlarca genç… Bu tablo artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir mesele haline gelmiş durumda. Tam da bu noktada sık sık gündeme gelen bir soru var: İşsizlik Fonu gençlere gerçekten çare olabilir mi?
İşsizlik Sigortası Fonu, yıllardır çalışanların maaşlarından kesilen primlerle büyüyen devasa bir kaynak. Kağıt üzerinde amacı açık: İşini kaybeden vatandaşlara geçici bir güvence sağlamak. Ancak pratikte bu fonun ne kadar etkin kullanıldığı hep tartışma konusu oldu. Özellikle gençler söz konusu olduğunda, sistemin dışında kalan büyük bir kitle olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz.
Çünkü gençlerin önemli bir kısmı henüz sigortalı bir işte yeterince süre çalışmadığı için işsizlik maaşı alma şartlarını karşılayamıyor. Yani en çok ihtiyaç duyan kesim, fondan yararlanamıyor. Bu durum da “fon var ama genç için yok” eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Son dönemde ise bu tabloyu değiştirmeye yönelik bazı öneriler gündemde. Gençlere özel destek programları, girişimcilik hibeleri, staj ve ilk iş teşvikleri… Eğer İşsizlik Fonu bu alanlara daha fazla yönlendirilirse, gerçekten bir dönüşüm aracı olabilir. Ancak burada kritik soru şu: Bu kaynaklar kalıcı çözüm mü üretir, yoksa günü kurtaran geçici pansumanlar mı olur?
Gençlerin ihtiyacı sadece maddi destek değil. Onlar, liyakatli bir sistem, adil bir iş piyasası ve gelecek güvencesi istiyor. Bugün bir gence verilen birkaç aylık destek, eğer arkasından sürdürülebilir bir istihdam politikası gelmiyorsa, sadece zaman kazandırır. Oysa kaybedilen zaman, gençler için en değerli sermaye.
Bir diğer önemli nokta ise fonun şeffaflığı. Toplumun ortak birikimi olan bu kaynağın nerelere, nasıl harcandığı açıkça paylaşılmalı. Güvenin olmadığı yerde hiçbir ekonomik politika başarıya ulaşamaz.
Sonuç olarak, İşsizlik Fonu doğru kullanılırsa gençler için bir umut olabilir. Ama tek başına yeterli değildir. Eğitimden istihdama, ekonomiden sosyal politikalara kadar bütüncül bir yaklaşım şart. Aksi halde bu fon, gençlerin umutlarını büyüten değil, beklentilerini erteleyen bir araç olarak kalmaya devam eder.
Unutmayalım: Gençler bir ülkenin geleceği değil, bugünüdür. Ve bugünü kaybeden bir toplumun yarını da olmaz.