Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
9°
Ara

Fatih Belediyesi’nde parklar kime emanet?

YAYINLAMA:
Fatih Belediyesi’nde parklar kime emanet?

Bu soru, yalnızca Vezir Parkı için değil, kamusal alanın nasıl korunduğu için de sorulmalı. Çünkü bir park, adı üstünde halkındır. Çocuğun koşacağı, yaşlının oturacağı, mahallelinin nefes alacağı yerdir. Oraya masa sandalye konduğu anda mesele sadece birkaç eşya meselesi olmaktan çıkar; kamunun alanı özel kullanıma açılmış olur.
 

Geçtiğimiz günlerde görüştüğüm bir vatandaş, Vezir Parkı’nda halkın kullanımına açık alanların masa ve sandalyelerle doldurulduğunu, bu konuda defalarca şikâyet yapıldığını ama her defasında aynı manzarayla karşılaşıldığını anlattı. Anlatılanlara göre şikâyetler önce belediyeye gitmiş, sonuç alınamayınca CİMER’e taşınmış. Vatandaşa dönen yanıtta ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında işlem yapıldığı belirtilmiş. Ne var ki ceza kesilmesi sorunu çözmeye yetmemiş; masa ve sandalyeler kısa süre sonra yeniden yerine dönmüş. Dahası, konu Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan’a da iletilmiş olmasına rağmen vatandaşların anlattığına göre parkta değişen bir şey olmamış.
İşte tam burada asıl soru başlıyor: Bir yerde ceza var ama ihlal sürüyorsa, ortada gerçekten bir yaptırım var mı?
 

Fatih Belediyesi’nin kendi açıklamalarında da açık alan işgallerine karşı zabıta denetimi yapıldığı, masa, sandalye ve benzeri malzemelerin kaldırılması yönünde uyarıda bulunulduğu, ikaza rağmen devam eden işgallerde Kabahatler Kanunu’na göre cezai işlem uygulandığı belirtiliyor. Yani kural da belli, belediyenin tutumu da kâğıt üzerinde belli.
 

Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi de yetkili makamın hukuka uygun emrine aykırı davranan kişiye idari para cezası verilebileceğini söylüyor. Ancak mesele yalnızca “ceza yazıldı” demekle bitmiyor. Bu madde ilgili kanunda açık dayanak olan hallerde uygulanabiliyor ve belediye uygulamasında bu çerçeve, belediye kararlarına aykırılık halinde idari para cezası ile yasaklanan faaliyetin durdurulmasına kadar uzanıyor. 2026 yılı için bu cezanın güncel tutarı 3.705 TL.
 

Fakat mesele para değil

Bugün birçok işletme için birkaç bin liralık ceza, gerçekten caydırıcı bir yaptırım olmaktan çıkmış olabilir. Hele ki elde edilen kazanç, ödenen cezadan daha yüksekse, ceza bir yaptırım değil, neredeyse “kullanım bedeli” gibi görülmeye başlanır. O zaman da kamusal düzeni sağlamakla yükümlü idare, istemeden de olsa şu mesajı vermiş olur: “İhlal et, yakalanırsan ödersin.”
Vatandaşın isyanı da tam burada başlıyor. “O zaman ben de buraya bir çadır kurayım, ben de cezayı ödeyip hayatıma devam edeyim” sözü aslında hukuk düzenine duyulan güvenin aşındığını gösteriyor. Çünkü insanlar adalet duygusunu, sadece kuralın varlığıyla değil, o kuralın herkese eşit ve etkili uygulanmasıyla ölçer.
 

Parkı korumak belediyenin asli görevi

Bir belediyenin görevi yalnızca ceza makbuzu düzenlemek değildir. Asıl görev, kamuya ait alanı gerçekten kamuda tutmaktır. Şikâyet geliyorsa incelemek, ihlal varsa kaldırmak, tekrar ediyorsa daha etkili işlem yapmak zorundadır. Aksi halde mesele Vezir Parkı’yla sınırlı kalmaz. Bugün parkta masa olur, yarın kaldırımda duba, öbür gün çocuk oyun alanında başka bir fiili işgal başlar.
Park dediğiniz yer belediyenin tapusunda olabilir ama hakkı halkındır. O hak, göz göre göre daraltılıyorsa, vatandaşın sorması gereken soru gayet nettir: Fatih Belediyesi parkları gerçekten koruyor mu, yoksa yalnızca şikâyetleri kayıt altına almakla mı yetiniyor?
Bir parkın ortasına masa sandalye koymak küçük bir ihlal gibi görülebilir. Oysa bu, şehir hayatında çok daha büyük bir sorunun işaretidir: Kamusal alanın sessiz sessiz özelleştirilmesi.
Ve bu soruya artık açık cevap verilmelidir: Vezir Parkı halkın mı, yoksa fiilen işgal edenin mi?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *