Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı az bulutlu
6°
Ara

Pazar alışverişi vatandaşa lüks oldu

YAYINLAMA:
Pazar alışverişi vatandaşa lüks oldu

Eskiden mahalle pazarları, dar gelirlinin nefes aldığı yerlerdi. Market raflarında pahalıya satılan ürünlerin daha uygun fiyatla bulunabildiği, vatandaşın filesini doldurup evine umutla döndüğü alanlardı. Bugün ise tablo tersine döndü. Artık pazar alışverişi bile birçok aile için hesap kitap yapmadan girilemeyen bir “lüks harcama” haline geldi.
Sabahın erken saatlerinde kurulan semt pazarlarında artık en çok duyulan cümle şu:
“Yarım kilo ver abi…”
Eskiden kilo ile alınan sebze ve meyveler, bugün gram hesabına düştü. Domatesin, biberin, patlıcanın fiyatı vatandaşın cebini yakarken, emekliler ve asgari ücretliler pazar tezgâhları arasında adeta matematik yaparak dolaşıyor.
Ekonomideki yüksek enflasyon, artan üretim maliyetleri ve alım gücündeki düşüş en çok mutfakta hissediliyor. Elektrik, kira, ulaşım ve faturalar derken vatandaşın elinde pazara ayıracak bütçe giderek eriyor. Eskiden haftalık alışveriş yapılan pazarlar artık “eksik tamamlama” yerlerine dönüştü.
Pazarcı da memnun değil, vatandaş da.
Tezgâhın arkasındaki esnaf artan mazot fiyatlarından, hal giderlerinden ve nakliye maliyetlerinden şikâyet ederken; tezgâhın önündeki vatandaş maaşının daha ay ortasına gelmeden erimesinden yakınıyor. Yani zincirin her halkası ekonomik sıkıntının yükünü taşıyor.
En çok etkilenenler emekliler ve dar gelirliler oluyor. Bugün bir emeklinin pazara çıkması bile psikolojik bir yük haline geldi. İnsanlar fiyat sormaktan çekinir oldu. Çünkü çoğu zaman cevap aynı: “Geçen haftaya göre yine zam geldi.”
Oysa sağlıklı beslenmenin temelinde sebze ve meyve tüketimi var. Ancak fiyatlar yükseldikçe vatandaşın sofrasındaki çeşit azalıyor. Protein zaten uzun süredir lüks sayılırken, şimdi sebze bile erişilmesi zor bir ihtiyaç olmaya başladı.
Ekonomik sıkıntı yalnızca cebimizi değil, toplumun ruh halini de etkiliyor. Pazardan eli boş dönen vatandaşın yaşadığı duygu sadece yoksunluk değil; aynı zamanda gelecek kaygısı. İnsanlar artık “Bugün pahalı” demiyor, “Yarın daha da pahalı olacak” endişesi taşıyor.
Ekonomide en tehlikeli nokta da tam burada başlıyor: Umudun azalması.
Çözüm ne?
Uzmanlar üretim maliyetlerinin düşürülmesi, tarım politikalarının güçlendirilmesi ve aracılık zincirinin kısaltılması gerektiğini vurguluyor. Yerli üretimin desteklenmesi, çiftçinin sürdürülebilir şekilde üretimde kalması ve gelir dağılımındaki dengesizliğin azaltılması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiş durumda.
Çünkü mesele sadece pazar fiyatları değil; toplumun yaşam standardı.
Bir ülkenin ekonomisi en doğru şekilde market raflarında ya da resmi verilerde değil, semt pazarlarında okunur. Eğer vatandaş pazara girerken iki kez düşünüyorsa, fileler boş kalıyorsa ve insanlar temel gıdayı bile hesaplayarak alıyorsa ortada ciddi bir ekonomik alarm vardır.
Pazar alışverişinin lüks olduğu bir yerde refahtan söz etmek zorlaşır.
Ve unutmayalım: Bir toplumun gerçek zenginliği, vatandaşının filesini doldurabilme rahatlığında saklıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *