Yerel yönetimlerde ikinci perde; artık radikal karar alma zamanı
Reform konuşuluyor. Ama asıl soru şu: Gerçekten değişim olacak mı? Yerel yönetim reformu artık bir tercih değil, zorunluluktur. Ancak bu reform yalnızca plan ve vizyon belgeleriyle değil;
sahadaki gerçek sorunlara dokunarak yapılmalıdır. Memur olmayan ve kanuni sorumluluk taşımayan şirket personeli statüsündeki kişilerin idareci pozisyonlara getirilmesi yaygınlaşmıştır. Sınavsız personel alımı, kurumsal yapıyı zedelemekte ve liyakat sistemini ortadan kaldırmaktadır. Vekaleten yapılan görevlendirmeler kalıcı hale gelmiş; geçici çözümler sistem haline dönüşmüştür.
Bu yapı; kurumsal disiplini zayıflatmakta, karar mekanizmalarını belirsizleştirmekte, sorumluluğu ortadan kaldırmaktadır.
Görevden alınan bazı idareci personelin aktif bir görev verilmeden sistem içinde tutulduğu, hatta çoğu zaman fiilen işe gelmeden maaş aldığı yönünde ciddi sorunlar bulunmaktadır. Bu durum kamu kaynaklarının israfına, çalışma düzeninin bozulmasına ve kurumsal disiplinin zayıflamasına neden olmaktadır. Bu nedenle tüm kamu kurumlarını kapsayacak şekilde merkezi bir kartlı geçiş sistemi kurulmalı; personelin işe giriş-çıkışları ve gün içi hareketleri dijital olarak kayıt altına alınmalıdır.
Kart, parmak izi ve biyometrik doğrulama yöntemleri birlikte kullanılarak suistimallerin önüne geçilmeli; sistem manipülasyona kapalı ve denetlenebilir hale getirilmelidir. İşe gelmeden maaş alınan bir sistem sürdürülebilir değildir ve derhal sona erdirilmelidir.
Belediye başkanlarının temsil ve ağırlama giderleri çoğu zaman yeterli denetime tabi değildir.
Belediyeye ait restoran, kafe ve taşınmazların doğrudan belirli kişilere verilmesi gibi uygulamalar şeffaflık ilkesini zedelemektedir. Doğrudan temin ve benzeri yöntemlerle yapılan işlemler, rekabeti ortadan kaldırmakta ve kamu zararına yol açmaktadır. Belediye başkanları ve tüm idareci kadrolar, mal beyanlarını yıllık olarak vermeli; bu beyanlar ilgili kurumların bağlı olduğu ita amirlerine sunulmalı ve denetime açık şekilde kayıt altına alınmalıdır. Yerel yönetimler tarafından üretilen konutların, idarecilere ve belediye personeline yönelik satış işlemleri şeffaf, izlenebilir ve denetime açık şekilde kayıt altına alınmalıdır. Tüm satışlar eşitlik ilkesi çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.
Sosyal denge tazminatı ödemeleri yasal sınırları aşmamalıdır. Sınırı aşan her uygulama kamu zararı olarak değerlendirilmeli ve sorumlulardan rücu edilerek tahsil edilmelidir. Sayıştay raporları raflarda bekleyen belgeler olmamalıdır. Tespit edilen her kamu zararı tahsil edilmeli, her bulgu işlem görmeli ve denetim sonuçları fiilen uygulanmalıdır. İdareciler tarafından lojman olarak kullanılan belediye konutları tasfiye edilmeli; kamuya ait bu taşınmazlar şeffaf ve kamu yararı esas alınarak değerlendirilmelidir. Tüm hizmetler için araç temini bireysel tahsis yerine belediye araç havuzu sistemi üzerinden karşılanmalıdır. Belediyeye ait tüm araçlarda zorunlu araç takip sistemi bulunmalı; kullanım ve hareketler kayıt altına alınmalıdır. Belediye araçları üzerinde resmi logo ve “Belediye Aracıdır” ibaresi açık şekilde yer almalı; plakalar resmi araç olduğunu gösterecek şekilde ayırt edilebilir olmalıdır. Yakıt tüketimleri düzenli olarak izlenmeli, tüm alımlar kayıt altına alınmalı ve denetime açık hale getirilmelidir. Keyfi ve kontrolsüz araç kullanımı kesin olarak son bulmalıdır.
Şeffaflık zayıfladığında kaybeden kamu olur.
Şişen kadrolar, artan borçlar
Bugün birçok belediyede; ihtiyaç dışı personel artışı, verimsiz iş gücü dağılımı, kontrolsüz harcamalar ciddi bir mali yük oluşturmuştur. Aşırı personel yükü, belediyeleri sürdürülemez bir yapıya sürüklemektedir. Birçok belediye yüksek borç yükü altında hizmet üretmeye çalışmaktadır.
Bu tablo sürdürülebilir değildir.
İmar ve planlama
İmar planları ve kat yükseklikleri, çoğu zaman hızlı ve parçalı şekilde değiştirilmektedir. Bu değişiklikler uzun vadeli şehir planlamasından uzak, kısa vadeli yaklaşımlarla yapılmaktadır.
Sonuç; yoğunluk artışı, altyapı yetersizliği şehir kimliğinin kaybı Şehirler planla değil, parsel bazlı kararlarla büyütülmektedir.
Köyler yeniden hayat bulmalı
Köy statüsünden çıkarılarak mahalleye dönüştürülen yerleşimlerde, kırsal yaşamın doğal dengesi bozulmuş, üretim odaklı yapı zayıflamıştır. Köylerin mahalleye dönüştürülmesi uygulaması yeniden gözden geçirilmeli; kırsal üretimi destekleyen, yerel yaşamı koruyan bir anlayışla köy statüsü yeniden ihya edilmelidir. Tarım ve hayvancılığın sürdürülebilirliği için köyler güçlendirilmeli; şehirleşme politikaları kırsalı yok eden değil, yaşatan bir modele dönüştürülmelidir.
Köyünü kaybeden bir ülke, üretimini ve geleceğini de kaybeder.
Artık karar vermeli
Tüm bu tablo bize şunu söylüyor; Artık küçük düzenlemeler yeterli değildir. Artık radikal kararlar alınmalıdır. Liyakat esaslı personel sistemi kurulmalı. Sınavsız alımlar son bulmalı. Vekaleten görevlendirmeler istisna haline getirilmelidir. Kamu harcamaları sıkı denetime alınmalıdır. Belediye varlıkları şeffaf şekilde yönetilmelidir. Personel sayısı ihtiyaca göre yeniden düzenlenmelidir. İmar planları bilimsel ve bütüncül şekilde ele alınmalıdır
Sonuç; Yerel yönetim reformu; sadece mevzuat değişikliği değil aynı zamanda zihniyet değişimidir
Bugün alınmayan kararlar, yarının daha büyük sorunları olacaktır.
Ve artık şu noktadayız:
Ya sistemi biz değiştireceğiz,
ya da değişmeyen sistem bizi değiştirecek.