Başarıya düşman toplumlar ilerleyemez
Bir toplumun aynası, başarılı insanlara karşı takındığı tavırdır. Alkışlıyor mu, yoksa ayağından mı çekiyor?
Tarih boyunca ilerleyen toplumlara baktığımızda ortak bir özellik görürüz: Üreteni koruyan, çalışkanı destekleyen, fikri olanı cesaretlendiren bir toplumsal kültür…
Çünkü başarı tesadüf değildir. Emek ister, sabır ister, risk ister. Ve en önemlisi, toplumsal bir iklim ister.
Ne yazık ki bugün asıl meselemiz başarısızlık değil; başarıya tahammülsüzlük.
Toplumlar, bulunduğu ortamda faydalı olan, çalışan, üreten insanlara sahip çıktıkça büyür. Onlara omuz verdikçe güçlenir. Bir kişinin başarısı aslında kolektif bir kazanımdır. Çünkü başarı bulaşıcıdır; motivasyon üretir, cesaret verir, standart yükseltir.
Fakat bizde çoğu zaman tablo tersine işliyor.
Başarı, kimi çevrelerde bir sevinç sebebi değil; bir tehdit unsuru olarak algılanıyor. Kişiyle bir sorunu olmayanlar, onun görünür olmasıyla sorun yaşamaya başlıyor. Kamusal alana çıkması, insanların onu tanıması, yeteneklerinin fark edilmesi birilerini rahatsız ediyor. Asıl mesele karakter değil; görünürlük. Asıl rahatsızlık şahsiyet değil; yükseliş.
Başarı, toplumdan topluma değişen bir olgudur.
Kimi yerde bir icat yapmaktır.
Kimi yerde bir adım öne çıkmaktır.
Kimi yerde ise sadece “Ben de varım” diyebilmektir.
Ama başarıyı tehdit olarak gören toplumlarda şu refleks gelişir:
“Çok öne çıkma.”
“Bu kadar da görünür olma.”
“Kimseyi rahatsız etme.”
Oysa gelişim rahatsızlık üretir. Yeni olan her şey birilerini konfor alanından çıkarır. Fakat ilerleme tam da bu eşikte başlar.
Başarıya düşmanlık aslında özgüven eksikliğinin, kıyas kültürünün ve dar aidiyet anlayışının ürünüdür. “Ben yapamıyorsam o da yapmasın” psikolojisi, bireysel bir zaaf değil; toplumsal bir hastalıktır. Ve bu hastalık yaygınlaştığında liyakat geri çekilir, vasatlık yerleşir, ortalama standart hâline gelir.
Unutmayalım:
Başarıyı cezalandıran toplumlar, vasatlığı ödüllendirir.
Vasatlığı ödüllendiren toplumlar ise yerinde sayar.
Bir kişinin yükselmesi, bir başkasının küçülmesi anlamına gelmez. Tam aksine, birinin başarması hepimiz için mümkün olanın sınırlarını genişletir. Eğer gerçekten güçlü bir toplum olmak istiyorsak, başarılı insanları yalnızlaştırmak yerine onların arkasında durmayı öğrenmeliyiz.
Çünkü başarıyı kıskanan toplum küçülür.
Başarıyı sahiplenen toplum büyür.
Tercih bizim.