Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar
Klarnetin dilinden
Anadolu'nun sesi!
Klarnet sanatçısı Ali Emre Malçok, Anadolu'nun köklü müzik mirasını günümüz dinleyicisiyle buluşturan "Evvel Nefes" adlı mini albüm serisiyle dikkat çekiyor.
Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında peş peşe yayımlanan üç mini albümden oluşan proje, tamamı anonim türkülerden oluşmasıyla olduğu kadar, Türkiye'de klarnetle hazırlanan ilk enstrümantal türkü albümü serisi olma özelliğiyle de önemli bir çalışmaya imza atıyor. Serinin öne çıkan eserlerinden "Kırmızı Buğday", Ali Emre Malçok'un güçlü klarnet icrası sayesinde sözlere ihtiyaç duymadan dinleyiciye Anadolu'nun duygu dünyasını hissettiren etkileyici bir yorum olarak öne çıkıyor. Geleneksel ezginin özünü koruyan eser, modern kayıt kalitesi ve yalın enstrümantal yaklaşımıyla hem halk müziği tutkunlarının hem de enstrümantal müzik dinleyicilerinin beğenisini kazanıyor.
Türk müziği çok değerli
Seba Müzik Prodüksiyon ortaklığında hayata geçirilen proje, aranjör ve müzik yönetmeni Abdulbaki Aksakal imzasını taşıyor. "Evvel Nefes" serisinde yer alan Al Fadimem, Keklik Dağlarda Çağılar, Yeşil Ördek Gibi Daldım Göllere ve Kırmızı Buğday gibi anonim eserler, klarnetin kendine özgü tınısıyla yeniden yorumlanarak Türk halk müziğine farklı bir bakış açısı kazandırıyor.
Daha önce klarnet ağırlıklı çalışmalarda klasik Türk müziği ve arabesk repertuvarının öne çıktığı müzik dünyasında, anonim türkülerin tamamen enstrümantal olarak bir albüm serisine dönüştürülmesi, "Evvel Nefes"i özgün bir proje haline getiriyor. Ali Emre Malçok, bu çalışmasıyla yalnızca başarılı bir yorumcu kimliği sergilemekle kalmıyor; aynı zamanda Anadolu'nun kültürel mirasını yeni nesillere ulaştıran önemli bir müzikal köprü kuruyor. Özellikle "Kırmızı Buğday", duygusal atmosferi, güçlü melodik yapısı ve klarnetin etkileyici yorumuyla "Evvel Nefes" serisinin en dikkat çeken eserlerinden biri olarak öne çıkarken, Ali Emre Malçok'un geleneksel ezgilere getirdiği özgün yaklaşımı da gözler önüne seriyor.

Coşkun Kamaç'ın
medya serüveni
Elazığ basın ve spor camiasının duayen isimlerinden Coşkun Kamaç, 44 yılı aşan meslek hayatıyla yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda bir dönemin canlı tanığı olarak öne çıkıyor. Elazığ doğumlu olan Kamaç, Atatürk Üniversitesi Radyo-Televizyon Bölümü mezunu olup, eğitimini Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde sürdürmektedir
Gazeteciliğe 1982 yılında Turan Gazetesi’nde amatör futbol üzerine kaleme aldığı yazılarla adım atan Kamaç, kısa sürede spor basınında kendine sağlam bir yer edindi. Özellikle Elazığspor üzerine yaptığı köşe yazıları, yorumlar ve haberlerle dikkat çekti. 1994 yılı ise onun kariyerinde bir dönüm noktası oldu. Yerel radyo ve televizyonların yayın hayatına başlamasıyla birlikte, Elazığspor maçlarının ilk kez canlı yayınlandığı Radyo E ve Radyo Sport’ta yorumculuk yaptı. Aynı dönemde Kanal E televizyonunda spor koordinatörlüğü görevini üstlendi. Kamaç’ın ismi, yıllar içinde “Maraton” spor programıyla özdeşleşti. 1994’ten 2026’ya uzanan 32 yıllık kesintisiz yayın süreci, onun medya kariyerinde eşsiz bir istikrar örneği sundu. Kanal E ve daha sonra uydu üzerinden yayın yapan Kanal Fırat televizyonlarında spor koordinatörü olarak görev alan Kamaç, canlı maç yayınları ve maç önü-sonrası programlarla Elazığ’da sporun nabzını tutmaya devam etti. “Elazığ’ın ilk spor gazetesi” olarak bilinen Maraton’un kurucuları arasında yer alan Kamaç, aynı zamanda Nurhak Gazetesi’nde spor müdürlüğü yaptı. Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti bünyesinde başkan vekilliği görevinde bulunan deneyimli gazeteci, halen üst kurul delegesi olarak görevini sürdürmektedir.
Elazığspor hafızası
Türkiye Spor Yazarları Derneği genel merkez asil üyesi ve yönetim kurulu yedek üyesi olan Kamaç, aynı zamanda Elazığ temsilciliğini yürütmektedir. Meslek hayatı boyunca birçok gazetecinin yetişmesine katkı sunan Kamaç, bilgi birikimi ve tecrübesiyle “Elazığspor tarihinin hafızası” olarak anılmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan Coşkun Kamaç, bugün hâlâ Kanal Fırat ve Kanal E televizyonlarında spor koordinatörü olarak görevine devam ediyor. Güçlü iletişimi, vizyonu ve enerjisiyle mesleğine değer katmayı sürdürüyor.

Esra İzgi ile ilişkilerin dili
Modern çağda ilişkiler hızla değişirken, evlilik kurumu da bu dönüşümden nasibini alıyor. Sosyolog ve aile danışmanı Esra İzgi, tam da bu noktada çiftlere rehberlik eden önemli isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Ona göre evlilik yalnızca iki insanın bir araya gelmesi değil; aynı zamanda iki farklı geçmişin, iki farklı bakış açısının ve iki ayrı duygusal dünyanın buluşması
İzgi, evlilik öncesi danışmanlığın önemine özellikle dikkat çekiyor. Çiftlerin sorun yaşadıktan sonra değil, henüz yolun başındayken destek almalarının, ileride oluşabilecek krizleri büyük ölçüde önleyebileceğini vurguluyor. “Danışmanlık bir lüks değil, ihtiyaçtır” diyen İzgi, bilinçli başlayan ilişkilerin daha sağlam temeller üzerine kurulduğunu ifade ediyor. Günümüz ilişkilerindeki en büyük problemin ise değişen değerlerle birlikte zayıflayan bağlar olduğunu belirtiyor. Teknolojinin hayatı kolaylaştırırken, çiftler arasındaki iletişimi gölgede bırakabildiğine dikkat çeken İzgi’ye göre, birlikte geçirilen kaliteli zaman her şeyin anahtarı.
İletişim olmazsa olmaz
İletişim hataları da ilişkilerin kırılma noktalarından biri. Suçlayıcı dil, pasif agresif tavırlar ve yargılayarak dinleme gibi alışkanlıkların ilişkileri yıprattığını söyleyen İzgi, küçük ama etkili değişimlerin büyük farklar yaratabileceğini dile getiriyor. Ona göre en güçlü cümleler bazen en basit olanlar: “Teşekkür ederim, hayatımda olduğun için.” Öfke, kıskançlık ve güven gibi duyguların da ilişkilerde doğru okunması gerektiğini vurgulayan İzgi, özellikle öfkenin çoğu zaman bastırılmış duyguların bir yansıması olduğuna dikkat çekiyor. Kıskançlığın ise dozunda olduğunda doğal, ancak kontrolsüz olduğunda yıkıcı bir hale geldiğini ifade ediyor. Güvenin yeniden inşa edilebileceğini ancak bunun sabır ve emek istediğini belirten İzgi, en kritik noktayı şu sözlerle özetliyor: “Konuşmadan anlaşılmayı beklemek bir lükstür.” Esra İzgi’ye göre sağlıklı bir evliliğin sırrı; açık iletişim, karşılıklı anlayış ve birlikte büyümeye istekli olmaktan geçiyor. Çünkü evlilik, doğru kurulduğunda iki kişilik en güçlü yolculuklardan biri.

Sesiyle güven inşa eden kadın
Radyo dünyasında bazı sesler vardır; yalnızca duyulmaz, hissedilir… İşte o seslerden biri de Feyza Aktaş Kanarya. Dinleyicisiyle kurduğu doğal bağ, güçlü iletişim dili ve içten sunum tarzıyla TRT Radyo 1 ekranlarında değil ama frekanslarında adeta bir “yakınlık hissi” yaratıyor
Feyza Aktaş Kanarya, hafta içi her gün 13.17–13.50 saatleri arasında TRT Radyo 1’de yayınlanan Ailece programında dinleyicileriyle buluşuyor. Program, aile içi iletişimden çocuk gelişimine, toplumsal farkındalıktan bireysel iyi oluşa kadar geniş bir çerçevede samimi bir sohbet atmosferi sunuyor. Kanarya’nın yayıncılık anlayışında yalnızca bilgi aktarmak değil; dinleyiciyi sürece dahil etmek, günlük yaşamın içinden bir bağ kurmak ve ekranın soğukluğunu sese dönüştürmek var. Onun sunumunda radyo, bir iletişim aracı olmaktan çıkıp bir “paylaşım alanına” dönüşüyor. Programın yapım sürecinde Müge Tüzün Gerçek ve Ayhan Demiray ile birlikte çalışan Kanarya, ekip ruhunu merkeze alan yayıncılık yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Her bölüm, sadece hazırlanmış bir içerik değil; birlikte düşünülmüş, birlikte şekillenmiş bir yolculuk hissi taşıyor.
İnsanlara dokunabiliyor
Akademik temelini Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamlayan Feyza Aktaş Kanarya, bu birikimini yayıncılık pratiğine ustalıkla yansıtıyor. İnsan davranışını anlama becerisi, programın derinliğini artırırken; sunumundaki dingin ve güven veren ton, dinleyiciyi ekrana değil hayata yaklaştırıyor. Güçlü duruşu, kendine özgü yayın dili ve pozitif enerjisiyle Feyza Aktaş Kanarya, bugün sadece bir program sunucusu değil; aynı zamanda radyo aracılığıyla insanlara dokunan bir iletişim yüzü olarak öne çıkıyor.

İlham veren bir hikaye
İstanbul’da yaşayan 23 yaşındaki fitness antrenörü Salih Seven, genç yaşına rağmen spor dünyasında dikkat çeken bir başarı hikâyesine imza atıyor. Henüz 17 yaşındayken bu spora başladığı eğitmenlik yolculuğunda üç yılı geride bırakan Seven, bugüne kadar yaklaşık 200 öğrenciye birebir dokunarak onların hayatlarında kalıcı değişimler yaratmayı başardı
Resmi olarak Türkiye Vücut Geliştirme ve Fitness Federasyonu tarafından belgelendirilen Salih Seven, mesleğini profesyonel bir disiplinle icra ediyor. Fitness alanındaki teknik bilgisi, bireye özel programları ve sonuç odaklı yaklaşımıyla öğrencilerinin hem fiziksel hem de mental dönüşümlerine rehberlik ediyor. Seven’i meslektaşlarından ayıran en önemli özelliklerden biri ise çok yönlü bakış açısı ve kendine özgü çalışma tarzı. Her öğrencisinin ihtiyacını ayrı analiz eden genç antrenör, klasik programların ötesine geçerek kişiye özel çözümler üretiyor. Bu yaklaşım, onun kısa sürede geniş bir kitle tarafından tanınmasını sağladı.
Çok başarılı bir isim
Sadece antrenman programlarıyla değil, güçlü iletişimi ve pozitif enerjisiyle de dikkat çeken Salih Seven, danışanlarıyla kurduğu bağ sayesinde motivasyonu sürdürülebilir hale getiriyor. Karizmatik duruşu ve vizyoner yaklaşımı ise onu sosyal medyada da öne çıkaran unsurlar arasında yer alıyor.
Aktif olarak içerik ürettiği Instagram hesabı üzerinden takipçilerine antrenman, beslenme ve motivasyon konularında rehberlik eden Seven, dijital platformlarda da etkisini her geçen gün artırıyor. Genç yaşına rağmen elde ettiği başarılarla adından söz ettiren Salih Seven, disiplinli çalışmanın ve doğru rehberliğin hayatları nasıl değiştirebileceğinin güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki yıllarda adını daha geniş kitlelere duyurması ise hiç de sürpriz olmayacak gibi görünüyor.

Ekranların deneyimli yüzü
Türk televizyon ve radyo dünyasının deneyimli isimlerinden Yasin Erçağlayan, uzun soluklu kariyeri ve çok yönlü medya birikimiyle dikkat çekmeye devam ediyor
Ankara’da dünyaya gelen Erçağlayan, babasının asker olması nedeniyle çocukluk ve eğitim yıllarını Türkiye’nin farklı şehirlerinde geçirdi. Bu süreç, onun hem hayata bakış açısını hem de iletişim becerilerini zenginleştiren önemli bir deneyim oldu.
Gazeteciliğe olan ilgisi genç yaşlarda kendini gösteren Erçağlayan, bu ilgisini mesleki yeteneğiyle birleştirerek 1992 yılında Kanal 6 ve Interpress Medya Grubu’nda muhabir olarak sektöre adım attı. Sahada kazandığı tecrübeyi akademik eğitimle destekleyen başarılı isim, İletişim Fakültesi Radyo ve Televizyon Bölümü’nde eğitim alarak mesleki donanımını güçlendirdi. Kariyeri boyunca Türkiye’nin önde gelen medya kuruluşlarında görev alan Erçağlayan; İstanbul FM, TV8, BTV Avrupa, Power Group (Power FM, Power Türk, Power XL, PowerTürk TV), TGRT Haber, TVNet, 24 TV ve CNN Türk gibi önemli platformlarda editörlükten haber spikerliğine, moderatörlükten program sunuculuğuna kadar birçok farklı rolde izleyici karşısına çıktı. Aynı zamanda seslendirme (voice over) alanındaki çalışmalarıyla da medya dünyasında çok yönlü bir profil çizdi.
Medyada önemli biri
32 yılı geride bırakan deneyimli gazeteci, son olarak EKOL TV ekranlarında ana haber spikerliği ve siyasi tartışma programlarında moderatörlük yaparak izleyicilerle buluştu. Mesleki disiplininin yanı sıra güçlü iletişim becerileri, kendine özgü sunum tarzı ve ekran karizmasıyla öne çıkan Erçağlayan, medya sektöründe saygın bir yer edinmiş durumda. Yetenekleri, vizyonu ve üretkenliğiyle dikkat çeken Yasin Erçağlayan, Türk basın ve yayıncılık dünyasında iz bırakan isimler arasında yer almayı sürdürüyor.