Yunan müziğinin kraliçesi: Anna Vissi
Yunanistan'ın en sevilen ve en çok bilinen sanatçılarından birisi şüphesiz ki Anna Vissi. Eleni, Psihedelia ve Horis To Moro Mou ve dahası gibi muhteşem şarkılara imza atan Anna Vissi'nin özel hayatını hiç merak ettiniz mi?
1957’de Kıbrıs’ta doğan Anna Vissi, müziğe çok erken yaşta tutunur. Henüz çocukken sahneyle tanışır; sesinin gücü kadar çalışkanlığıyla da dikkat çeker. Atina’ya gelişi, onun için yalnızca bir şehir değişikliği değil, kaderinin yön değiştirdiği andır.
1980’lerde Anna Vissi artık ana akımın içindedir. Bu dönem: pop müziğin yükselişi, sahne estetiğinin önem kazanması, kadın sanatçıların daha görünür olması. Vissi bu dalgayı doğru değerlendirir. Sesi kadar sahne duruşu ve stiliyle de konuşulmaya başlar. Bu yıllarda popüleriteyi yakalar.
1990’lar, Anna Vissi’nin kariyer zirvesidir. Arka arkaya çok satan albümler, radyolarda aylarca kalan şarkılar ve büyük konser organizasyonları...
Yunan popu eğlenceli ama yüzeysel bir çizgiye kayarken, Vissi şarkılarında dramatik derinliği korudu ve bu da onu rakiplerinden ayırdı.
2000’ler Anna Vissi için kolay geçmez. Müzik piyasası değişir, genç isimler hızla yükselir, Eurovision gibi büyük sahnelerde beklenen karşılık alınmaz. Bu dönem çoğu sanatçının geri çekildiği dönemdir.Anna Vissi ise tam tersini yapar: Tarz değiştirir, daha sert, daha karanlık şarkılar söyler ve “Herkes beni sevsin” çizgisinden çıkar. Bu dönem tabii ki eleştirildi ancak Anna Vissi için çok kötü olmadı çünkü hala güçlü bir dinleyici kitlesi vardı.
2010 sonrası Anna Vissi artık “hit kovalamaz”. Büyük sahnelerde olay konserler, biletleri hızla tükenen performanslar, genç kuşak tarafından yeniden keşfedilme... Bu dönemde o artık: rakipsiz, karşılaştırılamaz ve “Anna Vissi gibi” diye tanımlanan bir kategoriye girmeyi başarır. Bu da bir sanatçı için ulaşılabilecek en üst seviyedir.
Anna Vissi bugün hala şarkılarını canlı söylüyor, sahneyi domine ediyor ve yaşını saklamıyor.
Anna Vissi'nin özel hayatının en çok konuşulan kısmı ise, ünlü besteci Nikos Karvelas ile olan evliliği ve uzun soluklu müzikal ortaklığıdır. Bu birliktelik, Yunan pop tarihine damga vuran şarkılar doğurur. Ancak büyük aşklar gibi, büyük çatışmalar da içerir. Ayrılıkları hem özel hem sanatsal anlamda bir kırılma yaratır.
Ama Anna Vissi’nin farkı burada ortaya çıkar: Çoğu sanatçı böyle bir ayrılıktan sonra kabuğuna çekilirken, o kendi başına yeniden yükselmeyi seçer.
Bugün neden hala zirvede?
Çünkü Anna Vissi yalnızca hit şarkılar üretmedi; bir karakter inşa etti. Güçlü, kırılgan, bazen yalnız ama asla teslim olmayan bir kadın figürü…
Anna Vissi’nin sırrı ne diye merak edenlere ise şu cümle yeterli olur sanırım: “Her yenilgiye bir şarkı, her vazgeçişe yeni bir başlangıç” koymayı bildi. Ve belki de bu yüzden, Yunan müziğinin kraliçesi olarak anılmayı hala sonuna kadar hak ediyor.