Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
22°
Ara
Damga Kültür Sanat Kitap olay ufkunun anahtarıdır

Kitap olay ufkunun anahtarıdır

İlk romanı Mühür ile edebiyat dünyasına adım atan Bahar Erkan, kitabını, yazarlık serüvenini ve romanının çıkış noktasını anlattı. Erkan, kadınların yaşadıkları zorluklara rağmen küllerinden yeniden doğabilecek güce sahip olduğunu vurgularken, “Kitap, olay ufkunun anahtarıdır. İyi bir kalem ve güçlü bir düşünce, okuru sayfaların içine çeker” dedi

Okunma Süresi: 4 dk

İlk romanı Mühür ile okurların karşısına çıkan Bahar Erkan, yazarlık yolculuğuna ilişkin merak edilenleri yanıtladı. Romanının ilham kaynağını, kitaplara bakışını ve kadınların yaşam mücadelesini anlatan Erkan, hayal gücü ile gerçek yaşamın iç içe geçtiği eserinde, umut ve yeniden ayağa kalkma mesajı vermeyi amaçladığını söyledi.

– İlk kitabınız yayımlandı. Artık bir yazarsınız. Neler hissediyorsunuz?

Teşekkür ederim. Ancak önce okurların sınavından geçmem gerekiyor. Bu dünyadaki yerimi onların ilgisi belirleyecek.

– Kitap sizin için ne ifade ediyor?

Kitap, olay ufkunun anahtarıdır.

– Bunu biraz açar mısınız?

Olay ufku, geri dönüşü olmayan alanın gizemli sınırıdır. Kalemi doğru kullandığınızda ise evrenin bütün sırlarına dokunabilirsiniz. Sürekli genişleyen evrenin ötesine geçebilir, karıncalarla buğday taşıyabilir, arılarla bal üretebilir ya da bir çiçek olup onların yaşamına katkı sağlayabilirsiniz. En önemlisi de bir insanın yüreğini görebilirsiniz. Bunların hepsini kitap sayfalarını çevirirken yaşayabilirsiniz. Hayal gücünün önüne geçebilecek bir güç tanımıyorum.

– Romanınızı yazarken gücünüzü hayal gücünüzden mi aldınız?

Hayal gücü kalemin navigasyonudur. Bazen sizi alır götürür. Burada önemli olan anlatmak istediğiniz temadır. Kimi zaman sözcüklerle anlatımı süslersiniz, kimi zaman sertleştirirsiniz. Benim romanım yaşanmış gerçek bir hikâyeden esinleniyor. Bu nedenle bazı bölümleri hayal gücümle, farklı kadınların yaşadığı aşk acıları ve kırgınlıklarından da beslenerek kaleme aldım.

– Romanın kahramanı Pınar'ın rüyaları da yaşadıkları kadar etkileyici. Bu tamamen hayal gücünün ürünü mü?

Hayır. İnsanlar hayatlarını anlattıkları gibi rüyalarını da anlatabilir. Sonuçta rüya görmek hayal kurmak değildir. Rüyalar da yaşanmışlığın farklı bir parçasıdır. Evet, Pınar'ın rüyaları zaman zaman gerçek hayatını tamamlıyor. Ben de bu gerçek hikâyeyi kendi yorumum ve hayal gücümle zenginleştirmiş olabilirim.

– Pınar karakteriyle nasıl tanıştınız?

Hayatın içinde birçok insanla karşılaşıyoruz. Bazen biri sizi derinden etkiliyor. Pınar'ı çok yakın bir dostum aracılığıyla tanıdım. Hikâyesini öğrendiğimde bunun sadece onu tanıyanların arasında kalmaması gerektiğini düşündüm. İlk kitabım olsa da bunu anlatmanın en doğru yolunun roman olduğuna karar verdim.

– Neden özellikle Pınar'ın hikâyesini anlatmayı seçtiniz?

Bu hikâye zihnimde yıllardır vardı. Birçok genç kadın benzer duyguları yaşıyor. Kimisi unutup yoluna devam ediyor, kimisi ise aşkın büyüsüne teslim oluyor. Pınar da sevdiği adamdan beklediği karşılığı göremeyince büyük bir yıkım yaşadı. Ancak zamanla ayağa kalkmanın, küllerinden yeniden doğmanın mümkün olduğunu gördü. Onun yeniden hayata tutunma azmi beni çok etkiledi. Yazmak istememin en önemli nedeni buydu.

– Romanı yazarken vermek istediğiniz temel mesaj neydi?

Kadınların, hayatın bittiğini düşündükleri anda aslında yeniden başlayabilecek güçte olduklarını göstermeyi amaçladım. İnsan düşebilir, incinebilir ama tükenmek zorunda değildir. Kadın, kendi içindeki enerjiyi fark ettiği sürece mutlaka ayağa kalkacak bir yol bulur. Pınar'ı bir erkek yıktı ama yeniden ayağa kaldıran kendi iradesi ve gücü oldu.

Aşkın büyüsünü yalnızca erkeğe yüklemek doğru değil. Kadın, ilişkinin bitmesini kendi değersizliği olarak görmemeli. Yaşananları bir deneyim olarak kabul edip yoluna devam edebilmeli. Pes etmeyen kadın, içindeki gücün farkındadır. Yenilir ama ezilmez. Düşer ama yeniden kalkar. Tıpkı Anka Kuşu gibi küllerinden yeniden doğabilir. Bütün kadınların bu gücü kendilerinde görmelerini istiyorum.

– Romanınızın adı neden Mühür?

Romanın kahramanı Pınar'ın hayatı, bir daha açılmamak üzere mühürlenmiş bir dosya gibiydi. Gücünü kaybetmiş, konuşamaz hâle gelmiş, aşk yüzünden adeta hayattan kopmuştu. Ortada ruhu mühürlenmiş bir beden vardı. Bu yüzden romanın adının Mühür olmasının en doğru tercih olduğunu düşündüm.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *