Herkes hasta…
Son zamanlarda etrafınıza dikkatle bakın.
Otobüste öksürenler, iş yerinde burun silenler, eczane önlerinde uzayan kuyruklar, “bir haftadır geçmedi” diye başlayan cümleler…
Garip olan şu: Bu kez hasta olanlar “birkaç kişi” değil, neredeyse herkes.
Eskiden hastalıklar dalga dalga gelirdi. Şimdi ise sanki üzerimize çökmüş, gitmeye de pek niyeti yok gibi. Grip mi, soğuk algınlığı mı, virüs mü, bakteri mi? Çoğu kişi ne olduğunu bile bilmiyor. Bildiği tek şey şu:
Geçmiyor.
Bir sabah boğaz ağrısıyla uyanıyorsunuz, “üşütmüşümdür” diyorsunuz. Ertesi gün burun akıyor, üçüncü gün halsizlik, dördüncü gün baş ağrısı… Derken bir bakmışsınız 10 gün geçmiş, hâlâ toparlayamamışsınız. En kötüsü de bu süreçte yalnız değilsiniz. Ailede biri iyileşmeden diğeri hastalanıyor, iş yerinde sıra sıra insanlar rapor alıyor, okullarda sınıflar yarı yarıya boşalıyor.
Peki neden?
Bağışıklığımız mı düştü, yoksa hayat mı ağırlaştı?
Uzmanlar uzun uzun anlatıyor ama işin özeti şu:
Biz artık sadece mikroplarla değil, yorgunlukla, stresle ve ihmalle mücadele ediyoruz.
Düzensiz uyku
Hızlı ve sağlıksız beslenme
Sürekli ekran başında geçen günler
Temiz hava yerine kapalı alanlar
“Bir şeyim yok” diyerek işe gitmeler
Bunların hepsi bağışıklık sistemini sessizce zayıflatıyor. Üzerine bir de mevsim geçişleri, ani sıcaklık değişimleri ve kalabalık ortamlar eklenince tablo tamamlanıyor.
Eskiden “hasta olunca yat dinlen” denirdi. Şimdi dinlenmek lüks. Ateşimiz olsa bile mesaj atıyoruz:
“Biraz kötüyüm ama geliyorum.”
İşte hata tam da burada başlıyor.
Antibiyotikle geçmeyen hastalıklar
Bir başka tehlike ise kontrolsüz ilaç kullanımı.
Hapşırdık mı antibiyotik, boğaz mı ağrıdı antibiyotik… Sonuç?
Vücut direnç kazanıyor, ilaçlar etkisini kaybediyor. Bu yüzden birçok kişi “ilaç kullandım ama fayda etmedi” diyor.
Çünkü artık bazı hastalıklar klasik yöntemlerle geçmiyor. Daha uzun sürüyor, daha ağır hissediliyor ve kişiyi psikolojik olarak da yıpratıyor.
Asıl hastalık: Umursamazlık
Belki de en tehlikelisi şu: Hastalığı normalleştirdik.
“Zaten herkes hasta” deyip geçiyoruz.
Oysa bu durum sadece bireysel değil, toplumsal bir sorun.
Hasta hasta işe giden biri, farkında olmadan onlarca kişiye bulaştırıyor. Okula gönderilen hasta çocuklar, sınıfları zincirleme etkiliyor. Toplu taşıma, alışveriş merkezleri, kapalı alanlar adeta virüs taşıma hattına dönüşüyor.
Ve sonra hep birlikte soruyoruz:
“Bu sene hastalıklar niye bu kadar ağır?”
Belki de yavaşlamamız gerekiyor
Belki çözüm çok karmaşık değil.
Biraz yavaşlamak…
Hastalığı hafife almamak…
Dinlenmeyi ihmal etmemek…
Ve en önemlisi, kendimize ve başkalarına karşı daha sorumlu olmak.
Çünkü bu sadece bir grip meselesi değil.
Bu, bedenimizin verdiği bir uyarı.
Dinlemezsek, bedelini yine biz ödüyoruz.