Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Az bulutlu
-0°
Ara

Bir yılın ardından

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Bir yılın ardından

Takvimler 2025’in son sayfalarını kapatırken, geride bırakılan bir yılın muhasebesi ister istemez herkesin zihninde aynı soruyu uyandırıyor: Bu yıl bize ne verdi, bizden ne aldı? Türkiye için 2025; umutla kaygının, beklentiyle hayal kırıklığının iç içe geçtiği, inişli çıkışlı bir yıl olarak hafızalara kazındı. Ekonomiden siyasete, toplumsal hayattan dış politikaya kadar pek çok başlıkta “zor ama öğretici” bir yıl yaşandı.

2025’e girerken en büyük gündem başlığı yine ekonomiydi. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki erime, yıl boyunca vatandaşın en temel derdi olmaya devam etti. Market raflarında etiketler neredeyse ayda bir değişirken, maaş artışları çoğu zaman bu artışların gerisinde kaldı. Orta sınıf biraz daha daraldı, dar gelirli kesim ise ay sonunu getirme mücadelesini daha sert hissetti. Ekonomide atılan adımlar, uygulanan politikalar ve verilen mesajlar zaman zaman umut yaratsa da, sokaktaki vatandaş için “rahatlama” hissi henüz tam anlamıyla hissedilmedi.

2025 aynı zamanda sosyal adalet tartışmalarının da yoğunlaştığı bir yıl oldu. Emekliler, asgari ücretliler, gençler ve kadınlar daha yüksek sesle taleplerini dile getirdi. Gençler için gelecek kaygısı bu yıl da azalmadı; eğitimini tamamlayan birçok genç ya iş bulmakta zorlandı ya da aldığı eğitimin karşılığını alamadığı işlerde çalışmak zorunda kaldı. Beyin göçü meselesi 2025’te de sıcaklığını korudu; yurt dışına gitmeyi düşünen gençlerin sayısı azalmadı, hatta bazı alanlarda arttı.

Siyaset cephesinde ise 2025, tansiyonun zaman zaman yükseldiği, zaman zaman ise “normalleşme” mesajlarının verildiği bir yıl olarak geçti. İç politikada kutuplaşma tam anlamıyla ortadan kalkmasa da, toplumun önemli bir kesiminde “daha sakin, daha yapıcı bir dil” beklentisi güçlendi. Seçim atmosferinin geride kalmasıyla birlikte, vatandaşın gündemi daha çok somut sorunlara, geçim derdine ve günlük hayata odaklandı.

Dış politikada 2025, Türkiye’nin denge arayışlarını sürdürdüğü bir yıl oldu. Bölgesel gelişmeler, küresel krizler ve jeopolitik gerilimler arasında Türkiye, hem ekonomik hem de diplomatik anlamda manevra alanını korumaya çalıştı. Enerji, savunma ve ticaret alanlarında atılan adımlar, uzun vadeli stratejilerin işaretlerini verse de, küresel belirsizlikler Türkiye’yi de doğrudan etkiledi.

Peki, tüm bu tabloyla 2026’dan beklentiler neler?

2026’ya girerken Türkiye’nin en büyük beklentisi hiç kuşkusuz ekonomik istikrar. Vatandaş artık geçici çözümlerden çok, kalıcı ve öngörülebilir bir ekonomik düzen istiyor. Enflasyonun kalıcı şekilde düşmesi, alım gücünün artması, maaşların gerçek hayat şartlarına uygun hale gelmesi en temel beklenti. İnsanlar sabah uyandığında “bugün zam geldi mi?” kaygısıyla güne başlamak istemiyor.

2026’dan bir diğer önemli beklenti, adalet ve güven duygusunun güçlenmesi. Hukuka, kurumlara ve geleceğe duyulan güven; ekonomik refah kadar hayati bir unsur. Toplum, kuralların herkes için eşit uygulandığı, liyakatin öne çıktığı, gençlerin torpil değil emekle ilerleyebildiği bir düzen arzusunu açıkça dile getiriyor.

Gençler açısından 2026; umutlarını ertelemek zorunda kalmadıkları bir yıl olmalı. Eğitimle istihdam arasındaki bağın güçlendiği, nitelikli iş alanlarının arttığı, gençlerin kendi ülkelerinde hayal kurabildiği bir Türkiye beklentisi hiç olmadığı kadar güçlü. Kadınlar için ise daha güvenli, daha eşit ve daha adil bir yaşam talebi 2026’ya taşınan en önemli başlıklardan biri.

Toplumsal olarak 2026’dan beklenen belki de en önemli şey, “normalleşme”. Gerilimden uzak, ortak aklın öne çıktığı, sorunların konuşarak çözülebildiği bir iklim… İnsanlar artık büyük sözlerden çok, küçük ama gerçek iyileşmeler görmek istiyor. Pazarda, sokakta, okulda ve iş yerinde hissedilen bir iyileşme.

Sonuç olarak 2025, Türkiye için zor ama derslerle dolu bir yıl olarak geride kalıyor. 2026 ise bu derslerden ne kadar öğrenildiğinin sınanacağı bir yıl olacak. Umut hâlâ var, beklenti hâlâ güçlü. Asıl soru şu: 2026, sadece takvimde yeni bir yıl mı olacak, yoksa gerçekten yeni bir başlangıç mı? Türkiye’nin ve bu ülkede yaşayan milyonların cevabını merakla beklediği soru tam da bu.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *