Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
27°
Ara
Damga Magazin Herkes Barbie olabilir mi?

Herkes Barbie olabilir mi?

Evciliklerin vazgeçilmez bebeğinin ünlü isimlerin ve sosyal mesajların da temsilcisi olması onu sadece bir oyuncak olmaktan çok daha öteye taşıdı. Miley Cyrus da Barbie oldu haberini görünce Barbie’nin ünlüler arşivine bir bakalım dedim

Okunma Süresi: 5 dk

ÖZEL HABER:
PINAR HİÇDURMAZ

Önce en son temsilciden başlayalım: Barbie Signature Miley Cyrus Koleksiyon Bebeği, sanatçının “Golden Burning Sun” müzik videosundaki görünümünden ilham alınarak hazırlanmış. Cyrus’un Alaïa imzalı siyah deri görünümlü iki parçalı kostümü; geniş kapüşonlu ceketi, siyah ayakkabıları, güneş gözlüğü ve mikrofonuyla Barbie ölçülerinde bir Miley Cyrus oyuncakçılardaki yerini almaya hazır. Sanatçıya olan benzerliği o kadar çarpıcı ki herkesin bir tane kendine benzeyen bir Barbie’si olsa ne olurdu diye düşündürmüyor değil. Biraz ürkütücü gelse de bunun olması çok uzak değil gibi.

Müzik tarihinin minyatür arşivi

Miley Cyrus, Barbie’nin müzik dünyasından ilham aldığı ilk isim değil. Marka daha önce David Bowie, Elton John, Elvis Presley, Gloria Estefan, Tina Turner, Stevie Nicks ve Kylie Minogue gibi farklı kuşaklardan sanatçıları koleksiyon dünyasına taşımıştı. Bu tasarımların bazıları doğrudan sanatçının yüzünü ve sahne görünümünü yansıtırken bazıları, klasik Barbie’nin ünlü bir kostümü yorumlaması biçiminde hazırlandı. Elvis Presley’den ilham alan bebek, sanatçının kırmızı, mavi ve altın renkli kartal işlemeleriyle tanınan “American Eagle” tulumunu giydi. Gloria Estefan bebeğinde 1989 tarihli “Get on Your Feet” klibindeki altın detaylı ceket ve yüksek çizmeler kullanıldı. Stevie Nicks’in yeni tasarımı ise 1981 tarihli Bella Donna albüm kapağındaki uçuşan beyaz elbise, silindir şapka ve bohem-rock estetiğini taşıyor. Bu bebekler yalnızca birer ünlü hatırası değil. Sanatçıların kariyerlerindeki belirleyici bir dönemi, kostümü ya da sahne karakterini üç boyutlu bir popüler kültür nesnesine dönüştürüyor. Koleksiyoncular açısından değer taşıyan ayrıntı da burada yatıyor: Bebek, kişiyi temsil etmenin yanında dönemin moda, müzik ve görsel anlatım anlayışını da paketine dâhil ediyor.


Türkiye’den üç rol model

Barbie’nin Türkiye’den seçtiği rol modeller arasında rüzgâr sörfü sporcusu Çağla Kubat, yazar, senarist ve oyuncu Gülse Birsel ile Paralimpik milli yüzücü Sümeyye Boyacı da bulunuyor. Çağla Kubat, 2018’de farklı ülkelerden kendi alanlarında sınırları aşan kadınların yer aldığı “Barbie Sheroes” çalışmasının Türkiye temsilcilerinden biri oldu. Bir yıl sonra Gülse Birsel, 2020’de ise Sümeyye Boyacı için kendi görünümlerinden ilham alan özel Barbie bebekleri hazırlandı. Bu tasarımlar, Miley Cyrus bebeği gibi geniş ölçekte satışa sunulan koleksiyon ürünleri değil, rol modelleri onurlandırmak amacıyla hazırlanan kişiye özel ve tek örnek bebeklerdi.

Gülse Birsel’le “Hayali Duvar”ı aşmak

Barbie’nin küresel ölçekte “Dream Gap”, Türkiye’de ise “Hayali Duvar” adıyla anlattığı bu yaklaşım, kız çocuklarının kendilerini erkeklerden daha az zeki ya da daha az yetenekli görmelerine neden olan görünmez sınırların aşılmasını amaçlıyordu. Proje kapsamında farklı ülkelerden, kendi mesleklerinde başarı kazanarak toplumsal sınırları aşmış 20 kadın rol model seçildi. Aralarında oyuncu, astronot, sporcu, gazeteci, şef ve farklı mesleklerden kadınların bulunduğu grubun Türkiye temsilcisi ise Gülse Birsel oldu. Birsel’in görünümünden ilham alınarak kişiye özel bir Barbie hazırlanırken çalışma yalnızca sembolik bir bebekle sınırlı kalmadı. Birsel’in yazarlık kimliğinden hareketle yürütülen bağış kampanyası kapsamında 40 okula 250’şer kitaptan oluşan kütüphaneler kazandırıldı. Böylece toplam 10 bin kitap, özellikle okumak ve yazmak isteyen çocuklarla buluşturuldu.

Sümeyye Boyacı ile temsilin değişen anlamı

Paralimpik milli yüzücü Sümeyye Boyacı’nın Barbie’si ise rol model projesinin temsil bakımından en güçlü örneklerinden biri oldu. Doğuştan iki kolu bulunmayan Boyacı’nın fiziksel özellikleri, kendisi için hazırlanan bebeğe de yansıtıldı. Böylece engelli çocukların oyuncak dünyasında kendilerine benzeyen bir figür görebilmeleri ve başarının tek tip bir bedene bağlı olmadığının gösterilmesi amaçlandı. Boyacı için hazırlanan bebek, yalnızca başarılı bir sporcuyu onurlandırmadı; engelliliğin saklanması ya da “düzeltilmesi gereken” bir durum gibi sunulmadığı bir temsil biçimi ortaya koydu.

Barbie’nin değişen yüzü

Barbie, 60. yılı için hazırladığı kariyer koleksiyonunda da kız çocuklarının meslek tercihlerinin toplumsal kalıplarla sınırlandırılmaması gerektiği mesajını öne çıkardı. Koleksiyonda astronot, pilot, atlet, gazeteci, politikacı ve itfaiyeci Barbie’lere yer verildi. Özellikle erkeklerle özdeşleştirilen mesleklerin kız çocuklarının oyun dünyasına taşınması, “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna verilen cevapların prenseslik ya da modellik gibi birkaç seçenekle sınırlandırılmamasını amaçlıyordu. “Fashionistas” serisinde ise tekerlekli sandalye kullanan, protez bacağı, işitme cihazı ya da vitiligosu bulunan bebeklere yer verildi. 2024’te ilk görme engelli Barbie ile Down sendromlu siyah Barbie, 2025’te tip 1 diyabetli Barbie tanıtıldı. Ocak 2026’da ise otistik bireylerin deneyimlerini yansıtmak amacıyla otistiklerin yönettiği ASAN kuruluşunun katkısıyla geliştirilen ilk otistik Barbie satışa çıkarıldı. Mattel, bu lansman kapsamında binden fazla bebeğin çocuk hastanelerine bağışlanacağını açıkladı. Bir dönem tek tip güzellik algısının sembollerinden biri olarak eleştirilen Barbie’nin bugün farklı bedenleri, sağlık durumlarını ve yaşam öykülerini görünür kılmaya yönelmesi, oyuncak dünyasındaki değişimin de göstergesi. Bu dönüşümün aynı zamanda güçlü bir marka stratejisi olduğu açık. Yine de çocukların kendilerine benzeyen bebeklerle karşılaşabilmesi ve başarı kavramının yalnızca şöhret ya da kusursuz görünümle sınırlanmaması, pembe kutunun içindeki hikâyeyi giderek daha anlamlı hâle getirdiğine katılmamak elde değil.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *