Dışarıda diplomasi, Avcılar’da can pazarı
Antalya Diplomasi Forumu’nda verilen fotoğraf güçlüydü. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, forumun “dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine” dönüştüğünü söyledi. Yine aynı forumda Anadolu Ajansı standını ziyaret ederken AA için “dünyaya açılan kapımız” ifadesini kullandı. Dışarıya verilen mesaj açık: Türkiye masada, görüşüyor, konuşuyor, ağırlık koyuyor.
Ama içeride vatandaşın gördüğü manzara çok daha yalın, çok daha sert. Avcılar Gümüşpala Mahallesi Atlı Sokak’taki 4 katlı binada çıkan yangında aralarında çocukların da bulunduğu 20 kişi kurtarıldı, dumandan etkilenen 9 kişi hastaneye kaldırıldı. Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı. Bu haber, bir gecelik asayiş notu gibi okunup geçilecek türden değil. Çünkü insanın aklına hemen şu soru geliyor: Kendi evimizde ne kadar güvendeyiz?
Bir ülkenin gücü yalnızca dışarıda kurduğu temaslarla ölçülmez. Vatandaşın yaşadığı binada yangın çıktığında neyle karşılaştığı, sokağa çıktığında nasıl bir iklimin içine girdiği, çocuğunu hangi korkularla büyüttüğü de o gücün parçasıdır. Avcılar’daki yangın bize bir kez daha şunu gösterdi: Güvenlik dediğimiz şey sadece sınır, diplomasi ya da uluslararası masa değildir. Güvenlik, insanın kapısını kapatıp evine girdiğinde de başlamalıdır.
TikTok’ta nefret büyüyor
Üstelik mesele artık sadece bina güvenliğiyle sınırlı da değil. Bugün haber sitelerine ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, “Karagül” rumuzuyla bilinen bir TikTok yayıncısının canlı yayın sırasında tartıştığı bir kadına bıçakla saldırdığı, ardından da gözaltına alındığı aktarıldı. Olayın en çarpıcı yanı yalnızca şiddetin kendisi değildi; şiddetin kameraya oynar gibi, izleyici önünde, neredeyse sergilenerek yaşanmasıydı. Karagül’e yapılan ağır tahrikler olsa bile bu, gündelik hayatta bozulmanın ne kadar ileri gittiğini gösteren ayrı bir alarmdır.
Daha da dikkat çekici olan şu: Dünyada da benzer kaygılar büyüyor ama birçok ülkede buna artık açık açık müdahale çağrısı yapılıyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Meta, Snap, Google/YouTube, TikTok ve X yöneticilerini Downing Street’e çağırdı; çocukların çevrim içi güvenliği konusunda “öteye bakmanın seçenek olmadığını” söyledi ve hükümetinin bu alanda hızlı hareket edeceğini açıkladı. Reuters da Starmer’ın şirketlere çocukların çevrim içi güvenliği konusunda daha güçlü sorumluluk almaları için baskı yaptığını bildirdi. Yani başka ülkelerde ekranın içindeki tehlike de artık kamu düzeni meselesi sayılıyor.
Güçlü diplomasi ve can pazarı
Bizde ise aynı günün manzarasına bakın: Bir tarafta uluslararası forumda verilen güçlü diplomasi mesajları var. Öte tarafta apartman yangınından kurtarılmayı bekleyen insanlar, canlı yayında şiddeti izleyen kalabalıklar ve ekrana taşan güvensizlik duygusu var. Burada mesele dış politikayı küçümsemek değil. Mesele şu: İçeride hayat bu kadar kırılganken, dışarıdaki başarı hikâyesi vatandaşın zihninde eksik kalıyor. Çünkü insan önce kendi canına, kendi evine, kendi çocuğuna bakıyor.
Belki de artık şu cümleyi daha net kurmak gerekiyor: Dışarıda diplomasi elbette önemli. Ama içeride insanın hayatı bu kadar kolay tehdit altına giriyorsa, ortada tamamlanmış bir başarı tablosu yoktur. Bir ülkenin itibarı, sadece dünyaya ne söylediğiyle değil; kendi insanına nasıl bir güven duygusu verdiğiyle ölçülür. Avcılar'da meydana gelen yangın, canlı yayında gerçekleşen bıçaklı saldırı ve sosyal medya platformlarına yönelik artan küresel baskı, güvenliğin ertelenemez bir konu haline geldiğini göstermektedir. Bu durum, ülkenin öncelikli gündem maddelerinden biri olarak güvenliğin önemini vurgulamaktadır.