Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, Türkiye’de yoksulluğun yalnızca geliri değil, sağlığı, beslenmeyi ve çalışma koşullarını da derinden etkilediğini ortaya koydu. 2022-2025 döneminde sağlık harcamaları haneler için “yük” olmaya devam ederken, özellikle yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altındaki kesimlerde muayene, tedavi ve ilaç masrafları daha ağır hissedildi. Aynı dönemde meyve-sebze tüketiminde gerileme yaşanması ve gençlerin ağır işlerde çalışma oranının artması, hayat pahalılığının toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğini gösterdi. TÜİK’in 2022 ve 2025 yıllarını kapsayan verileri, sağlık harcamalarının haneler üzerindeki yükünün sürdüğünü ve özellikle yoksulluk kesimler açısından daha ağır hissedildiğini ortaya koydu. Muayene, tedavi, diş ve ilaç harcamaları birçok hane için “yük” olmaya devam etti.
VATANDAŞ SAĞLIĞINDAN FERAGAT ETTİ:
Tedavi masrafları önemli bir yük
2025 verilerine göre muayene ve tedavi harcamalarını “çok yük” olarak değerlendirenlerin oranı yüzde 6.1, “biraz yük” diyenlerin oranı ise yüzde 50.2 oldu. Harcamayı “yük değil” olarak görenlerin oranı yüzde 40.9’da kaldı. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski (AROPE) altında olanlarda tablo daha çarpıcı. Bu grupta muayene ve tedavi harcamalarını “biraz yük” olarak görenlerin oranı 2025’te yüzde 60.1’e (9.9 puan artış) çıkarken, “çok yük” diyenler yüzde 8.6 seviyesinde.

Diş tedavisi en çok vazgeçilen alan
Diş muayenesi ve tedavi harcamaları, haneler açısından en fazla vazgeçilen sağlık kalemlerinden biri oldu. 2025’te diş harcaması yapmadığını belirtenlerin oranı yüzde 28.6. 65 yaş ve üzeri grupta bu oran yüzde 43.7’ye kadar çıktı. Aynı yaş grubunda diş harcamasını “yük değil” olarak değerlendirenlerin oranı da diğer yaş gruplarına kıyasla daha düşük. Yoksulluk riski altındaki kesimlerde diş harcamasını “biraz yük” olarak görenlerin oranı yüzde 44.7; “çok yük” diyenler ise yüzde 6.2. Bu veriler, özellikle düşük gelirli kesimlerin diş sağlığı hizmetlerine erişimde zorlandığını gösterdi.
İlaç harcamaları da aynı
İlaç harcamalarında 2025 yılı itibarıyla harcamayı “biraz yük” olarak görenlerin oranı yüzde 50.9. “Çok yük” diyenler yüzde 5 seviyesinde. Yoksulluk riski altındakilerde ise “biraz yük” oranı yüzde 62.6’ya kadar yükseliyor. Risk altında olmayanlarda bu oran yüzde 47 düzeyinde kaldı.
Gençler yük gibi görüyor
15-24 yaş grubunda muayene ve tedavi harcamalarını “biraz yük” olarak değerlendirenlerin oranı 2025’te yüzde 52’ye ulaştı. Aynı yaş grubunda diş harcaması yapmadığını belirtenlerin oranı yüzde 21.9. Genç nüfusta gelir güvencesinin zayıflığı, sağlık harcamalarının daha ağır hissedilmesine yol açtı. Veriler, maliyetlerin haneler üzerinde ciddi bir baskı yarattığını gösterdi.
Meyve sebze tüketimi azaldı
Türkiye’de artan hayat pahalılığı ve gelir kaybı, yurttaşın sofrasına da yansıdı. 2022-2025 dönemini kapsayan veriler, özellikle yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altındaki (AROPE) kesimlerin meyve ve sebze tüketiminde gerilemeye işaret etti. Verilere göre toplam nüfusta her gün en az bir kez meyve tüketenlerin oranı sınırlı artış gösterse de, günde iki kez ve daha fazla meyve tüketenlerin oranı 2022’de yüzde 5.2 iken 2025’te yüzde 2.9’a geriledi. Buna karşılık haftada 1-3 kez meyve tüketenlerin oranı yüzde 30.4’ten yüzde 32.4’e çıktı. Bu tablo, düzenli ve yeterli meyve tüketiminin zayıfladığını gösterdi. Yoksulluk riski altındaki yurttaşlarda tablo daha çarpıcı. Bu grupta günde iki kez ve daha fazla meyve tüketenlerin oranı yüzde 3.1’den yüzde 1.9’a düşerken, haftada bir kereden az tüketenlerin oranı yüzde 16.2’den yüzde 12.8’e gerilese de haftada 1-3 kez tüketim aynı seviyesini koruyor (yüzde 37.1). Hiç meyve tüketmediğini belirtenlerin oranı da yüzde 3.4’ten yüzde 2.2’ye inse de, düzenli ve yeterli tüketim hâlâ düşük düzeyde.
Sebzeye bile hasret kalınıyor
Sebze tüketiminde de benzer bir eğilim söz konusu. Toplam nüfusta günde iki kez ve daha fazla sebze tüketenlerin oranı yüzde 6.6’dan yüzde 3.4’e geriledi. Buna karşılık günde bir kez tüketenlerin oranı yüzde 38.5’ten yüzde 41.9’a çıktı. Yoksulluk riski altındaki kesimde sebzede de gerileme dikkat çekiyor. Günde iki kez ve daha fazla sebze tüketenlerin oranı yüzde 4.3’ten yüzde 2.3’e düşerken, haftada 1-3 kez tüketenlerin oranı yüzde 34.7’den yüzde 32.0’a indi. Bu durum, dar gelirli hanelerin temel gıda maddelerine erişimde zorlandığını ortaya koydu. Yoksulluk riski altında olmayan kesimlerde ise hem meyve hem sebze tüketim sıklığının daha yüksek olduğu görülüyor. Örneğin risk altında olmayanlarda günde bir kez sebze tüketenlerin oranı 2025’te yüzde 45’e ulaştı. Ancak bu grupta dahi günde iki kez ve üzeri tüketim 2022’ye kıyasla gerilemiş durumda.
Ağır işlerde çalışanların oranı arttı
TÜİK verilerine göre, 2022'den 2025'e kadar geçen sürede çalışanların iş yapma biçimlerinde belirgin değişimler yaşandı. Çoğunlukla oturarak çalışanların oranı yüzde 28.2'den yüzde 29.4'e yükselirken, ayakta durarak çalışanların oranı yüzde 47.9'dan yüzde 45.5'e geriledi. Yürüyerek veya orta düzey fiziksel aktivite gerektiren işlerde çalışanların oranı ise yüzde 18.4'ten yüzde 18.7'ye hafif bir artış gösterdi. Ağır işlerde çalışanların oranı da yüzde 5.6'dan yüzde 6.4'e çıktı.

En çok gençler ağır çalışıyor
Türkiye'de ağır fiziksel aktivite gerektiren işlerde en fazla çalışan kesimi gençler oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla 15-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 8.2'si ağır işlerde çalışıyor. Bu oran, diğer tüm yaş gruplarının üzerinde seyrediyor. Gençlerde ağır işte çalışma oranı 3 yılda yüzde 6.2’den yüzde 8.2’ye çıktı.