Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
22°
Ara

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa?

YAYINLAMA:
Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa?

Kelimelerin Nöbeti Bitmez

Bazı şairler vardır; yalnızca şiir yazmazlar, bir dönemin vicdanını da dizelere emanet ederler. Ahmet Telli, işte o şairlerden biriydi. Onun ölümü yalnızca bir insanın aramızdan ayrılışı değil, Türkçenin en güçlü seslerinden birinin susuşudur.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, Ahmet Telli'nin şiirlerinde sadece aşkı ya da hüznü değil; memleketi, yalnızlığı, sürgünü, direnci ve umudu görüyoruz. Onun dizelerinde hayat, hiçbir zaman tek renk olmadı. Acının en koyu tonuna bile mutlaka bir umut ışığı iliştirirdi.

Belki de bu yüzden, Ahmet Telli denince milyonlarca insanın zihninde ilk beliren sözlerden biri şudur:

"Gidersen kim sular fesleğenleri?"

Bu yalnızca bir ayrılık cümlesi değildir. Geride kalanların omzuna yüklenen hayatın, eksikliğin ve hafızanın sorusudur. Telli'nin şiiri tam da böyleydi; herkes kendi hikâyesini bulurdu o dizelerde.

Toplumcu gerçekçi şiirin güçlü temsilcilerinden biri olarak anıldı. Fakat onu yalnızca siyasal kimliğiyle tarif etmek eksik kalır. Çünkü Ahmet Telli aynı zamanda büyük bir aşk şairiydi. Sevgiyi de öfkeyi de aynı incelikle yazmayı başaran ender isimlerdendi.

Şiirlerinde sık sık karşımıza çıkan direnme duygusu, hiçbir zaman kuru bir slogan olmadı. İnsan olmanın yükünü taşıyan, incinen ama umudunu yitirmeyen insanların sesi oldu. Belki de bu yüzden şu dizeleri hâlâ güncelliğini koruyor:

"Hangi duvar yıkılmaz, sorular doğruysa..."

Bu tek dize bile onun şiir anlayışını anlatmaya yeter. Çünkü Ahmet Telli, cevaplardan çok doğru soruların peşinde yürüyen bir şairdi.

Bugün arkasında onlarca kitap, yüzlerce şiir ve sayısız okur bırakıyor. Ancak asıl mirası raflarda duran kitaplar değil; gençlerin ezbere bildiği dizeler, âşıkların mektuplarında yer bulan cümleler ve umudunu kaybeden insanların yeniden dönüp okuduğu şiirlerdir.

Şairler gerçekten ölür mü?

Belki bedenleri toprağa karışır. Ama her okunan şiirde yeniden nefes alırlar.

Ahmet Telli de bundan sonra bir kitabın sararmış sayfasında, bir üniversite kantininde yüksek sesle okunan bir şiirde, yağmurlu bir akşamüstünde mırıldanılan birkaç dizede yaşamaya devam edecek.

Çünkü bazı insanlar yaşadıkları kadar yazdıklarıyla da ölümsüzdür.

Hoşça kal Ahmet Telli…

Şiirin artık biraz daha sessiz.

Ama bıraktığın kelimeler, bu ülkenin hafızasında uzun yıllar konuşmayı sürdürecek.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *