Çarşı pazarda “savaş zammı”
Sabah erken saatlerde semt pazarına uğradım. Tezgâhlar doluydu ama vatandaşın poşeti eskisi kadar dolu değildi. Herkesin dilinde aynı söz: “Savaş çıktı diye her şeye zam geliyor.” Çarşıda, pazarda, markette dolaşırken hissedilen şey sadece fiyat artışı değil; aynı zamanda bir belirsizlik ve endişe.
Dünyanın bir yerinde savaş çıktığında, ilk etkisini çoğu zaman kilometrelerce uzaktaki sofralarda hissederiz. Enerji fiyatları yükselir, taşımacılık pahalanır, üretim maliyetleri artar. Bu zincirleme etki en sonunda domatesin, ekmeğin, yağın fiyatına kadar uzanır. İşte bugün pazarda gördüğümüz tablo biraz da bunun sonucu.
Ancak vatandaşın kafasındaki soru şu: Gerçekten her zam savaşın sonucu mu, yoksa bazı fırsatçılar bu durumu bahane mi ediyor?
Tezgâh başındaki esnaf da dertli. Nakliye maliyetlerinden, hal fiyatlarından, elektrik giderlerinden şikâyet ediyor. “Biz de pahalı alıyoruz, mecburen pahalı satıyoruz” diyorlar. Bir yandan esnafın haklılığı var, diğer yandan dar gelirlinin çaresizliği. Çünkü maaşlar aynı hızla artmıyor.
Bir emekli pazarda elindeki küçük poşeti göstererek şöyle dedi:
“Eskiden pazara gelince iki poşet doldururduk, şimdi bir poşet zor doluyor. Savaş bizim mutfağa kadar geldi.”
Bu söz aslında meselenin özeti. Küresel krizler, savaşlar ve ekonomik dalgalanmalar en çok dar gelirlinin hayatını etkiliyor. Çünkü bütçesi zaten sınırlı olan bir aile için birkaç liralık artış bile büyük fark yaratıyor.
Öte yandan savaş ortamları ekonomik değil, psikolojik bir etki de yaratıyor. İnsanlar geleceği düşünerek daha temkinli harcamaya başlıyor. Bu da piyasada başka bir durgunluk yaratıyor.
İşte tam da bu noktada denetim ve şeffaflık büyük önem taşıyor. Gerçek maliyet artışları elbette olacaktır. Ancak savaş bahanesiyle yapılan fırsatçı zamlar, toplumdaki adalet duygusunu zedeliyor. Devletin ilgili kurumlarının piyasayı sıkı şekilde takip etmesi bu nedenle büyük önem taşıyor.
Çünkü savaşın ateşi düştüğü yerde yanarken, onun dumanı çoğu zaman mutfaklara kadar ulaşıyor. Ve o dumanın en fazla etkilediği yer, dar gelirlinin tenceresi oluyor.
Bugün çarşı pazarda dolaşırken gördüğümüz şey sadece fiyat etiketlerinin değişmesi değil; aynı zamanda insanların yüzündeki kaygının artmasıdır.
Umarız ki hem dünyada barışın yolu bulunur hem de vatandaşın pazardan eli boş dönmediği günler yeniden gelir. Çünkü bir ülkenin gerçek refahı, pazar tezgâhlarının bolluğunda ve vatandaşın o tezgâhlardan rahatça alışveriş yapabilmesinde gizlidir.