Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
20°
Ara

Cengiz Aytmatov'u hatırlarken

YAYINLAMA:
Cengiz Aytmatov'u hatırlarken

Dün biraz hüzünlü bir gündü. Çünkü Türk dünyasının yetiştirdiği en büyük kalemlerden biri olan Cengiz Aytmatov'un aramızdan ayrılışının yıl dönümüydü. 10 Haziran 2008'de hayata veda eden Aytmatov, aslında sadece Kırgızistan'ın değil, bütün Türk dünyasının ortak değeri olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor. Eserleri onlarca dile çevrildi, milyonlarca okura ulaştı ve dünya edebiyatının en önemli isimleri arasında yer aldı.

Benim için Aytmatov'u özel yapan şey sadece iyi bir romancı olması değil. Onun kitaplarını okurken insan kendisini bir hikâyenin içinde değil, hayatın tam ortasında hissediyor.

Sanki bozkırların rüzgârı yüzünüze vuruyor. Sanki Kırgız dağlarının eteklerinde yürüyorsunuz. Sanki anlattığı insanların acıları da sevinçleri de sizin oluyor. Bugün bir kitapçıya girseniz, aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ en çok okunan yazarlar arasında Aytmatov'u görürsünüz.

Çünkü onun anlattığı meseleler zamansızdır. Sevgi. Vicdan. Sadakat. Aile. Toprak. İnsan olmak... Bunlar dün de önemliydi, bugün de önemli. Yarın da önemli olacak.

 

Kimimiz onu Selvi Boylum Al Yazmalım ile tanıdık.
Kimimiz Cemile ile.
Kimimiz ise Gün Olur Asra Bedel ile.
Ama hangi kitabını okursanız okuyun, satırların arasında mutlaka kendinizden bir şey bulursunuz.
Mesela yıllardır hafızalara kazınan şu cümle...

 

"Sevgi emektir."

 

Belki de Türk edebiyatı ve sinema tarihinin en çok hatırlanan sözlerinden biridir. Çünkü hayatın en yalın gerçeğini anlatır. Sevgi sadece hissetmek değil, emek vermektir. Sahip çıkmaktır.Fedakârlık yapabilmektir. Aytmatov'un eserlerinde beni en çok etkileyen şeylerden biri de Türk dünyasının hafızasını yaşatmasıdır.

O, sadece roman yazmadı. Bir milletin kültürünü, destanlarını, geleneklerini ve yaşadığı acıları da gelecek nesillere taşıdı. Kırgız bozkırlarında geçen hikâyeleri anlatırken aslında bütün Türk coğrafyasının ortak duygularını kaleme aldı. Bu yüzden Türkiye'de bir okur onun eserlerinde kendini bulabildiği gibi Kazakistan'da, Azerbaycan'da ya da Özbekistan'da yaşayan bir okur da aynı duyguları hissedebiliyor. Aytmatov'un büyüklüğü biraz da burada yatıyor. Yerel olanı anlatırken evrensel olabilmek. Bugün dünyanın dört bir yanında insanlar teknolojiyle, hızla ve yalnızlıkla mücadele ediyor. Her şey değişiyor. Ama Aytmatov'un kitaplarını açtığınızda değişmeyen bazı değerlerle karşılaşıyorsunuz. Vicdanla. Merhametle. İnsanlıkla. Belki de bu yüzden eserleri yıllar geçse de eskimiyor.

Çünkü insan değişse bile insan ruhunun ihtiyaçları değişmiyor. Bir söz vardır: "İnsan yaşadığı yere benzer." Ben buna bir ekleme yapmak istiyorum. İnsan okuduğu yazarlara da benzer. Eğer Cengiz Aytmatov okuyorsanız; doğaya daha dikkatli bakarsınız, insanlara biraz daha anlayışla yaklaşmaya çalışırsınız, geçmişin değerini daha iyi anlarsınız. Belki de bu yüzden onun kitapları yalnızca okunmaz. Yaşanır. Bugün ölüm yıl dönümünde Cengiz Aytmatov'u saygıyla anıyorum.

Aramızdan ayrılalı yıllar oldu. Ama bazı insanlar vardır ki bedenleri toprağa karışsa da fikirleri yaşamaya devam eder. Aytmatov da onlardan biri. Bozkırların o büyük bilgesi, kalemiyle hâlâ milyonlarca insanın yüreğine dokunuyor. Ve galiba gerçek yazar olmak da tam olarak budur. Bir gün ölmek ama yazdıklarınla yaşamaya devam etmek.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *