Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
9°
Ara

Kamu ihale süreçlerinde denetim ve şeffaflık açığı

YAYINLAMA:
Kamu ihale süreçlerinde  denetim ve şeffaflık açığı

Şeffaflık zayıflarsa kaybeden sadece bütçe değil, toplumun geleceğidir Kamu yatırımları hepimizin parasıyla yapılır. Bu nedenle bu süreçlerde yapılacak her hata, her ihmal ve her eksik denetim doğrudan toplumun geleceğini etkiler. Peki gerçekten her ihale doğru şekilde yürütülüyor mu? Daha da açık soralım: Her yapılan iş gerçekten ihtiyaçtan mı doğuyor? Bir ihale süreci sahada başlar.
Ölçüm yapılır, analiz yapılır, keşif hazırlanır. İşte işin en kritik noktası burasıdır.

Eğer keşif doğru değilse; sonraki tüm süreçler ne kadar düzgün görünürse görünsün, sonuç sağlıklı olmaz. Teknik şartnameler açık değilse, malzeme tarifleri net yazılmamışsa sahada yorum başlar.
Yorum başladığında ise; kalite düşer, maliyet artar, kamu zararı oluşur.

İhalenin amacı nettir: İşi kaliteli ve en uygun maliyetle yaptırmak. Ancak sahada gördüğümüz bazı örnekler şu soruyu kaçınılmaz kılıyor: İhalelerde gerçek rekabet var mı? Keşif bedeline çok yakın sonuçlanan ihaleler, sistemin sağlığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Sorun sadece yapım işleriyle sınırlı değildir. Danışmanlık hizmetlerinden organizasyonlara ( konser, yemek , düğün , çalıştay vb ) toplu etkinliklerden çevre düzenlemelerine kadar birçok alanda ciddi harcamalar yapılmaktadır.

Elbette bu harcamaların bir kısmı gereklidir. Ancak her harcama gerçekten ihtiyaç mıdır? İşte sorgulanması gereken asıl nokta budur. Denetim tarafına geldiğimizde tablo daha da netleşmektedir. Aynı kurum içinde oluşturulan komisyonlar, tek bir mühendisin kontrolüne bırakılan büyük işler, gece yapılan ve denetlenemeyen imalatlar… Bunların tamamı sistemin zayıf noktalarıdır.

Denetim zeminden başlar

Denetim; projenin ilk aşaması olan zeminden başlayarak, zemin iyileştirme uygulamaları (fore kazık, DSM, CFA vb.), üst yapı imalatları ve taşıyıcı sistemler dahil olmak üzere tüm yapım süreçlerini, imalatın tamamlanıp teslim alınmasına kadar kesintisiz ve bütüncül şekilde kapsamalıdır. Özellikle zemin iyileştirme ve derin temel uygulamalarında saha imalatlarının, uygulama parametrelerinin ve kullanılan malzemenin eş zamanlı ve disiplinli şekilde kontrol edilmemesi; ciddi kalite kayıplarına, performans düşüşüne ve doğrudan kamu zararına yol açmaktadır. Bu nedenle denetim yalnızca sonuç odaklı değil, süreç odaklı yürütülmeli; sahada yapılan imalatların anlık takibi ve doğrulanması esas alınmalıdır. Aksi halde yapılan iş kağıt üzerinde doğru, sahada hatalı olur.

Unutulmamalıdır ki; denetimin olmadığı yerde kalite olmaz. Bir diğer önemli konu test ve numune süreçleridir. Kağıt üzerinde her şey doğru görünebilir. Ancak gerçek kalite ancak bağımsız ve güvenilir testlerle ortaya çıkar. Bu nedenle numuneler; mümkünse kamu laboratuvarlarında değilse bağımsız ve tarafsız kuruluşlarda incelenmeli ve sonuçlar şeffaf olmalıdır.

Bir gerçek daha vardır: Denetim masa başında değil, sahada yapılır. Farklı şehirlerde yürütülen projelerin uzaktan kontrol edilmesi çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.
Kontrol ekiplerinin sahada aktif şekilde bulunması şarttır.

Büyük yatırımlar ve şeffaflık

Milyarlarca liralık kamu kaynaklarının kullanıldığı bu projelerde; şeffaflık ve denetim bir tercih değil, zorunluluktur. Köprüler, hastaneler, üniversiteler, toplu konutlar ve savunma sanayi projeleri gibi büyük ölçekli yatırımlarda; ihale bedelleri, keşif maliyetleri, yapılan ödemeler, imalat süreçleri
açık ve şeffaf şekilde paylaşılmalıdır.
Çünkü şeffaflık güvenin temelidir. Kamu yatırımlarında bir diğer önemli konu planlamadır. Gereksiz yatırımlar, ihtiyaç dışı harcamalar ve kontrolsüz bütçe kullanımı, zaten sınırlı olan kaynakları hızla tüketmektedir. Kamu harcamaları günü kurtarmak için değil, geleceği planlamak için yapılmalıdır. İhale süreçlerinde rekabetin zayıflaması da önemli bir sorundur. Aynı firmaların sürekli öne çıktığı bir sistemde ne kaliteyi artırmak ne de maliyeti düşürmek mümkündür. Küçük ve orta ölçekli firmaların da sistem içinde yer alabilmesi sağlanmalıdır.

Ve belki de en önemli konu: Denetim raporları. Sayıştay raporları hazırlanmakta, eksikler tespit edilmektedir. Ancak çoğu zaman bu raporlar raflarda kalmaktadır.

Oysa yapılması gereken açıktır: usulsüzlük varsa işlem yapılmalı kamu zararı varsa geri alınmalı
sorumlular hesap vermelidir. Sadece uygulayan değil, göz yuman da sorumludur.

Son söz; Kamu kaynakları hepimizin ortak malıdır. Bu nedenle yapılan her işte amaç sadece işi bitirmek değil, doğru, kaliteli ve adil şekilde tamamlamaktır. Çünkü şeffaflık ve denetim zayıfladığında kaybeden sadece bugün değil, gelecek nesillerdir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *