Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
25°
Ara
Damga Magazin 16 yaşımda sürgün edildim!

16 yaşımda sürgün edildim!

Ünlü yazar Ahmet Ümit, genç yaşta solcu olduğu için yaşadığı sürgün ve travmaları anlattı. 14 yaşında gözaltına alınan, bıçaklanan ve dövülen Ümit, hayatta kalmayı mucize olarak nitelendiriyor. Annesinin İstanbul'a gitmesine karşı çıkması da zorlu yaşamını yansıtıyor.

Okunma Süresi: 3 dk

Ünlü Yazar Ahmet Ümit, 14 yaşında solcu olduğunu ve bundan dolayı da sürgüne yollandığını “14 yaşımda ilk gözaltına alındım. 15 yaşımda bıçaklandım. 15 yaşımda polisler dövdüler ölmedim. Bunu iki kez yaptılar. 16 yaşımda da Gaziantep sınırlarında okuyamaz diye sürgüne yolladılar” cümleleriyle anlattı


Armağan Çağlayan'ın 'Gör Bak' programına katılan Yazar Ahmet Ümit, erken yaşta solcu olduğundan dolayı yaşadığı sorunları dile getirdi. Sevenlerini derin bir üzüntüye boğan Ahmet Ümit, “14 yaşından sonra başladı travma” diyerek; “14 yaşında mesela ilk kez gözaltına alındım 15 yaşında bıçaklandım. 15-16 yaşında polisler dövdüler dövdüler öldü diye bıraktılar beni. Ölmedim. İki kere yaptılar bunu. Ölmedim. Sonra 16 yaşında Gaziantep sınırları içinde okuyamaz diye sürgüne yolladılar beni” ifadelerini kullandı. Yaşadığı sorunları aktarmaya devam eden Ümit, “Marksizmizm eğitimi görüyoruz. Gorbaçov dönemi. İlk kez orada bunları söylüyoruz ama burada birtakım yanlışlar var galiba diye düşünmeye başladığım yer orası. Öteki türlü zaten sıcak kavganın içindesin. Her gün miting, her gün kavga, boykot, bilmem ne. Tabii yani karşında silahlı gruplar sana saldırıyor” dedi.

Hep kavganın içindeydim
Hayatının belli bir bölümünün hep kavgalarla geçtiğinin altını çizen Ahmet Ümit, “14 yaşına kadar iyi bir çocukluk yaşadığımı söyleyebilirim. Çünkü orta halilli bir aileydik biz. O zamanlar şehirde de yaşıyoruz. Babam kilim halı satıyor. Dedem var. Dedemin kocaman bir bahçesi vardı. Şehrin böyle 10 kilometre dışında dutluk deriz biz ona. Ama bir çocuk için her şey var. Mesela haraf dediğimiz su biriktirilen yüzme havuzu var. Düşünün. Yani yüzme havuzu olan bir yerdesiniz. Yani bahçede erik, kiraz, üzüm, ceviz, dutlar. Aklınıza ne geliyorsa. O yüzden çok güzel. 14 yaşına kadar şahane bir çocukluğum oldu. Yani bir de en küçük çocuk olmak itibariyle tabii çok sevgiyle büyütüldüm. Abiler var seni koruyorlar. Yani o çok önemli bir şey yani beş tane abim var bir de ablam var. Aile iyi bir aile yani herkesin sevdiği bir aile. O 14 yaşına kadar şahane 14 yaşından sonra işte orada başladı travma. Hayat çok sert bir şekilde bana bir tane çarptı. Öyle o işte odur vurulmak, yaralanmak. Ondan sonra birden bire kendimi o kavganın içerisinde buldum” şeklinde konuştu. 

Zorlu yıllardan geçti 
İstanbul'a gidiş hikayesini de anlatan Ümit, annesiyle yaşadığı diyaloğu şu sözlerle aktardı; “Şunu söyleyeyim bakın. İstanbul'a geleceğim annem ağlamaya başladı. Dedim, 'Niye ağlıyorsun?' 'Üniversite, üniversiteye yollamıyorum ben seni, mezara yolluyorum. Ben biliyorum senin başına gelecekleri' dedi. Bu kadar, bu kadar korkunç. Ya gerçekten de mezar yoluyordu aslında.”

Yaşamam bir mucize
Büyük rastlantılar sonucu hayatta kalmayı başardığını da anlatan Ahmet Ümit; “Rastlantı sonucu yaşıyorum. Yani mesela 1979 yılının Haziran ayı Bakırköy Halkevi. Dört arkadaş oturuyoruz böyle. Ondan sonra böyle oturuyorduk sohbet ediyoruz filan. Öğleden sonra 4 5 suları falan galiba.Sonra bir tane de köşede kafe var. Çay, kahve satılan bir yer aslında. Var ya oraya gideyim dedim. Kalktım gittim. İki dakika sonra bomba patladı. O üç arkadaşım parçalandı gördüm. Yani eğer bir şey beni git demese yani bir şey belki de bir arkadaşım çağırdı hatırlamıyorum şu anda. Şu anda ben yoktum ama benim gibi yok olan o kadar çok insan var ki o çocuklar yok” ifadelerini kullandı.

 

HABER:

NİSA ÖZTÜRK 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *