Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
10°
Ara

ABD'nin zorla hegemonya kurması üzerine

YAYINLAMA:
ABD'nin zorla hegemonya kurması üzerine

ABD'nin küresel güç inşaası, askeri "zafer"lerden ziyade, çok katmanlı bir hegemonya inşaasına dayalıdır. Bu hegemonya; askeri kapasite, diplomatik ağlar, ideolojik/algısal ve en önemlisi geliştirilmiş yeni sömürge ilişkileri çerçevesinde işbirlikçi yönetimlerin bileşimiyle şekillendiriliyor.
 Tarihsel olarak bakıldığında ABD'nin dahil olduğu  savaşların  büyük bir bölümü çok uluslu koalisyonlarla birlikte yürütülmüştür. Durum böyle iken askeri "başarı"ların tamamı ABD hanesine yazılmıştır. Örneğin; birinci ve ikinci dünya paylaşım Savaşı ve Kore Savaşı.
Kore Savaşı; 21 ülkenin katıldığı çok uluslu bir blok olmasına rağmen, -ki kazanılan bir durumda söz konusu değil pata bir durum- Kore; Güney ve Kuzey olmak üzere ikiye bölünmüştür.  Sanki ABD tek başına savaşmış gibi bir algı oluşturulmuş, dünya kamuoyuna kurtarıcı olarak lanse edilerek, Güney Kore ABD'nin sömürgesi olmuştur. 
 

Irak, Afkanistan ve diğer tüm savaşlar benzer düzlemlerde gerçekleşmiş, Nato ve uluslararası güçler devreye sokulmasına rağmen ABD yenilmiştir. Örneğin, Afkanistan'dan nasıl kaçtığı tartışılmaz. Ama güçlü ve demokrasi havarisi ABD hep gündemde tutulur.
 ABD'nin küresel sistem içerisindeki örgütleyici rolü ve "korkulan" bir güç olması sadece askeri kapasitesi ile ilgili değil. Esas gücü zihinleri teslim alan ve karşı konulamaz konuma yükseltilen algısı; sol içine de sızmış işbirlikçiler ve emperyalizme bağımlı ülkeler  üzerinden oluşturuluyor. 
 

Devamla; küresel sistem üzerinde ki etkisi,  Uluslararası kurumlar ve ittifaklar (NATO, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER, AVRUPA BİRLİĞİ,  BÖLGESEL/YEREL İKTİDARLAR  vs) üzerinden kurduğu kontrol mekanizmalarıyla hegemonyasının sürekliliğini sağlıyor. 
ABD'nin "başarı"lı olduğu bir dönem var; CİA, PENTEGON ve yerli işbirlikçilerle birlikte tezgahladığı askeri faşist darbeler dönemi. Son dönemde bilinçli olarak öne çıkarılan Zelenski'yi Beyaz Saray'da teslim alma görüntüsü ve işbirlikçilerin Maduro'yu teslim etme operasyonlarıdır. Karşı konulamaz "güç" algısı üzerinden, İran'a karşı başlatılan haksız ve hukuksuz savaştır. Şişirilmiş güç, gerçek direnişle karşılaştığında yenilgi kaçınılmaz oluyor.
 

İlk günden itibaren yazdık ve tarihe not düştük; ABD-İSRAİL YENİLECEKTİR. KAÇIŞLARINI; HEDEFLERİMİZE ULAŞTIK BAHANESİYLE KAMUFLE EDEREK, GİZLEMEYE ÇALIŞACAKLARDIR. 
 

Geldiğimiz nokta da budur. 
Emperyalizmin bu tarihi yenilgisi;
1. Büyük Ortadoğu Projesi, 3.aşamasında kilitlenmiştir,
2. Abraham Antlaşmaları çerçevesinde ülkeleri teslim alma veya etkisizleştirme operasyonları özelliğini yitirecektir, 
3. Başta bölge ülkeleri olmak üzere tüm sömürge ülkeler ABD ve İSRAİL'in karşı konulamaz olmadığını görmüştür. 
Bu gelişmeler; 1973'de Kralı Faysal'ın petrol akışını durdurması, Nasır, Kaddefi gibi figürlerin öne çıkmasını ve bağımsızlıkçı hareketlerin güç kazanmasını sağlayacaktır, 
4. Çin'i ve Rusya'yı çevreleme politikası şimdilik dondurulmuş,
5. Nato, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği gibi kurumlar içinde ki liderlik gücü tartışılır hale gelmiştir. Ve bu kaybediş  birçok gelişmeye de gebedir.
Esas olarak, İran'da yenilgiye uğrayan Abd-İsrail bloğu, Emperyalizme ve faşizme karşı dünya genelinde mücadelelere gebedir.
Korku duvarı aşılmıştır.
Bizlere düşen görev; bulunduğumuz her yerde ve ülkede enternasyonel dayanışma içinde olmak, emperyalizme ve faşizme karşı mücadeleyi yükseltmektir.

Sonuç olarak İran halkı, savaş literatürüne yeni bir kavram kazandırmıştır. Yok edici bombardımanlara rağmen alanlarda var olma pratiği, kitlesel ve destansı bir direnişe dönüşerek savaşın seyrini belirlemiş; savaşan orduya güç verip olası çözülmeyi engellemiştir. Güneş doğudan yükselirken, bunun yakıcı bir güce dönüşmesi ve diktatörlüklerin yenilgisi artık tüm halk güçlerinin elinde. 
 

Gelecek gün:

Yeni gelişmeler ışığında Büyük Ortadoğu Projesi, Türkiye’de yeni devlet oluşum süreci ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar perspektif(sizliğ)i.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *