Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar
Ebru ile desenlere yolculuk
Edebiyat ile zanaatin kesiştiği noktada kendine özgü bir dünya kuran Ebru Say, hem yazın alanındaki üretimi hem de tasarım markasıyla dikkat çeken isimler arasında yer alıyor. Ankara doğumlu olan Say, küçük yaşlardan itibaren kelimelerin gücüne inanarak çıktığı yolculuğunu bugün çok katmanlı bir üretim alanına dönüştürmüş durumda
Uzun yıllardır nitelikli okuma ve yazma üzerine çalışmalarını sürdüren Say, Türkiye genelinde faaliyet gösteren Kitap Ağacı okuma platformunun kurucuları arasında bulunuyor. Bu yapı bünyesinde düzenlediği etkinliklerle edebiyatın yaygınlaşmasına katkı sunmaya devam ediyor. Yazın alanındaki üretimleriyle de adından söz ettiren Say’ın öyküleri iki farklı seçki kitabında yer aldı. 2024 yılında Oğuz Atay adına düzenlenen öykü ödülleri kapsamında “Okuyamadığımız her kitap için yavaşça acele ederdik” adlı eseriyle seçkide yer alırken, 2025 yılında Eğitim Sen tarafından düzenlenen yarışmada “Hindistan cevizi kokusu büyük devrimdir” adlı öyküsüyle Türkçe alanında birincilik ödülüne layık görüldü. Ancak Ebru Say’ın üretimi yalnızca edebiyatla sınırlı değil. Uzun zamandır hayalini kurduğu bir projeyi gerçeğe dönüştürerek kurduğu Mai Design markası, onun sanatsal dünyasının farklı bir yansıması olarak öne çıkıyor. Geleneksel çini ve seramik sanatından ilham alan bu marka, modern yaşamla zanaati buluşturmayı amaçlıyor. İsmini oğlundan alan Mai Design’da mavi tonlarının ağırlıkta olması ise bu kişisel bağın estetik bir yansıması olarak dikkat çekiyor.
Her tasarım obje değil
Say için her tasarım, yalnızca bir obje değil; aynı zamanda bir hikâye taşıyıcısı. Edebiyatla olan güçlü bağı, ürettiği her parçaya anlatı derinliği kazandırıyor. Bu yaklaşım, Mai Design’ı sıradan bir tasarım markasının ötesine taşıyarak duygu ve anlam odaklı bir deneyime dönüştürüyor. Zaman zaman bu parçaların hikâyelerini de paylaşan Say, izleyicisini yalnızca görsel değil, duygusal bir yolculuğa davet ediyor.
Sanatın disiplinleri vardır
Yetenekleri, kendine özgü çalışma tarzı, özgün projeleri ve çok yönlü birikimiyle öne çıkan Ebru Say; güçlü iletişimi, vizyonu ve pozitif enerjisiyle de bulunduğu her alanda iz bırakıyor. Yazın yolculuğunu kendi kitaplarını yayımlama hedefiyle sürdüren Say, aynı zamanda sanatın farklı disiplinlerini bir araya getirerek üretmeye devam ediyor. Ebru Say’ın hikâyesi, kelimelerle başlayan ve desenlerle genişleyen bir yolculuk… Ve bu yolculuk, hem okuyanlara hem de dokunanlara ilham vermeyi sürdürüyor.
Emine Köksal'ın başarısı
Sanat yolculuğu kimi zaman erken başlar ama gerçek anlamını bulması zaman alır. Emine Köksal’ın hikâyesi de bu sürecin dikkat çekici bir örneği. Henüz beş yaşındayken duvarlara taşan çizgileriyle kendini gösteren yeteneği, ilkokulda öğretmeninin fark etmesiyle görünür hale geldi
Mezuniyet sonrası bir süre resimden uzak kalan sanatçı, bu kopuşun içsel bir eksiklik yarattığını fark ederek yaklaşık iki yıl önce yeniden üretime yöneldi. Bu dönüş, onun için yalnızca bir başlangıç değil; aynı zamanda kendini yeniden inşa ettiği güçlü bir süreç oldu. Bu süreçte disiplinli çalışma pratiğiyle üretimini derinleştiren sanatçı, her yeni eserinde kendi sınırlarını yeniden keşfetmeye devam ediyor. Çalışmalarında tek bir üsluba bağlı kalmayan Köksal, ağırlıklı olarak realist bir dil kullanırken soyut ve dokusal arayışlara da yer veriyor. Figüratif anlatımın yanı sıra hayvan figürlerine odaklandığı üretimleri, sanatının önemli bir parçasını oluşturuyor.
Emeksiz imge olmaz
Sanatçının üretim pratiğinin merkezinde yer alan “Dominion Series”, eserlerine yüklediği anlamı da ortaya koyuyor. Köksal, her tuvali kendi dünyasının sınırlarını çizdiği bir “egemenlik alanı” olarak tanımlıyor. Bu seride tuvaller, kaosun içinden asalet ve kontrolün yeniden kurulduğu birer krallığa dönüşüyor. Seri dışındaki çalışmaları da aynı şekilde sanatçının zihinsel ve duygusal yansımalarını taşıyor. Eserlerinde asalet, güç ve içsel sarsılmazlık temalarına odaklanan sanatçı, özellikle vahşi hayvan figürleriyle dikkat çekiyor. Bu figürler, ham gücün zarafetle ve disiplinle birleştiği noktayı temsil ediyor. Aslan burcu olan Köksal için aslan figürü ise yalnızca bir imge değil; emek, direnç ve varoluşunun güçlü bir sembolü olarak öne çıkıyor.
Güç ve denge bir arada
Soyut eserlerinde ise güç, denge ve kaos içindeki düzeni renk katmanları ve dokularla aktaran sanatçı, izleyiciye doğrudan bir hakimiyet hissi sunmayı amaçlıyor. Katmanlı yüzeyler ve yoğun boya kullanımı, eserlerinde hem fiziksel hem de duygusal bir derinlik yaratıyor.
Bir kolejde resim öğretmeni olarak görev yapan Köksal, üretimlerini aktif biçimde sürdürürken; çok yönlü birikimi, özgün tarzı, güçlü iletişimi ve pozitif enerjisiyle dikkat çekiyor. Önümüzdeki süreçte karma ve kişisel sergilerle daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen sanatçının eserlerine “eminekoksalstudio” sayfasından ulaşılabiliyor.
Feyza'nın yükselişi
Trabzon doğumlu sanatçı Feyza Çakıroğlu, klasik sanat disiplinini çağdaş estetik anlayışla harmanlayan üretimleriyle dikkat çekiyor. Sanat yolculuğunu usta ressam Orhan Albaş atölyesinde aldığı disiplinle şekillendiren Çakıroğlu, teknik ustalığı ile duygusal derinliği aynı potada eriterek özgün bir ifade dili oluşturuyor
Sanatçının çok yönlü akademik geçmişi, üretimlerine doğrudan yansıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde moda tasarımı, Atatürk Üniversitesi’nde adalet eğitimi alan ve halen radyo-televizyon programcılığı eğitimine devam eden Çakıroğlu, disiplinlerarası bakış açısıyla sanatını besliyor. Bu birikim, onun yalnızca teknik değil, aynı zamanda düşünsel anlamda da güçlü eserler üretmesini sağlıyor. Çalışmalarında ağırlıklı olarak hiperrealist karakalem portreler, yağlı boya ve akrilik tekniklerini kullanan sanatçı, insan ruhunun derinliklerine inmeyi hedefliyor. Eserlerinde özellikle aşk, tutku ve duygusal çatışmalar ön plana çıkarken, izleyiciyi içsel bir yolculuğa davet eden güçlü anlatımlar dikkat çekiyor. Nisan 2026’da gerçekleşen Aşkın Bedeli Karma Görsel Sanatlar Sergisi’nde yer alan çalışmaları, aşkın farklı yüzlerini sorgulayan etkileyici bir perspektif sundu.
Tuvallerde sınırı yok
Feyza Çakıroğlu yalnızca tuvalle sınırlı kalmayan bir sanatçı. Kendini aynı zamanda bir 3D duvar çizim sanatçısı olarak tanımlayan Çakıroğlu, iç ve dış mekânlarda gerçekleştirdiği uygulamalarla sanatı yaşam alanlarının bir parçası haline getiriyor. Mekânlara derinlik ve karakter kazandıran bu çalışmalar, izleyiciyle doğrudan temas kuran çağdaş bir sanat yaklaşımını temsil ediyor.
Sanatçının üretim yolculuğunda yer aldığı Spektrum Karma Sanat Sergisi ve diğer karma sergiler, onun sanat dünyasındaki yükselişinin önemli durakları arasında gösteriliyor.
Sanatçının eserleri, Kibele Kültür Sanat Dergisi’nde şiirle bütünleşen bir anlatım diliyle yayımlanmış; sanatsal üretimleri, şiirle birlikte okurla buluşarak farklı disiplinleri bir araya getiren özgün bir ifade alanı oluşturmuştur.
Bedensel dengesi var
Ayrıca sanat pratiğini yalnızca teknik üretimle sınırlamayan Çakıroğlu, bütünsel yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Sanatsal üretim sürecini besleyen sabır ve odaklanmayı, yoga pratikleriyle destekleyerek üretiminde zihinsel ve bedensel dengeyi ön planda tutuyor. Yetenekleri, kendine özgü çalışma tarzı, özgün projeleri ve çok yönlü birikimiyle öne çıkan Feyza Çakıroğlu; güçlü iletişimi, pozitif enerjisi ve dikkat çeken ışıltısıyla sanat dünyasında kendine sağlam bir yer edinmeye devam ediyor. Sanatçının vizyonu, sadece eser üretmekle sınırlı kalmayıp, sanatı daha geniş kitlelerle buluşturmak ve yaşamın her alanına taşımak üzerine kurulu. Bu yaklaşım, onu çağdaş sanat sahnesinde farklı ve etkileyici bir konuma yerleştiriyor.
Direksiyonda güvenin adı!
İstanbul trafiğinde direksiyon başına geçen her yeni sürücü için güven, sabır ve doğru rehberlik büyük önem taşıyor. Bu noktada adından söz ettiren isimlerden biri de direksiyon eğitmeni Gülcan Koşar. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olan Koşar, Eskişehir’de doğup büyüdü. Ailesi hâlâ küçük bir köyde yaşamını sürdürürken, o kendi yolunu büyük şehirde çizmeyi başardı
Mesleğe başlama hikâyesi ise oldukça dikkat çekici. Direksiyon eğitmenliği kariyerine tesadüf eseri adım atan Koşar, kısa sürede bu alanın kendisi için bir tutkuya dönüştüğünü fark etti. Eğitmeyi ve öğretmeyi sevmesi, onu mesleğinde farklı bir noktaya taşıdı. Özellikle toplumda “asla araba kullanamaz” önyargısıyla karşılaşan kadınları direksiyon başına geçirmek, onun için sadece bir başarı değil, aynı zamanda büyük bir gurur kaynağı oldu. Ataşehir’de faaliyet gösteren Sür Oto Yol Sürücü Kursu bünyesinde görev yapan Direksiyon Dersleri Eğitmeni Gülcan Koşar, klasik eğitim anlayışının dışına çıkarak öğrencileriyle birebir, gerçek trafik koşullarında deneyim kazandırmaya odaklanıyor. Bu yaklaşım, öğrencilerinin kısa sürede özgüven kazanmasını sağlarken, Koşar’ın başarısının da temelini oluşturuyor. Sosyal medyayı da aktif şekilde kullanan Koşar, özellikle Instagram üzerinden öğrencileriyle yaşadığı gerçek anları paylaşarak geniş bir kitleye ulaşıyor. Bu paylaşımlar, hem eğitimin samimi yönünü ortaya koyuyor hem de sürücü adaylarına ilham veriyor. Yetenekleri, kendine özgü çalışma tarzı ve geliştirdiği özgün projelerle dikkat çeken Koşar; çok yönlü birikimi, vizyonu ve güçlü iletişimiyle öğrencileriyle özel bir bağ kuruyor. Pozitif enerjisi, ışıltısı ve sahadaki kararlılığı ise onu meslektaşlarından ayıran en önemli özellikler arasında yer alıyor. 35 yaşındaki başarılı eğitmen, bugün yalnızca direksiyon öğretmiyor; aynı zamanda insanların korkularını yenmelerine, özgüven kazanmalarına ve kendi sınırlarını aşmalarına da rehberlik ediyor. Gülcan Koşar’ın hikâyesi, azim ve inancın birleştiğinde nasıl güçlü bir etki yaratabileceğinin somut bir örneği olarak öne çıkıyor.
Günün ışığında bir ekran yüzü
Yaprak Hırka Yıldız, TGRT Haber ekranlarında hem haber sunumundaki istikrarı hem de programcılık alanındaki çok yönlü performansıyla dikkat çeken isimlerden biri olarak izleyiciyle buluşuyor
İngiliz Dili ve Edebiyatı (filoloji) eğitiminin kazandırdığı dil hâkimiyetini habercilik disipliniyle birleştiren Yıldız, akıcı sunumu, net anlatımı ve güçlü ekran enerjisiyle haber kuşaklarında güven veren bir ekran yüzü olarak öne çıkıyor. Uzun yıllara dayanan mesleki birikimini, her yayında aynı titizlik ve profesyonellikle ekranlara yansıtıyor. Hafta içi her gün saat 10:00’da TGRT Haber ekranlarında, deneyimli gazeteci Pınar Ergüner ile birlikte sunduğu “Haberin İçinden” programında günün öne çıkan gelişmelerini izleyiciyle buluşturuyor. Gündemin sıcak başlıklarının ele alındığı program, haber akışını sade, anlaşılır ve güvenilir bir dille ekranlara taşıyor. Yıldız ayrıca hafta içi saat 11:15’te yayınlanan “Gündem Ekonomi” programında ekonomi dünyasındaki gelişmeleri değerlendiriyor. Piyasalardaki hareketlilikten finansal göstergelere kadar geniş bir yelpazeyi izleyiciye anlaşılır bir dille aktaran program, ekonomi gündeminin nabzını tutuyor.