Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı az bulutlu
20°
Ara

Mutlak butlan kayyumu üzerinden Aleviliği düzen kavgasına mal etmek

YAYINLAMA:
Mutlak butlan kayyumu üzerinden Aleviliği düzen kavgasına mal etmek

Bir kişinin doğduğu inanç kimliği ile yaptığı siyaset, aldığı politik kararlar ve kişisel tutumları aynı şey değildir. Bu ayrım, laikliğin de Aleviliğin de temelidir.  Bugünlerde “Kılıçdaroğlu Alevilerin yüz karasıdır. Dünün Pirosu bu günün hain Kemal”i sert eleştiri dolaşıma sokuluyor. Eleştiri gibi görünse de bu cümle, Aleviliği bir kişinin siyasi pratiğine indirgemektir. Kişi çark eder, ilke çark etmez. Kişi pazarlık yapar, rızalık pazarlık yapmaz. Kılıçdaroğlu’nun siyaseti, yöntemleri, hataları tartışılır. Ama bu tartışma, Alevilik üzerinden yapılamaz.
 

Çünkü Alevilik sadece doğulan bir kimlik değildir. Alevilik “rıza şehri”dir. Ekonomik teolojisi paylaşma, bölüşme, kul hakkı yememe, haram lokma yememe, hakikat üzerine kuruludur. Hak yolunda “eline, beline, diline sahip ol” denir.  
 

Bugün ise Aleviler, tam da “Rıza Şehri” nin zıttı olan kapitalist ekonomik sömürü ve altta kalanın canı çıksın ahlaki çözülme içinde yaşıyorlar. Fabrikada güvencesiz çalışan, asgari ücrete mahkûm edilen, kirasını ödeyemeyen Alevi emekçi, “haram lokma” kavramını her gün cebinde hissediyor. 
Buradaki metafor açıktır: Sistemin erozyonu, Alevileri de eritiyor. Kapitalizmin değirmeninde asimilasyon süreçleri kaçınılmazdır. Dilinden, kültüründen, yol erkânından uzaklaşan Alevilerinde, inanç değerlerinden uzaklaşması kaçınılmazdır. Çünkü sistem, farklılığı ya yutar, satar ya da katleder. Bugün dini inançlar siyasetin malzemesi haline getirilerek toplumlar nasıl manipüle ediliyorsa, Aleviliğin de aynı akıbete uğramasının önünde güçlü bir demokratik damar, laik yaşam ve rızalık kültürü var ise de üretim ilişkilerinde bozulma “yoldan düşkün” olmayı hızlandırmaktadır.
Nasıl mı? Laiklik karşıtlığı üzerinden siyasi İslam kimlik üzerinden olağanlaşıp, “bizden-sizden” ayrımı büyütülüyorken, aynı mekanizma Alevilik üzerinden çalışıyor. “Kılıçdaroğlu Alevi ise Aleviler böyledir” denilerek milyonlarca emekçi Alevi yurttaş töhmet altına bırakılıyor. “Aleviler ’den de böyleleri çıkıyormuş” önyargısı yeniden üretiliyor.
 

İşte tuzak tam burada emekçi Alevi kitleleri vuruyor. 
 

Düzen partileri kendi taht kavgalarını yaparken Aleviliği de malzeme yapıyor. AKP-MHP’de siyaset yapan Alevi- Sünni varsa, CHP’de  Alevi ve Sünniler de var. Sermaye için fark etmez. Sünni olsun, Alevi olsun… Hepsi aynı kazanın etrafında oturur. Kazanan hep sermayedir. Kaybeden hep emekçilerdir. 
 

Kapitalist devletin parçası olmuş birilerinden Alevilik aramak zorlamadır. Laik bir düzende insanlar dini mezhebi üzerinden değil, eylemi üzerinden yargılanır. Kılıçdaroğlu da Alevilik adına siyaset yapmamıştır. O, düzen siyasetinin politikacısıdır. O yüzden Kılıçdaroğlu’nun ve çeperindekilerin çarkı, Aleviliğin çarkı değildir. Ama sistem kimlik üzerinden asırlardır ötekileştirdiği farklılıkları zan altında bırakarak karalama kampanyasında fırsat bulmuş, butlancılar da buna ortam hazırlamışlardır.
 

Tarih bunu yazdı: Pir Sultanlar vardı, ama padişah eteğine biat etmiş Pir’ini idam sehpasına gönderen Hızır Paşa da vardı. Biri rıza şehri yolcusu, öbürü iktidar taşıyıcısı oldu. Bugün de böyledir. Aleviliği düzen kavgasına malzeme etmek, Hızır Paşalık yapmaktır.
 

Emekçi Alevi kitlelerin görevi Kılıçdaroğlu’nu savunmak ya da yermek değildir. Görevi, “Rıza Şehri” ni kapitalist erozyondan korumaktır. İnancı kirli siyasetin pazarından çekip almaktır. Çünkü asimilasyonun ilacı, rızalığın; demokratik halk iktidarının inşası, adaletin ilacı, emeğin iktidarıdır. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *