Yasak tamam da nasıl uygulanacak?
15 yaş altına sosyal medya yasağı getirildi. Meclis’ten geçen düzenlemeye göre sosyal ağ sağlayıcılar 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak, bunun için yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almak zorunda olacak. 15 yaşını doldurmuş çocuklar için de yetişkinlerden ayrı, çocuklara özgü ayrıştırılmış bir hizmet modeli öngörülüyor.
Kâğıt üstünde bakınca tablo net gibi duruyor. Ama asıl mesele şimdi başlıyor. Çünkü iş artık “yasak geldi mi” sorusundan çıktı, “nasıl uygulanacak” sorusuna döndü. Kanun metni yaş doğrulamadan söz ediyor ama bunun hangi teknik yöntemle yapılacağını açık açık yazmıyor. Kimlik kartıyla mı olacak, e-Devlet üzerinden mi işleyecek, GSM doğrulaması mı kullanılacak, yoksa başka bir model mi kurulacak, bu taraf hâlâ net değil.
Buradaki en kritik boşluk da tam bu. Çünkü yöntem belirsizse, yasa sadece başlık üretir ama uygulamada tartışma doğurur. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın daha önce yaptığı açıklamada da “sadece beyana dayalı olmayan” yaş doğrulama mekanizmalarının önemli olduğu vurgulandı. Yani devletin niyeti belli ama sistemin teknik omurgası henüz kamuoyuna bütün açıklığıyla anlatılmış değil.
Bir başka önemli nokta da şu: Bu düzenleme yayımlandığı gün tam kapasite yürürlüğe girmeyecek. TBMM’ye sunulan metne göre sosyal ağ ve oyun platformlarına ilişkin 22, 23 ve 24. maddeler yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girecek. Yani önümüzde bir geçiş süreci var. O halde sormak gerekiyor: Bu 6 ayda kim ne hazırlayacak, hangi platform ne kuracak, denetim hangi ölçüye göre yapılacak? TBMM teklif metni, madde 28...
Düzenleme ebeveyn kontrol araçlarını da zorunlu kılıyor. Hesap ayarlarının kontrol edilmesi, satın alma ve ücretli üyelik gibi işlemlerin ebeveyn iznine bağlanması, kullanım süresinin izlenmesi ve sınırlandırılması metinde açıkça yer alıyor. Bu doğru bir adım. Ama bu araçların gerçekten kolay kullanılır olup olmayacağı, varsayılan olarak açık mı geleceği, anne babanın önüne sade ve anlaşılır bir biçimde mi çıkacağı da en az yasa kadar önemli.
Yaptırım tarafında ise devlet sert bir çerçeve çiziyor. TBMM teklif gerekçesine göre bazı kritik yükümlülüklerin ihlalinde ilgili sosyal ağ sağlayıcıya bir önceki takvim yılındaki küresel cirosunun yüzde 3’üne kadar idari para cezası verilebilecek. Ayrıca yükümlülük yerine getirilmezse reklam yasağı ve ardından bant daraltma süreci devreye girecek; TBMM’nin resmi haberine göre bu oran önce yüzde 50, sonra yüzde 90’a kadar çıkabilecek.
Oyun platformları için tablo biraz daha açık. TBMM metninde, oyun sağlayıcı ve dağıtıcıların yükümlülükleriyle yaş kriterlerine göre derecelendirmeye ilişkin usul ve esasların BTK tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği yazıyor. Yani oyun tarafında “nasıl uygulanacak” sorusunun cevabı en azından kısmen ikincil düzenlemeye bırakılmış durumda. Sosyal medya tarafında da benzer açıklığın kısa sürede ortaya konması gerekiyor.
Sonuç şu: Çocukları dijital dünyanın risklerinden koruma iradesi doğru olabilir. Buna kimse kolay kolay itiraz etmez. Ama iyi niyet tek başına yetmez. Yasa çıktı diye mesele bitmiyor; asıl mesele şimdi başlıyor. Çünkü bu düzenleme ya çocuk için gerçekten güvenli bir dijital alan kuracak ya da birkaç sert manşetten sonra uygulamada dağılıp gidecek. Sorulması gereken soru hâlâ ortada duruyor: Çocuğu kim, nasıl, hangi veriyle ve hangi denetim sistemiyle koruyacak?