Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Ara

Kalem susarsa toplum körleşir

YAYINLAMA:
Kalem susarsa toplum körleşir

10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak takvimlerde yer alan bir tarih değildir; aynı zamanda basının, demokrasinin ve toplumun vicdanının hatırlandığı önemli bir gündür. Bu gün, gazetecilerin emeğini, fedakârlığını ve çoğu zaman görünmeyen bedellerini hatırlamak kadar, basın özgürlüğünün geldiği noktayı sorgulamak için de bir fırsattır.

Gazetecilik; haberi aktarmanın ötesinde, gerçeğin izini sürme mesleğidir. Soru sormak, araştırmak, eleştirmek ve yanlışları görünür kılmak bu mesleğin temelidir. Basın özgürlüğü ise gazetecinin bu görevleri korkmadan, baskı hissetmeden yerine getirebilmesinin güvencesidir. Ne var ki Türkiye’de basın özgürlüğü uzun süredir yalnızca bir anayasa maddesi olarak varlığını sürdürüyor; pratikte ise ciddi sınavlardan geçiyor.

Bugün birçok gazeteci, kalemini oynatırken iki kez düşünmek zorunda kalıyor. Açılan davalar, soruşturmalar, ilan kesme cezaları, işten çıkarmalar ve ekonomik baskılar, basının üzerinde ağır bir gölge oluşturuyor. Haber merkezlerinde oto-sansür, çoğu zaman açık baskıdan daha etkili bir mekanizma haline geliyor. Gazeteciler yalnızca doğruyu yazmanın değil, yazdıklarının sonuçlarına katlanmanın da yükünü taşıyor.

Oysa özgür basın, yalnızca gazetecilerin değil, toplumun tamamının ihtiyacıdır. Basın özgürlüğü yoksa, vatandaş doğru bilgiye ulaşamaz. Doğru bilgi yoksa, sağlıklı bir kamuoyu oluşmaz. Sağlıklı bir kamuoyu olmadan da demokrasi ayakta kalamaz. Bu nedenle basına yönelik her baskı, aslında doğrudan topluma yönelmiş bir tehdittir.

Türkiye’nin yakın tarihi, basının susturulduğu dönemlerde sorunların büyüdüğünü, gerçeklerin gecikmeli ve ağır bedellerle ortaya çıktığını defalarca göstermiştir. Buna karşın, tüm zorluklara rağmen mesleğini onuruyla sürdüren, karanlıkta ışık olmaya çalışan sayısız gazeteci de bu ülkenin gerçeğidir. Onlar, çoğu zaman imkânsızlıklar içinde, düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda ama büyük bir inatla kamuoyunu bilgilendirmeye devam ediyor.

10 Ocak Gazeteciler Günü, yalnızca kutlama mesajlarıyla geçiştirilecek bir gün olmamalıdır. 10 Ocak, basın özgürlüğünün gerçekten ne kadar özgür olduğunu samimiyetle tartışma günüdür. Gazetecinin suçlu değil, kamunun gözü kulağı olduğu gerçeğini yeniden hatırlama günüdür.

Unutulmamalıdır ki; kalem susarsa, toplum körleşir. Basın özgürlüğünü savunmak, bir meslek grubunu değil, herkesin geleceğini savunmaktır. Gazetecilerin özgürce yazabildiği bir Türkiye, daha adil, daha şeffaf ve daha güçlü bir Türkiye olacaktır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *