Sezai Sami politika yapıyor...
Son günlerde değerli dostum Sezai Sami’yi sanırım boşladım. Yine de karşılıklı konuşurken birilerine sitem etmeden durmadı. Neden durmasın ki. Birileri yaşamın herhangi bir yerinde durmadan yaşamdan şikâyet ediyorsa yaşamaya hakkı olup olmadığı sorgulanmalı. Yaşam dahası doğa düz bir çizgi üstünde değil. Hele yaşamımızı idame ettiğimiz bu yer küresinde ve günümüz toplumsal sürecinde bulunmak ve onurla ayakta durmak zor olsa gerek. İşte bu nedenle değerli dostumuzun anlattıklarını durumum kifayet ettiği oranda aktarmaya çalışacağım.
“Dünden bugüne yaşananları özetlemek gerekirse ayakta durmak için bildiğimiz tek şey çalmadan, çırpmadan, yalan söylemeden, hakaret etmeden, çirkeflik yapmadan, bildiklerimizi anlatmak ve çalışmak. Yine de birileri gözlerimizin içine bakarak her türlü melaneti yapmakta. İktidar yani saray kurulu sistemin üçlüsü ile birlikte devleti yönetirken hep gözden kaçan bir gücü görmüyoruz. Bu güç her zaman iktidarın payandası olarak varlığını sürdürmekte. Görünürde iktidarın karşıtı ya da muhalifi olarak bilinir aslında önemli bir misyonu vardır gizli kalmışı açık etmek açık olanı da bertaraf etmektir.
Toplumsal yaşamın özellikle emek sermaye çelişkisinin başat olduğu kapitalist emperyalist döneminin iktidar ve muhalefet yapılarına bakmak yeterli olur. Mevcut tüm yapılar istisnalar hariç “al gülüm ver gülüm” anlayışı içinde yaşamlarını sürdürmekte. Kapitalist emperyalizmin 20. yüzyılın başından bugüne bunalımlar ve savaşlar yaşadı. Her bunalım savaşı getirmese de kurulu sistemin pazar ve ucuz emek sorunu hala devam etmekte. Bu kısır döngü içinde onlar küpünü doldurmaya devam etmekte.
Kurulu sistem egemenliğinin devamı için günümüzde toplumsal muhalefetin özellikle emek eksenli güçleri bölüp parçalaması zor değil. Hani çocukları kandırır ve sus payı verirler ya işte ondan. “Birilerine” bir “bilenlere” gazete, dergi ve diğer yayın çıkarmalarına göz yumma. Hatta okul ve vakıf açmalarına da izin verir. İktidarın şirin muhalifi, akıllı muhalifi, eli kalem tutan muhalifi olarak icraata başlar.
Son 30/40 yıllık özellikle bu iktidar döneminde kimler nasıl muhalefet etmekte? Toplumsal yaşam terazinin hangi kefesi için kimler çalıştı görelim. 12 Eylülcülere methiyeler dizen kimlerdi? Adı konmamış bir savaşta savunma ve saldırı malzemelerinin yapımı ve satışından kimler sebeplendi? Kamu kuruluşlarının devlete yük olduğunu ve özelleştirme yapılmasını kim söyledi kimler çıkar sağladı?
12 Eylülcüler yargılanacak deyip onların yasalarına dört elle kim sarıldı? Tekrarlamış olacağım “yetmez ama evet” diyen kimlerdi? Örgütlerini fes edip ülkeye gelen Taksim de kafeterya açıp “yetmezcilerin” önünde giden kimlerdi? Kimini iktidar partisine kimini “zaman” gazetesine görevlendiren kimlerdi? Avukatı kimdi şimdi kimin hukuk danışmanı? İktidarın “akil insanı” kim? 12 Eylülcüler yargılandı mı?
Aile, kadın, çocuk, emekli yılı denildi hangisi oldu? Her kente üniversite denildi eğitim öğretim var mı, mezunlar iş bulabiliyor mu? Çalışan ve emekliler açlık sınırının üzerine vaatler dışında ne zaman çıkacak? Özgürlükler ve örgütlenme kâğıt üzerinden ne zaman yaşama geçer? Mevcut yasalar ne zaman işleyecek? Muhalefet bunlar ile ilgi ne yaptı?
Eskiye gitmeye arşivleri karıştırmaya gerek yok. Orta Doğu özelinde Filistinlilerin yaşadığı bölgeye bomba yağdıran devlet ve askeri paktlara neden tavır almamakta? İran’a saldırılar bitmedi, çocuklar okuldayken enkaz altında ölmelerini kim emretti? Bölgede mezhep kavgasını kim körüklemekte?
Toplumsal yaşam kesin hatlarıyla iki kefeye ayrılmış durumda birinde sermaye diğerinde emek güçleri. Sermaye kefesi çıkarları gereği birbirlerine destek olurken emek kefesini bölmek için binbir bahane bulmakta. Değerler, mezhep ve ulus başta olmak üzere bölüp parçalayan kim? İktidarın yönetemez, yönetilenlerin birlik koşullarının olduğunda kim onları bölüp parçalamakta?
İktidarın kıdemli muhalefet partileri ve öbekleri iktidar olmayı neden istememekte? Bunun için neden bir çaba sarf edilmiyor?
İktidarın icazetiyle muhalefet yapan “tatlı su balıkları” olarak varlıklarını sürdürmekte. Meslek odaları, barolar ve sendikalar en azından üyelerinin ekonomik ve demokratik hakları için ne yapıyor? Muhalefet ve mevcut emek eksenli muhalefet güçleri “politika” yapıyor ama nasıl?
Genci yaşlısı, çalışanı emeklisi, kadını erkeğiyle demokrasi ve insan hakları mücadelesi vermek onurlu bir duruş, politik bir kararlılıktır. Oysa birileri “politika yapıyorum” diyerek bu temel hak ve özgürlüklerden kaçmakta.
Ne demiştik “iktidarın iki dudağı arasında icazetli tatlı su balıklarından muhalefet olur mu?”
Daha fazlasını söyledi fakat koşullarım kısıtlı. Sonuç olarak birileri “politika” yapıyormuş bu nedenle “insan haklar ve demokrasi” talepleri yerine iktidarın yancısı olarak arz-ı endam ediyor der, Sezai Sami.