Hesap tutmadı
Danimarka’da Salı günü yapılan seçimde Başbakan Mette Frederiksen liderliğindeki Sosyal Demokratlar en güçlü parti olarak ortaya çıktı, ancak önemli oy kaybına uğradı. 1903'ten beri en zayıf sonuç. 2022'deki seçime kıyasla da yaklaşık altı puan kaybederek yüzde 21,8 oy alabildi. Sosyal demokratların koalisyon ortakları diğer iki iktidar partisi, merkezci Ilımlılar ve sağ liberal Venstre de oy kaybına uğradı. Böylece parlamentoda çoğunluğu kaybettiler.
* * * *
Sosyal Demokratların aslında hesabı Grönland krizinden elde edilen ivmeyi ileriye taşımaktı. 2019'dan beri görevde olan başbakanın seçimleri altı ay öne alma stratejisi işe yaramadı. Danimarka seçim yasasına göre, hükümet başkanı dört yıllık yasama dönemi içinde bir sonraki seçim tarihini özgürce seçebilir; aslında bunu yapmak için bu yılın Ekim ayına kadar zamanı da vardı.
* * * *
Yılın başında ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka'ya ait olan Grönland'ı ilhak etmekle tehdit etmişti. Frederiksen bu talebi kesin bir dille reddedip bir duruş sergiledi ve Avrupalı ortaklarının desteğini sağladı. Deneyimli bir kriz yöneticisi olarak nitelendirildi ve Sosyal Demokratları geçen yılın sonundaki anketlerdeki düşüşten sonra yüzde 20'nin üzerine çıkardı. Başbakanın umudu, bu yükselişi iyi bir seçim sonucuna dönüştürmekti. Olmadı.
* * * *
Frederiksen, sonbahara kadar hâlâ zaman olduğu için parlamento seçimleri için mümkün olan en erken tarihi tercih etti. Ancak sonuçta bu "Trump etkisi" ezici bir zafer için yeterince güçlü olmadı. Seçimin en büyük kazananı sağ popülist, göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemleriyle tanınan aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi (Dansk Folkeparti - DF) oldu. 2022'deki sonucunu üç kattan fazla artırarak yüzde dokuzun üzerine çıktı. (yüzde 9,1)
* * * *
Sosyal Demokratların solunda konumlanan Sosyalist Halk Partisi (SF) de önemli kazanımlar elde ederek yüzde 11,6 ile ikinci sırada yer aldı. Son belediye seçimlerinde de Sosyal Demokratlar birçok büyük şehirde desteğini kaybetmişti. Özellikle Kopenhag'da belediye başkanlığının kaybedilmesi sembolik bir anlam taşıyordu. Bu gerileme, hükümet politikası ile kent seçmenleri arasında giderek artan bir kopukluğa işaret ediyordu.
* * * *
Danimarka'daki siyasi partiler genellikle ya mavi blok (ekonomik liberal) ya da kırmızı blok (sosyal liberal) ile özdeşleşirler. Ilımlılar Partisi ise açıkça bu bloklardan hiçbirine ait değildir. Seçim sistemi, 179 üyeli parlamentoda (Folketing) sandalyelerin 175'i Danimarka'ya, ikisi Grönland'a ve ikisi de Faroe Adaları'na aittir. 135 sandalye, oy oranlarına göre on çok üyeli seçim bölgesine dağıtılır ve olası dengesizlikleri düzeltmek için ek 40 telafi edici sandalye bulunur. Seçim barajı, küçük partilerin de katılımına olanak sağlamak için yüzde ikidir.
* * * *
Danimarka zorlu koalisyon görüşmeleriyle karşı karşıya. Resmi sonuçlara göre, iki geleneksel parti bloğundan hiçbiri parlamentoda 90 sandalyelik çoğunluğu elde edemedi. Mette Frederiksen seçim gecesi "yeniden sorumluluk almaya hazır" olduğunu söyledi ama yeniden başbakan olup olamayacağı belli değil. Tarihsel olarak kötü bir sonuca rağmen, Frederiksen'in görevde kalması oldukça yine de muhtemel gibi.
* * * *
Onun liderliğinde hem solcu bir azınlık hükümeti hem de bloklar arası bir koalisyon hükümeti olabilir. "mavi blok"tan bir hükümet de aynı şekilde olası deniyor. Her durumda, belirleyici gücün şu anki Dışişleri Bakanı ve eski Başbakan Lars Løkke Rasmussen liderliğindeki, geleneksel iki bloktan hiçbirine bağlı olmayan yüzde 7,7 oy ve 14 sandalye ile Ilımlılar olması muhtemel.
* * * *
Ayrıca Grönland ve Faroe Adaları'nın elindeki dört sandalyenin de, siyasi bloklar arasında dengeleyici bir rol oynadıkları için, belirleyici bir öneme sahip olabileceği işaret ediliyor. Özerklik, dış politika ve kaynaklar konusunda kendilerine özgü siyasi çıkarları da beraberinde getireceği ve bunu da Kopenhag'daki siyasi gidişatı önemli ölçüde etkileyebileceği söyleniyor. Koalisyon görüşmelerinin alacağı yön, Danimarka dışında da mutlaka büyük bir ilgiyle izlenecek.